Aleyna Çatak

Aleyna Çatak
@beninulkesi
Tek bedene sığmaya çalışan onlarca insanım.
Product Designer
Koç Üniversitesi - Medya ve Görsel Sanatlar & Arkeoloji ve Sanat Tarihi
İstanbul
20 Ekim
12 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
Atatürkçü görüş şudur: Türkiye Cumhuriyeti, tarihî olarak Osmanlı Devleti'nin belli bir gelişim çizgisinde görünür; ama devrimler, gerçekleşen değişim, bir derece değişimi değil, devlet ve toplumun kökten radikal bir değişimini ifade eder. Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı Devleti'nin devamı değildir. Ne yazık ki, bugün Avrupa, Türkiye Cumhuriyeti'ni Osmanlı Devleti'nin devamı gibi algılıyor ve eski yönetme ve parçalama politikasını devam ettirmek istiyor.
Sayfa 75 - Timaş Yayınları·Kitabı okuyor
Tarih
Reklam
Ebu Hanife'ye göre, bütün insanlığa yol gösterici olarak gönderilen Kur'an-ı Kerim'deki emir ve öğütler dilden dile değişmeyeceğine göre, esas olan "söz" değil "mana"dır. Esasen, "O -onun zikri yahut manası- evvelkilerin kitaplarında da vardı." "Bu -hüküm- elbette ilk sahifelerde de vardır. İbrahim'in ve Musa'nın sahifelerinde" şeklindeki ayetlerde de, önceki kitaplarda yer alan baz emir ve öğütlerin bu sözle değil, bu mana ile yer aldığı açıkça görülür. O hâlde Allah'ın emirleri ile ona bağlı olan hükümlerin kavranması, dillere göre değişmez, diyen Ebu Hanife, anlamı namaz vaktini bildirmek veya namaza davet etmek olan "Ezan"ın da -bu anlamını kaybetmeksizin- başka dillerde okunabileceği görüşündedir.
Sayfa 4 - Türk Dil Kurumu Yayınları·Kitabı okuyor
Millet varlığının ilk aslî belirtisi ve dolayısıyla millî hüviyetin özü olan dil, toplulukları birer bütün yapan ve bu bütünlüğün devamını sağlayan en önemli unsurdur.
Türk Dil Kurumu Yayınları·Kitabı okuyor
Bilmez miyim Ahmed Cemil, bilmez miyim?
"Ah, neler hissediyorum da çözümleyemiyorum. Bir şey yazmak, o duyguların içinden bir şey çıkarmak istiyorum ama bir kere ne yazmak istediğimi tayin etsem... Şurada -beynini gösteriyordu- bir şey var, bir şey duyuyorum ama rüyalarda tutulamayan şekiller gibi parmaklarımın arasından kaçıyor. Bilir misin nasıl bir şey?"
Sayfa 54 - Can Sanat Yayınları·Kitabı okudu
celali isyanları
Anadolu Türklerinin kapıkuluna karşı asıl mücadele dönemi, sekbân-sarıca örgütünün ortaya çıkmasıyla 1590'lardan sonra kendini gösterir. Bu dönemde devlet iki cephede, doğuda İran, batıda Habsburglara (Avusturya'ya) karşı uzun bir savaş dönemine girdi. Habsburg askerinin ateşli silahları karşısında tımarlı ordusu etkisiz kalınca devlet, Anadolu'da tüfek kullanabilen ücretli Türkleri sarıca-sekbân bölükleri halinde örgütledi ve cepheye sürdü. Bunlar yalnız savaş zamanında ücret alan askerlerdi. Sarıca-sekbân askerleri, sürekli maaş alan devletin ayrıcalıklı yeniçeri askerine karşı rakiptiler ve aynı statüyü istemekteydiler. Devlet buna razı olmayınca, ücretleri de kesilince, isyan ve eşkıyalığa saptılar, celâlî oldular; devlet onları eşkıya anlamında celâlî saydı ve yeniçeri askerini kullanarak onları ortadan kaldırmaya çalıştı. İşte tarihimizde 1593-1610 yılları arasında Anadolu'da gördüğümüz Celâlî İsyanları, aslında işsiz kalmış Anadolu Türk askeriyle kapıkulu arasındaki mücadeleyi ifade eder.
Sayfa 73 - Timaş Yayınları·Kitabı okuyor
Tarih
Reklam