Puan vermedi·690 syf.··
2026 7. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:28
Harry Potter 11 yaşımdan beri çok sevdiğim bir seriydi ama bir türlü kitaplarını okumamıştım ve okuduktan sonra da filmlerin ne kadar eksik olduğunu fark ettim. Birçok yan karakter yok, birçok ana karakterin derinliği yok, çoğu "haa ondaan..." diye aydınlanacağımız detay yok. Tabii ki filme her şeyi sığdırmak mümkün değil ama 'kitaplar ne kadar farklı olabilir ki' adlı savım geri döndürülemez bir şekilde çürütüldü. Kitap serisi ve karakterler bende filmlerde olduğunda çok çok farklı yerlere sahip oldular. Sevdiğim karakterleri daha çok sevdim ve anlayamadığım ilişkileri anladım (ör. ginny&harry, hermione&ron) spoiler içerebilir!! Yazar yanlışlıkla mutlu falan olursak diye savaş sonrasını beş satır yazmış neredeyse. Açıkçası sonrası için merak ettiğim tonlarca şey vardı. En basitinden golden trio 7. sınıfı sonradan okudu mu, hangi meslekleri seçtiler, savaş sonrası insanlar nasıl toparlandı, neler yaşandı , travmalarını nasıl atlattılar, nasıl mutlu oldular? 19 yıllık zaman atlaması baya insafsızcaydı bana göre...Mesela George Fred'in ölümüne ne tepki verdi? Lupin'in oğlu nasıl büyüdü? Grimmauld meydanı kimsesiz kalmaya devam mı etti? gibi gibi. Tabii ki tüm sorularım cevaplanamaz ama bir Voldemort tehlikesi olmadan, korku ve endişelerinden özgür karakterlerin mutluluklarını biraz daha görebilirdik. Bu kitap serisine o kadar alıştım ki başka kitap okumak bana çok garip gelecek bir süre sanırım....
Harry Potter ve Ölüm YadigarlarıJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 201628,8bin okunma
Puan vermedi
#OkudumBitirdim Güzel Çirkin/Alice Feeney Ters köşeleriyle dikkat çeken, daha öncede üç kitabını okuduğum AliceFeeney, her kitabında Akıcı anlatımı, abartısız betimlemeleri ile yer eden yazar. Sanki bu kitabında sonunu aceleye getirmiş gibi çok iyi bağlayamamış oldu bittiye getirmiş son sayfalara kadar merakla okuduğum kitap bittiğinde bumuymuş duygusu yaşattı açıkçası bende Yazar Grady Green, eşi Abby’nin arabasını uçurumun kenarında bulduğunda aracın sürücü kapısı açıktı ama ondan hiçbir iz yoktu. Yazar Grady, eşi Abby’e ne olduğunu bilmemesi ve yasını tutması sebebiyle artık kitap yazamaz duruma gelmesini, tekrardan kitap yazabilmek için temsilcisi Kitty tarafından İskoçya’da ulaşımın kısıtlı olduğu, sadece 25 kişinin yaşadığı adaya gitmesini sağlıyor. Adada gizemli olayların yaşanması kafamada bir çok soru işareti oluşturan sorular oluşmaya başladı. Adada yaşayan herkes masum mu? Ulaşım neden yok? Telefon neden çekmiyor? Yazarın eşi Abby yaşıyor mu? Yoksa öldü mü? gibi sorulara cevap ararken bulduğum bir okuma oldu.
Güzel ÇirkinAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20251,953 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Eser Erdost-Hanuman İncelemesi
Puan vermedi·134 syf.··
2026 25. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 22:11
Hanuman, merak edip aldığım kitaplardan biriydi.Kitap,Hint mitolojisi ile Anadolu kültürünü ve geleneklerini bir araya getiren özgün bir anlatı sunuyor. Ancak benim gibi Hint mitolojisine çok hâkim değilseniz, okumaya başlamadan önce karakterler ve mitolojik arka plan hakkında kısa bir araştırma yapmak faydalı olacaktır. Kitapta olaylar ve hikâyeler zaman zaman iç içe geçiyor. Bu durum bende sık sık kopukluk hissi yarattı ve bazı bölümleri tekrar okumama neden oldu. Buna rağmen anlatının merkezinde yer alan siyaset, ideoloji, inanç ve insan doğasına dair dokundurmaları her geçişte vurgulamış ve dikkat çekici. Hint mitolojisinin kahramanları, tanrıları ve inanç dünyası ile Anadolu kültürünün harmanlanması ilgi çekici bir mozaik oluşturuyor. Hint miti ve Anadolu’nun yazılı olmayan geleneğinin harmonisi her sayfa da hissediliyor.Yazar da,ister tanrı ister insan olsun, her varlığın aslında kendi özüyle ve iç çatışmalarıyla mücadele ettiğini vurguluyor. Hikâyeler arasındaki geçişler biraz daha net olsaydı, kitabın verdiği ince mesajlar çok daha etkili hissedilebilirdi. Buna rağmen farklı kültürleri ve mitolojik öğeleri bir araya getiren, düşündüren ve kendine özgü bir eser olarak okunmayı hak ediyor.
Duygu ve Düşünce
HanumanEser Erdost · Metinlerarası Kitap · 20253 okunma
"İkircikli sevdaya dalmış deniz gibi!"
