3/10
·109 syf.··
2026 13. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 01:11
Dokuzuncu Hariciye Koğuşuna resmen üçüncü kez şans verdim ama yine olmadı... İlk iki okumamda hiçbir şey anlamamıştım belki bu sefer farklı olur diye zorladım ama yarıda bırakmamak için kendimi resmen paraladım. Dilinin ağırlığı bir yana kesinlikle eski Türkçeye de hakim olmak gerekiyor. Bunun haricinde kitapta o kadar çok gereksiz ve uzatılmış cümle var ki... (öznel) Peyami Safa ilk kez okuduğum bir yazardı ama bende hiç iyi bir izlenim bırakmadı uzun bir süre de Peyami Safa görmek istemiyorum sanırım.Üzgünüm. Kitapta beni gerçekten etkileyen tek bir kısım oldu çocuğun bacağının kesilme ihtimalini öğrendikten sonra “Evde bıçakla ekmek kesilmesine bakamıyorum” demesiydi... O cümle resmen içime oturdu. Zaten ön yargıyla başlamışken en azından minik bir ümit beslemiştim bu okumamda ama maalesef sarmadı. İnsanın kendi ruhuyla savaşı o yalnızlık hissi güzel düşünülmüş ama dili benim için bu hikayenin önüne geçti maalesef.Bazı incelemeleri okudum bir kısım severken bir kısım da benim gibi sıkılmış,anlamakta zorlanmış vs.Olabilir her kitap memnun etmeyebilir.Keyifli okumalar Mihriy’ Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Peyami Safa
İnceleme
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022121,1bin okunma
İnsanlığın ilk hikayesine yolculuk…
9/10
·252 syf.··
2026 21. kitabı
Mitoloji ve tarihî romanlar her zaman ilgimi çekmiştir. Bu nedenle İskender Pala’nın Akşam Yıldızı romanı daha ilk sayfalardan itibaren beni etkisi altına aldı. Göbeklitepe’nin gizemli atmosferinden yola çıkan yazar, okuru insanlık tarihinin henüz yazılmadığı zamanlara götürüyor. İnançların, korkuların, aşkın ve hayatta kalma mücadelesinin şekillendirdiği bu dünyada, insanlığın medeniyete giden ilk adımlarına tanıklık ediyoruz. Romanın en güçlü yönlerinden biri, tarihî ve mitolojik unsurları başarılı bir şekilde harmanlaması. İskender Pala, sadece bir hikâye anlatmıyor; aynı zamanda insanın anlam arayışını, doğayla ilişkisini ve bilinmeyene karşı duyduğu merakı da sorgulatıyor. Göbeklitepe’nin gizemini kurguya ustalıkla yedirirken, okuyucunun hayal gücünü sürekli canlı tutmayı başarıyor. Kitap boyunca kendimi zaman zaman bir tarih yolculuğunda, zaman zaman da mitolojik bir anlatının içinde hissettim. Karakterlerin yaşadıkları, dönemin şartları ve yazarın betimlemeleri sayesinde anlatılan dünya gözümde canlandı. İskender Pala’nın akıcı ve zarif dili de romanın sürükleyiciliğini artıran en önemli unsurlardan biriydi. Tarih ve mitolojiyi seven biri olarak bu romandan çok etkilendim. Hem düşündüren hem de merak duygusunu canlı tutan bir eserdi. Kitabı bitirdiğimde geriye sadece güzel bir hikâye değil, insanlığın geçmişine dair pek çok soru ve düşünce kaldı. Bu yönüyle Akşam Yıldızı, benim için unutulmaz okuma deneyimlerinden biri oldu.
