Cinayetten Fazlası
Puan vermedi·
Evet arkadaşlar bir kitabın daha sonuna geldik yine şimdi inceleme yazma vakti geldi. Öncelikle kitabı okurken kendimi bir polisiye romanın içinde değil de insanların yarım kalmış hayatlarının arasında dolaşıyormuş gibi hissettim. Elbette ortada çözülmesi gereken olaylar ve cinayetler var ama kitap bittiğinde aklımda kalan şey bunlar olmadı. Daha çok karakterlerin taşıdığı yalnızlıklar, pişmanlıklar ve geçmişlerinden kurtulamamaları kaldı. Polisiye romanlarda genellikle merak duygusu ön planda olur. Bu kitapta ise merak kadar insan hikâyeleri de dikkat çekiyor. Ahmet Ümit'in en sevdiğim yönlerinden biri bu zaten. Karakterlerini sadece bir olayın parçası olarak bırakmıyor. Her birinin ayrı bir hikâyesi, ayrı bir yarası var. Bu yüzden bazı karakterlerle birkaç sayfa geçirmiş olsanız bile onları unutmuyorsunuz. Kitap boyunca beni düşündüren şeylerden biri de aşkın ele alınış biçimi oldu. Buradaki aşk, insanı mutlu eden masum bir duygu gibi değil. Daha çok geçmişten çıkıp gelen, insanın peşini bırakmayan bir hatıra gibi duruyor. Bazen bir özlem, bazen bir yara, bazen de insanın bütün hayatını etkileyen bir yük hâline geliyor. Kitabın adının neden Aşkımız Eski Bir Roman olduğunu okudukça daha iyi anladım. Romanın atmosferini de çok sevdim. Özellikle İstanbul'un sokakları ve arka planda duran şehir hissi hikâyeye ayrı bir derinlik katıyor. Şehir bazen olayların geçtiği bir mekân olmaktan çıkıp romanın karakterlerinden biri hâline geliyor. Kitaba dair tek eleştirim, bazı bölümlerde olayların çözümünün beklediğimden daha hızlı ilerlemesi oldu. Karakterlerin iç dünyasına gösterilen özenin bir kısmını final bölümünde de görmek isterdim. Ancak bu durum romanın genel etkisini azaltmıyor ve bu durum hikâyeden kopmama neden olmadı. Kitabı bitirdiğimde katilin kim olduğundan çok
İnceleme
Aşkımız Eski Bir RomanAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202331,4bin okunma
Taptaze bir gelecek için açmaya başlamış gonca bir şair
10/10
·90 syf.··
2026 38. kitabı
Bir öğretmen arkadaşım sayesinde tanıştım bu genç arkadaşımızla. İnstagramdan takip ettim ardından kitabı yeniden baskıya girince kaçırmadan elimize aldık. İyi ki de aldık. Yaz Bana şiiriyle tanıdık çoğumuz, bu bize aslında bi davetiydi şairin,beni tanıyın demenin en güzel haliydi. Kitabın içeriğini değil de bende bıraktığı hissi paylaşayım sizlerle. Artık kalkman gereken bir misafirliktesindir ama ortam da muhabbet de öyle güzeldir ki kalkasın gelmez ya işte tam öyle bir halin içindeydik bu güzel kitabı okurken. Bitmesin diye küçük küçük ısırdığım çikolatamın tadı vardı her sayfasında ben de ufak ufak bitirdim mısraları. Her mısrasında hüzünlü bir tebessüm eşlik etti. Çok yerde denk geldim kendime, altımı çizdim sık sık. Bu kadar çok karşılaşacağımı beklemiyordum kendimle. Yaşadığım bu keşfin uzun bir süre tadını çıkaracağım o kesin. Önce herkese mutlaka okumasını ardından da okuyacak herkesin kurşun kalemini yanında bulundurmasını tavsiye ediyorum. Çizilecek, yıldızlanacak çok yer var. Kalemi daim olur umarım bu güzel şairin:))
Sevda ÇiçeğiAyşegül Kızılarslan · Derkenar Kitap · 202646 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kitap Yorum
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 11:20
Merhaba Arkadaşlar, bugün sizlere bende gerilim ve gizem hissini uzun süre bırakan bir kitapla geldim. Bu kitap; sırlar, ihanetler ve geçmişin karanlık yüzüyle örülü, psikolojik gerilim tarafı güçlü bir roman. Okurken sürekli "Acaba Gerçek Ne?" diye düşündüren, merak duygusunu son sayfaya kadar canlı tutan bir hikayeydi benim için. Mert'in şüpheli ölümüyle ilgili başlayan olaylar, Sara'nın yıllar sonra gerçekleri ortaya çıkarmaya çalışmasıyla daha da karanlık bir hal alıyor ve ortaya çıkan sırlar herkesi geri dönülmez bir hesaplaşmanın içine sürüklüyor. Küçük bir köy evinde geçen olayların yarattığı kasvetli atmosfer ise hikayeyi çok daha etkileyici hale getiriyor. Ben en çok kitabın kasvetli atmosferini, karakterlerin duygularını okuyucuya geçirebilmesini ve ters köşe detaylarını sevdim. Bazı sahneler gerçekten şaşırtıcıydı ve kitabın havasını çok başarılı buldum. Bu güzel kitap için sevgili yazarımız @niluferall 'a teşekkür ederim. Kalemine ve yüreğine sağlık.
