10/10
·144 syf.··
2026 96. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 20:49
Efsaneler çağı serisinin ilk kitabı olan Eros ile karşınızdayım. Öncelikle söyleyebileceğim bence bu kitap aşkı romantik bir duygu olmaktan çıkarıp çok ayrı bir yere taşıyor. Bu kitapta Eros sadece aşk tanrısı olarak anlatılmıyor, daha çok insanın içindeki eksiklik hissinin ve sevilme arzusunun bir sembolü gibi işlenmişti diyebilirim. Mitoloji okumayı seviyorum ama burada hoşuma giden şey sadece efsaneleri anlatıp geçmemesi oldu. Eros, Afrodit ve Psykhe üzerinden aslında günümüzde insanların ilişkilerini, bağ kurma isteğini ve içimizdeki boşluk hissini sorgulatıyordu. Bazı yerlerde neden insanlar sürekli bir şeyleri eksik hissediyor? sorusu üzerine düşündürdü. İnsanların yüzyıllardır değişmeyen bir ihtiyacını, yani sevilme arzusunu merkezine koyuyor. Kitap, geçmişten günümüze insanların neden sevgi aradığını, neden içlerindeki boşluk hissini doldurmaya çalıştığını ve ilişkilerde neden sürekli bir eksiklik duygusuna kapıldığını sorguluyordu. Açıkçası kitap boyunca bende ilişkileri mi sorgulayıp durdum. Uff bırakmıştım bu işleri. Yazar kafamı karıştırdı iyi mi? Eros’un okları bu kez kalbe değil, insanın içindeki eksiklik hissine dokunuyor ve sevilme ihtiyacının geçmişten bugüne uzanan hikâyesini anlatıyor. Kitap bittiğinde kahvem yarım kalmış ve soğumuştu. Yani sizin anlayacağınız kitap kendini bir kahve içimlik okutuyor. Ve yine buradan anlayacağınız gibi o kadar çok hikayenin içine katıyor ki sizi kahvenizi bile unutturuyor. Hızlı ve keyifli okunan çok güzel bir kitaptı. Geçmişten günümüze aşkı okumak sevilme ihtiyacını derinlemesine işlemek bence güzel bir bakış açısıydı. Eğer mitolojiye ilginiz varsa ve psikolojik tarafı ağır basan kitapları seviyorsanız şans verilebilir. Lakin tamamen roman gibi akıcı bir hikâye bekleyenler için biraz daha düşünsel kalabilir.
1000Kitap
ErosTuğba Sarıünal · Destek Yayınları · 20262 okunma
Kaçırılmaması Gereken Bir Yolculuk
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 19:50
Matt Haig’le tanışmam yaklaşık dört yıl önce Gece Yarısı Kütüphanesi sayesinde oldu. O kitap yalnızca çok sevdiğim bir roman olmakla kalmadı, bazı şeylere bakışımı gerçekten değiştirdi. Sonrasında yazarın Türkçede yayımlanan tüm kitaplarını okudum. Bu yüzden Gece Yarısı Treni duyurulduğunda heyecanlanmam kaçınılmazdı. Elbette bu bir devam kitabı değildi ve Gece Yarısı Kütüphanesi’nin de böyle bir devam hikâyesine ihtiyacı yoktu. Ama aynı evrende geçen yeni bir hikâye fikri beklentimi oldukça yükseltmişti. Romanın merkezinde, hayatının büyük bölümünü işle geçirmiş kitap zinciri sahibi Wilbur Budd var. Seksen bir yıllık ömrü boyunca pek çok şey kazanmış olsa da bunun bedelini en çok sevdiği insanı, Maggie’yi yavaş yavaş kaybederek ödemiş. Yıllar sonra gelen bir telefon, Wilbur’a kaybettiklerini geri kazanma umudu verirken bu kez karşısına ölüm çıkıyor. Ve ardından Gece Yarısı Treni... Wilbur bu trenle hayatının en parlak ve en karanlık anlarına doğru bir yolculuğa çıkıyor. Ancak bu yolculuğun önemli bir kuralı var: Geçmişteki haliyle konuşmamak. Peki siz hayatınızın yönünü değiştiren o ana yeniden dönme şansınız olsaydı gerçekten sadece izlemekle yetinebilir miydiniz? Yoksa bambaşka bir hayatın ihtimali uğruna kuralları çiğnemeyi göze alır mıydınız? Gece Yarısı Kütüphanesi bende yıllar önce nasıl güçlü bir etki bıraktıysa, Gece Yarısı Treni de beni hayal kırıklığına uğratmadı. Aynı evrende geçen bu hikâye, tanıdık duygular taşısa da tamamen kendi ayakları üzerinde duran bir roman. Hüzünlü, umutlu, düşündüren ve akıp giden bir okuma oldu benim için. Matt Haig’i sevenler için yine kaçırılmaması gereken kitaplardan biri.