Akşam Yıldızıİskender Pala · Kapı Yayınları · 20208,1bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Spoiler içerir
8/10
·210 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Bu kitabı okumaya başlamadan önce adı "yaşamak" ve bembeyaz bir kitap olduğu için yaşamanın güzelliğini anlatacak sanmıştım ama asıl olay kitabın adı veya beyazlığı değil kapağın üzerindeki 6 çizgiymiş. Her ölüm beni ayrı ayrı çok etkiledi ana karakter adama da hem çok kızdım hem de çok üzüldüm. Tek okuyuşta bitirdim dili akıcı sayfa sayısıda çok değil
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,4bin okunma
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 56. kitabı
Merhaba kitapsever dostlarım Kitabın Adı- Şeytanla Dans Kitabın Yazarı- Lorraıne Heath Kitabın Sayfa Sayısı- 400 Kitabı Çeviren- Buse Barış Katı “Şeytanla dans etmenin bedeli cehennemi mesken etmektir.” Londra sokaklarının karanlığından aristokrasinin zirvesine tırmanmış, adı cinayetle ve tehlikeyle anılan bir adam: “Şeytan Kont” Lucian Langdon. Ve sevdiklerini korumak için gerekirse şeytanın ta kendisiyle bile pazarlık etmeye kararlı, güçlü bir kadın: Leydi Catherine Mabry. Kitaba başlarken klasik bir tarihi aşk romanı okuyacağımı sanıyordum ama Lorraine Heath beni çok şaşırttı! Hikaye, alışılmışın dışında çok cesur ve tehlikeli bir anlaşmayla başlıyor. Catherine’in birini ortadan kaldırması gerek, Lucian’ın ise geçmişinden gelen ve sokaklarda beraber büyüdüğü kadını bir “leydi” gibi sosyeteye hazırlayacak birine ihtiyacı var. Peki ya bu karanlık anlaşmanın ortasında, her iki karakterin de birbirinin ruhundaki yaraları saracağını kim bilebilirdi? Diyaloglar o kadar zekice yazılmış ki, okurken hem karakterlerin gururlu duruşlarına hayran kalıyorsunuz hem de aralarındaki çekim ekranı yakıyor! Eğer entrika, sınıf çatışmaları, sokak çetelerinin hüzünlü geçmişi ve nefretten doğan güçlü bir tutku arıyorsanız, aradığınız kitap kesinlikle bu. Siz bu kitabı okudunuz mu? Lorraine Heath kalemini seviyor musunuz? Yorumlarda buluşalım! Kitaptan Alıntılar ”Hatırlamanın unutmaktan daha sıkıntı vereceğini hiç bilmezdim.” ”Bazen bir şeyin hayalini kurmak, onu gerçeğini yaşamaktan daha çok memnun eder.” ”Bir insanın başarılarından çok hatalarından öğreneceğine inanan bir insanım.” ”Çaresizlik zaman zaman ahmaklığa sebep olurdu.” . .
Şeytanla DansLorraine Heath · Arkadya Yayınları ed · 2025139 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 47. kitabı
Turunç Ağacı – Jokha Alharthi | 2/5 Turunç Ağacı, Zuhur’un çocukluğundan başlayarak ailesiyle, özellikle de büyükannesiyle olan ilişkisini ve geçmişle kurduğu bağı anlatıyor. Bir yandan aile içindeki ilişkileri, kuşaklar boyunca aktarılan hikâyeleri ve Umman kültürünü okurken, bir yandan da karakterlerin anıları ve iç dünyalarıyla karşılaşıyoruz. Turunç ağacı ise kitap boyunca geçmişi, aidiyeti ve hatıraları simgeleyen önemli bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. Kitap daha çok aile bağları, gelenekler, kadınların hayatı ve geçmişin insan üzerindeki etkisi üzerine kurulu. Anlatımı sakin ve yer yer şiirsel bir dille ilerliyor. Farklı bir kültürü tanımak açısından ilgi çekiciydi ancak hikâye beni çok içine çekmedi. Karakterlerle güçlü bir bağ kuramadım ve genel olarak beklediğim etkiyi bırakamadı. Bu yüzden 2/5 verdim.
Turunç AğacıJokha Alharthi · Timaş Yayınları · 2023282 okunma
Okuduğum kitaplar, izlediğim filmler, çocukken kurduğum hayal dünyam hepsi kafamın içinde yaşayan farklı evrenlerdi benim için. Bu dünyaya ait olmayan yaratıkların, hislerin, senaryoların olduğu bir evren var pek mümkün ve paralelleri de... Şimdi düşünüyorum da şuanda yaşadığımız hayatta çoğu zaman otomatik pilot moduna geçiyoruz gözlerimiz hep dışarıda, anda değiliz. Aslında şuanda burada olduğumuz çok az an var. İşte gece yarısı kütüphanesinin olasılıklarını inşaa ettiğimiz, kodlarını yazdığımız yer burası, şimdi. Ben şuan ne yapıyorum, ne istiyorum, nereye gidiyorum, bundan memnun muyum ? Bu soruları sormayı unutuyoruz kendimize. Hayatı biz yaşamıyoruz,kendi hayatımızda çoğu zaman seyirciyiz. Kitaptaki karakter Nora, sürekli olumsuz düşünen,depresyonda (kitap boyunca görüyoruz ki bu ciddi bir sorun Nora'nın hayatında ve ben yazarın hayatından bu konuda izler taşıdığını düşünüyorum. Depresyon dışarıdan görüldüğü gibi bir şey değil bu konuda bir yorumum yok) ve kurban bilincinden çıkamamış-bir şey olsun biri bir şey yapsın da beni buradan çıkarsın diyen, kendi hayatını elleri arasına alamamış biri benim gözümde- ki kütüphaneci de bayağı sabırlı bir bayanmış Nora karakteri beni çok sıktı açıkçası. Ana fikirden sonrasını okumadım.
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,3bin okunma