9/10
·212 syf.·
2026 18. kitabı
İyi akşamlar 1K! ‎Çok sevdiğim ve değer verdiğim bir yazar arkadaşımın, merak ettiğim kitabını okudum. Özellikle insanın ruh hâlini ve psikanaliz sürecini, derinlemesine anlatarak, okuyucuyu hikâyenin içine çekmeyi başarıyor. ‎ ‎Kitabın konusu hakkında, fazla spoiler vermek istemiyorum. Okuma merakınıza gölge düşmemesi açısından, daha çok karakterlerden ve bende bıraktığı etkilerden bahsedeceğim. ‎ ‎Karakterler: ‎ ‎Baş karakter Ercan: Ayvalık doğumlu, yirmi yedi yaşında, Eskişehir'de üniversite eğitimini tamamlamış bir karakterdir. Yardımsever, merhametli ve vicdanlıdır. Ruh dünyası oldukça hareketli, hayal gücü geniş, sessiz ama derin bir yapıya sahiptir. ‎ ‎Beren: Ercan'ın lise yıllarında âşık olduğu kadındır. İyi niyetli, samimi ve karakterli bir yapısı vardır. Onun da ruh dünyası, en az Ercan kadar kalabalık ve karmaşıktır. ‎ ‎Adara: Kalbi ile aklı arasında sıkışıp kalan, iyi niyetli bir kadın karakterdir. ‎ ‎Sezer: Ercanlar'ın aile dostlarının çocuğudur. ‎ ‎Gökhan: Adara'nın eski erkek arkadaşıdır. ‎ ‎Karakterleri tanıttıktan sonra, kitapla ilgili detay vermeden, bende bıraktığı etkilerden söz etmek istiyorum. ‎ ‎Bu romanda; birçok okurun kendi hayatından izler bulacağını düşünüyorum. Özellikle; lise ve üniversite yıllarından sonra, başlayan yetişkinlik dönemine dair, güçlü yansımalar mevcut. ‎ ‎Ercan'ın ikircikli sevgileri, kararsızlıkları ve iç çatışmaları, romanın merkezinde yer alıyor. Ne aklını ne de kalbini, tam anlamıyla dinleyebilen bir adamın hikâyesi bu. Vazgeçişleri, susuşları, korkuları, inatçılığı ve sürekli ikilemde kalışıyla, kitabın adına yakışır biçimde, hep arafta yaşayan bir karakter. ‎ ‎Kitap boyunca şu sorular zihninizde yankılanıyor: ‎ ‎~ "Çok sevmek mi, çok sevilmek mi insanı ayakta tutar?" ‎ ‎~ "İnsana verilen değer ne ölçüde
1000Kitap
ArafAlper Turgay Cehiz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202627 okunma
7/10
·304 syf.··
2026 58. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 21:16
Matt Haig’in kalemini sevdiğim için bu kitaba da büyük bir merakla başladım. Belki beklentim biraz yüksekti çünkü Gece Yarısı Kütüphanesi bende çok daha güçlü bir etki bırakmıştı. Bu kitapta ise aynı bağı kuramadım. Sevmedim diyemem ama beni derinden etkileyen bir okuma da olmadı. Kitabın en sevdiğim yanı, bilimle felsefeyi ve insanın iç dünyasını bir araya getirme şekliydi. Özellikle kuantum fiziği üzerinden anlatılan paralel evrenler, olasılıklar ve zaman kavramı oldukça ilgi çekiciydi. Aslında kitap, her seçimin bizi bambaşka bir hayata götürebileceği düşüncesini merkeze alıyor. Bir yandan bilimsel teorilere değinirken bir yandan da insanın pişmanlıklarını, korkularını ve “Ya farklı bir seçim yapsaydım?” sorusunu sorgulatıyor. Bu açıdan düşündürücü bir kitaptı. Fakat benim için bu fikirler, hikâyenin önüne geçmiş gibiydi. Konu çok ilgi çekici olmasına rağmen olayların ilerleyişi zaman zaman durağanlaştı ve bazı bölümlerde kendimi tekrara düşüyormuş gibi hissettim. Sürekli yeni bir kırılma noktası bekledim ama beklediğim etki bir türlü gelmedi. Kitabı elimden bırakmadım çünkü dili gerçekten akıcı ve sadeydi; sayfalar kolayca ilerledi. Buna rağmen bazı kısımlarda ister istemez sıkıldığımı da söylemeliyim. Yine de kitap bana birkaç güzel şey düşündürdü. Hayatın tek bir doğru yolu olmadığı, yaptığımız ya da yapmadığımız seçimlerin bizi biz yaptığı ve her ihtimalin içinde farklı bir “ben” olabileceği fikri oldukça etkileyiciydi. Özellikle kuantum fiziğini yalnızca bilimsel bir konu olarak değil, hayatı anlamlandırmak için bir metafor olarak kullanması hoşuma gitti. Her ne kadar bu teorilerin kesinliği tartışmalı olsa da, insanı kendi yaşamına dönüp bakmaya itmesi kitabın en güçlü taraflarından biriydi. Belki bende çok büyük bir iz bırakmadı ama okurken üzerinde
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026245 okunma
2/10
·264 syf.··
2026 12. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 19:03
Uzun bir aradan sonra okuduğum bir kitap hakkında düşüncemi yazmak istedim. Öncelikle Nobel Edebiyat Ödülü almış bir kitap olmasına şaşırdım; kitaptan içerik, dil ve sanatsal beklentim daha fazlaydı. Olay örgüsü kolay akan, dili sade ve anlaşılır bir kitap. Karakterlerin hayatından kısa bir zaman kesiti sunuyor, kitabın sonuna yaklaşırken bazı durumların sonunu merak ediyordum ama o merak çözülmüyor, yani benim için anlamlı bir son olmadı, bir şeyler havada kaldı. Bununla birlikte, ana karakterin dürtüsel olması, gördüğü her kadına cinsellik penceresinden bakması, kadına sadece güzellik üzerinden değer yüklemesi sinir bozucu. Bende iz bırakan bir okuma olmadı.
UtançJ. M. Coetzee · Can Yayınları · 20183,532 okunma