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026297 okunma
Reklam
Hayal kırıklığı
Puan vermedi·560 syf.··
2026 30. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 20:16
Muhteşem bir konu, muhteşem bir hayal dünyası. Ne yazık ki bu kadar güzel bir konu ve kurgu boşa harcanmış. Sarı Yüz kitabının gerçek olduğuna inanasım geliyor. Bir insan kendi yarattığı bir hayal dünyasını anca bu kadar boşa harcar. Sanki konu başkasının, taslak başkasının ve Kuang bu konu üzerine ve taslak üzerine bir şeyler yazmaya çalışmış gibi hissettiriyor. Onlarca olay örgüsü, onlarca son yazılabilecekken çok saçma bir örgü ve son yazılmış kitaba. Bu konu ve hayal dünyası farklı bir yazarın elinde başyapıt olabilecekken bende hayal kırıklığı oluşturdu sadece. Aynı şeyi Katabasis kitabında da yaşadım, sanırım uzun bir süre Kuang okumayacağım. Yüzlerce sayfanın ardında kalan sadece hayal kırıklığı oldu…
Yanan TanrıR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 2022785 okunma
Bir Kimlik, İki Karakter: İyilik ve Kötülüğün Savaşı
8/10
·104 syf.·
2026 66. kitabı
Dr. Jekyll’ın içindeki karanlık yönü temsil eden Bay Hyde’ın giderek kontrolsüz hale gelişini okurken, insanın bastırdığı duyguların tamamen yok olmadığını, aksine daha yıkıcı bir şekilde ortaya çıkabileceği ve bu durum bana insanın kendi iç dünyasıyla yüzleşmesinin ne kadar önemli olduğunu düşündürdü. Okurken en çok etkilendiğim noktalardan biri de şu oldu: Dışarıdan saygıngörünen bir kişinin içinde ne kadar farklı bir dünya olabileceği. Bu durum, insanların göründükleri gibi olmayabileceğini bir kez daha hatırlattı. Genel olarak kitap, bende insan psikolojisine dair daha derin bir farkındalık oluşturdu. Gerilimi sürekli elinde tutan, okuması hızlı, farklı tür bir kitap okumak isteyenlere öneririm.
Dr. Jekyll ile Bay HydeRobert Louis Stevenson · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,1bin okunma
7/10
·404 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 19:57
Kirke, büyük övgüler alan bir roman olmasına rağmen bende beklediğim etkiyi yaratmadı. Yunan mitolojisini seven bir okur olmama rağmen anlatım zaman zaman fazla dağınık ve ağır geldi. Romanın ilk bölümlerinde Kirke'nin sürgünü, yalnızlığı ve büyücülüğünü keşfetmesi ilgimi çekti. Ancak hikâye ilerledikçe tempo belirgin şekilde düştü. Özellikle oğlunun doğumundan sonra anlatı daha durağan bir hâl aldı. Karakterin iç dünyasına yapılan uzun yolculuklar, olay örgüsünün önüne geçti. Bu durum, güçlü bir hikâye akışı arayan okurlar için yorucu olabilir. Dilinin özenli olduğu ve karakter derinliği sunduğu inkâr edilemez. Buna rağmen roman beni duygusal olarak içine çekmeyi başaramadı. Edebî değerini kabul etmekle birlikte, benim için beklentilerin altında kalan ve zaman zaman sıkılarak okuduğum bir kitap oldu.
Edebiyat
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,3bin okunma
21/06
8/10
·210 syf.··
2026 7. kitabı
Bu aralar popüler olmuş kitapları okumaktayım. Ben de bu düzene düştüm arkadaşlar. Kitaptan bahsedecek olursam övüldüğü kadar var diyemem ama yine de ben mi kitabı bitirdim kitap mı beni bitirdi bilmiyorum. Sebebine gelirsem gerçekten duygulandığım, ağladığım birkaç nokta oldu. Örneğin ( bundan sonrası spoiler içerebilir.). Youqing’in öldüğü sahne beni benden aldı sadece o da değil Fugui’nin zaten sıra bende diye düşünmesine rağmen sevdiklerini sırasıyla kaybetmesi ve bizim kitabın kapağındaki altı çizginin ne demek olduğunu kavramamız… Bunlar beni gerçekten kitaba çekti. Kitaptan duygusal olarak çok etkilendim ancak başta dediğim övüldüğü kadar yok meselesine gelirsem ben yazarın dilini çok yalın ve sade buldum daha derin bir anlatım biçimi sunabilirdi diye düşünmekteyim yani bence basit bir kitaptı ama olay örgüsü açısından değer verdiğim bir kitap oldu benim için.
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,5bin okunma
Reklam
Reklam