Aleyna Çatak

Aleyna Çatak
@beninulkesi
Tek bedene sığmaya çalışan onlarca insanım.
Product Designer
Koç Üniversitesi - Medya ve Görsel Sanatlar & Arkeoloji ve Sanat Tarihi
İstanbul
20 Ekim
12 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
8/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2017 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2017 11:52
Yaşadığınızı hissediyor musunuz? Büyük bir servete sahip, neredeyse her türlü dünyevi zevki yaşamış olan burjuva sınıfından bir centilmen... 1914 sonbaharında Rava-Ruska'da şehit düşen Baron Friedrich Michael von R... Anne ve babasını genç yaşta kaybettikten sonra miras kalan büyük servet sayesinde rahat bir hayat yaşamış olan bu centilmen, içinde bulunduğu rahatlık ve dertsizliğin etkisiyle hayata karşı kayıtsızlaşmaya ve duygularını yitirmeye başlar. Bu eserde, bu centilmenin kaybolmaya yüz tutmuş silik duygularını bir günün sonunda nasıl geri kazandığına ve aslında nasıl gerçekten yaşamaya başladığına tanıklık ediyoruz. Bu centilmen, bütün burjuvalığını ve gururunu bir kenara bırakarak insanların arasına karışmaya, onları hissetmeye çalışır; onlar tarafından da hissedilmek ister. Asıl hayatın zenginlik ve dünyevi zevklerin arasında olmadığını; içerisinde en iğrenç, en mide bulandırıcı duyguları, daha doğrusu diğer insanları da barındırdığını anlar. Hayat, diğer insanlar olmadığı sürece bir hiçtir. Her ne kadar ertesi güne uyanmak ve eski, soğuk, samimiyetsiz burjuva hayatına dönmek istemese de ertesi gün mutlu bir biçimde uyanır. Bundan sonraki hayatı, her ne kadar eskisi gibi bir burjuva hayatı da olsa, o "olağanüstü" gecede yeniden kazandığı insanlığı ve duyguları sayesinde çok daha güzel geçecektir. Tam da burada, yani kitabın son sayfasına geldiğimizde, kendimize sormamız gereken bir soru var: Gerçekten yaşıyor muyuz?
Edebiyat
Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023171,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·164 syf.··
2017 3. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2017 20:47
Eserlerin incelemesi yapılırken o eserin ait olduğu dönemin özelliklerini az da olsa bilmek, o eserin anlaşılmasını kolaylaştırır; incelemelerin daha doyurucu olmasını sağlar. Bu nedenle İntibah'ı incelerken Tanzimat döneminden azıcık da olsa bahsetmem gerekir. Bir eşit ağırlık öğrencisi olarak fazlasıyla aşina olduğum bir dönemdir Tanzimat dönemi. 1839'da Tanzimat Fermanı'nın ilan edilmesiyle birlikte Osmanlı Devleti'nde ciddi anlamda bir "batıya yönelme" hareketi başlamış; maliye, hukuk, askerlik gibi alanlarda birçok yenilik yapılmıştır. Bütün bunların sonucu olarak edebiyatımızda da bir "batıya yönelme" eğilimi görülmüştür. 1839'da Tanzimat Fermanı ile başlayıp 1896'da yerini Servet-i Fünun'a bırakarak son bulan bu dönem edebiyatı, Tanzimat edebiyatı olarak adlandırılır. Tanzimat dönemiyle birlikte batı edebiyatı türlerinin edebiyatımızdaki ilk örneklerini vermeye başlarız: Makale, eleştiri, roman, hikaye, tiyatro... Bu dönemde batılı anlamda verilen eserlerin büyük bir kısmı teknik açıdan kusurludur. İntibah; "vatan şairi" olarak nitelediğimiz Namık Kemal'in yazdığı, edebiyatımızda ilk edebi roman olarak kabul edilen eserdir. İntibah, son pişmanlık anlamına gelir. Babası tarafından oldukça iyi terbiye edilmiş genç bir beyefendi olan Ali Bey'in, babasının ölümünden sonra Mahpeyker adındaki bir fahişe ile tanışması ve ona tutulması sonucunda başına gelenler anlatılır. Mekanımız elbette ki İstanbul'dur. Eserin kurgusal açıdan oldukça zayıf olduğunu söylemek mümkündür; akıllara zarar tesadüflere ve ilginç diyaloglara yer verilir. Karakterlerimiz tek yönlüdür; iyi olan karakterler dibine kadar iyiyken kötü olan karakterler dibine kadar kötüdür. Olaylar arası geçişler, zaman ve mekan değişimleri oldukça hızlı bir biçimde olmakta, olaylar bir anda
Edebiyat
İntibahNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,1bin okunma
10/10
·169 syf.··
2017 2. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2017 00:26
Şair bir adam, şiir gibi bir roman... Nazım Hikmet, yaşadığımız zaman diliminde fazlasıyla revaç bulan şairlerimizden biri. Genellikle Instagram kızlarımızın gönderilerinin açıklamaları da dahil olmak üzere olur olmadık her yerde gördüğümüz dizeleri sayesinde tanıdığımız(!) Nazım Hikmet gördüğümüzün, duyduğumuzun ve bize anlatılanların ötesinde bir adam. Nazım Hikmet sadece Vera, Münevver ya da Piraye'den ibaret değil; toplumu ve vatanını düşünen bir memleket sevdalısı. Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim, Nazım Hikmet'in otobiyografisi niteliğinde, Nazım Hikmet'i ciddi anlamda tanımak için de okunabilecek en samimi ve doğru olduğuna inandığım bir kaynak. Ana hatlarıyla incelediğimiz zaman Nazım Hikmet'in şairliğini, her bir cümledeki yaşanmışlığı ve samimiyeti iliklerimize kadar hissetmemiz mümkün. Şiirmişçesine yazılan bu romanda olayları aktarırken ses ahengini yakalamış olması Nazım Hikmet'in ne büyük bir şair ve de yazar olduğunun göstergesidir. Kullanılan anlatım biçimi ise oldukça tuhaf. Baş kahramanımız Ahmet olayların kimi yerinde anlatıcı olurken kimi yerinde ise olaylar üçüncü bir kişi ağzından anlatılıyor. İlk başlarda anlamakta zorluk çekmeniz ve kafanızın karışması muhtemel; ancak kısa sürede bu tuhaf anlatım biçimine alışıyorsunuz ve kitap tam anlamıyla akıp gidiyor. Ayrıca olaylar aktarılırken zaman içinde zikzaklar çiziyor, Nazım Hikmet ile birlikte oradan oraya savruluyorsunuz. Okumak güzel şey be kardeşim!
Edebiyat
Yaşamak Güzel Şey Be KardeşimNazım Hikmet Ran · Yapı Kredi Yayınları · 20223,987 okunma