1000Kitap
Av KapanıNilüfer Al · Doğan Solibri Yayınları · 20263 okunma
Aşkı Memnu?
Puan vermedi·1062 syf.··
2026 17. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 01:37
Nerden başlayacağımı bilmemekle beraber yazmak istediğim çok şey var. Öncelikli olarak kitaptan ne beklediğimi ve ne bulduğuma değinmek istiyorum. (spoiler) Dünya klasiği, Tolstoy, dönemin şartları gibi durumlar birleştiğinde ben muazzam bir eser okuyacağımı düşünmüştüm. Buradan eseri kötülediğim anlaşılmasın ama ben gerçekten daha farklı bekliyordum. Aşk, aldatma, eli elinin cebinde muhabbetinin bu denli yoğun olacağını düşünmemiştim. Daha felsefik ve tarihi bakışları olan, aşk üzerinden dozunda ders veren her anlamda yeterli bir eser beklemiştim. Türk dizilerinden kaçan, Aşkı Memnu okumayan kendime dünya klasiği adı altında hepsini yaşattım gibi hissettim. ''Abartıyorsun, sen olayı anlamamışsın kitapta karakter analizi vardı'' diyecek olanlar sakin olsun. Biliyorum haklısınız, dönemin şartları gereği kadın çok güzel yansıtılmış. Ergenliğe girdiği an sosyete güzellemeleri ile kendine koca bulmaya çalışan, bulduğunda cicim ayları gereği dünyanın en mutlu insanı gibi hisseden kadının evlendikten sonra eşinin onu aldatmasını ve bu duruma müdahale edemeyip (ahlaksız ilan edilir) sineye çekmesini; sıra sıra çocuklar yapıp güzelliğini, mutluluğunu kaybedip hayattan bezmesini adım adım çok güzel yansıtmış kitap. Kitapda ki '' Neye yarayacak bunca didinme? Benim rahat bir dakika yüzü görmeden kah gebe kah çocuk emzirerek her an öfkeli her an huysuz, acı çekerek başkalarına da acı çektirerek kocasının tiksindiği kadın olarak ömrümü tüketmemden başka neye yarayacak? '' Alıntısından bu söylediklerime hak vereceksinizdir. ​ Kitabın ana karakteri olan Anna'nın durumu başlı başlına inceleme gerektirir. Keza Levin içinde aynı durum söz konusu. Ben kısaca ikisi hakkında da fikrimi söyleyeyim.Kocasını sevmeyen, hayatından memnun olmayan Anna'nın, kocasını açık seçik aldatmasını
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,6bin okunma
7/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
Alice Feeney / Güzel Çirkin İlk sayfasından itibaren sizi bir gizemi çözmeye, nedenleri ve sonuçları üzerine düşünmeye davet eden psikolojik gerilim türünde bir kitap Güzel Çirkin. Grady’nin en büyük hayali kitaplarının çok satanlar arasına girmesiydi. Hayaline kavuştuğu gün ise sevgili eşi gizemli bir şekilde kayboldu. Gazeteci olan ve işi gereği tehditler alan eşi Abby kaçırılmış mıydı yoksa ölmüş müydü? Ya da herkesin fısıldadığı gibi onu terk mi etmişti? Kimse Abby’ye ne olduğunu bulamadı. Aradan geçen bir yıl boyunca Grady hem bilinmezliklerle hem de hayatın gerçek yüzüyle sınandı. Yaşamak için paraya, bunun için de yazmaya ihtiyacı vardı. Yayımcısının önerisiyle Londra’dan ayrılıp İskoçya’daki Amberly Adası’na gitti. İstediği sessizliğe, güzel bir manzaraya ve onu hiç terk etmeyen Labrador cinsi sadık dostu Colombo’ya sahipti. Artık geçmişi geride bırakıp yeni çok satanlar arasına girecek kitabını yazacaktı. Ancak gerçeklerin bazen kurgudan daha şaşırtıcı ve daha can yakıcı olabileceğini düşünememişti. Karanlık bir atmosfere ev sahipliği yapan ada, şüpheli davranışlarıyla merak uyandıran halkı ve sakladığı sırlarıyla tıpkı Grady gibi sizi de sislerin arasında bir yolculuğa çıkarıyor. Gizemli bir giriş yapılınca soruların cevaplarını bulmak adına sayfaları merakla çevirdim. Özellikle adanın atmosferi ve karakterlerin gizemi fazlasıyla merak uyandırdı. Yazarın daha önce kitaplarını okuduysanız finalde sizi bekleyen ters köşeyi az çok hissedebiliyor, okurken bıraktığı ipuçlarını yakalayabiliyorsunuz. Grady ve kaybolmadan bir hafta öncesini anlatan Abby olmak üzere ikili bir anlatım var. Kitabın yarısında ne olduğunu tahmin etsem de neden sorusunun cevabını finalde alabildim. Başlangıcı gizemiyle, gelişmesi atmosferiyle akıp gitti ama finali bende büyük bir etki
Güzel ÇirkinAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20251,965 okunma
8/10
·336 syf.··
2026 179. kitabı
Üç Kutuplu Türkiye #okudumbitti Zülfü Livaneli’nin daha önce pek çok kitabını okudum. Onu bu kez romanlarıyla değil, Türkiye’nin yakın geçmişine ışık tutan yazılarıyla okumak benim için farklı ve oldukça etkileyici bir deneyim oldu. Selçuk Avar’ın Livaneli’nin çeşitli dönemlerde yayımlanan yazılarından hazırladığı bu seçkiyi okurken en çok zaman duygum şaştı. Aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen bazı meselelerin hâlâ aynı hararetle konuşulması, hatta kimi ayrılıkların daha da keskinleşmesi ister istemez “Biz bunca zamandır neden birbirimizi duyamıyoruz?” diye düşündürdü. Kitabın adındaki üç kutup; siyasal İslam, Türk milliyetçiliği ve Kürt hareketi. Fakat Livaneli bu başlıkları yalnızca siyasi kavramlar olarak ele almıyor. Bu ayrışmanın hayatımıza, dilimize ve birbirimize bakışımıza nasıl yerleştiğini de gösteriyor. İnsanların düşüncelerinden önce hangi gruba ait olduklarına bakılması, okurken üzerinde en çok durduğum konulardan biri oldu. Livaneli’nin her görüşüne katılmak zorunda hissetmeden onu dinleyebildim; kitabın bence en güzel yanı da buydu. Okuru belirli bir tarafa çekmeye çalışmaktan çok, yaşananları kendi birikimi ve tanıklıkları üzerinden anlatıyor. Yer yer kızgınlığını, hayal kırıklığını ve endişesini hissediyorsunuz ama bütün bunların altında ülkesinden vazgeçmeyen bir insanın sesi var. Ben kitabın merkezinde siyasetten önce “bir arada kalabilmek” meselesini gördüm. Aynı düşünmek zorunda değiliz ama aynı hukuk karşısında eşit, birbirinin kimliğine ve kültürüne saygı duyan insanlar olarak yaşayabilmeliyiz. Çünkü birbirimizi yenmeye çalıştığımız sürece, sonunda hep birlikte kaybediyoruz. Yazıların yıllar sonra bile güncelliğini koruması Livaneli’nin güçlü gözlemciliğini gösterirken ülkemiz adına biraz da içimi burktu. Bazı uyarıların zamanında
Üç Kutuplu TürkiyeZülfü Livaneli · Livaneli Vakfı · 202669 okunma