Ortada bir gösteri varsa seyreden ve dahi gözetleyan de vardır. İngiliz toplum bilimci Jeremy Bentham XVIII. yüzyılın sonlarına doğru "panoptikon" adını verdiği kurumsal bir yapı tasarlar. "Her şeyi gözetleyen anlamındaki panoptikon isminin seçilmesi boşuna değildir zira bu yapı doğrudan gözetleme amacıyla tasarlanmıştır. O zamanlar ekranlar, kame-ralar, dronlar, yüz tanıma sistemleri olmadığı için bu yapının temel gözetleme unsuru mimari tasarımıdır, Bu yapı, merkezinde bulunan bir gözetlema kulesinin etrafını çevreleyen dizili odalar ya da hücrelerden oluşmaktadır. Bu gözetleme kulesi ya da odasında bulunan bir gözcü, çevredeki tüm odaları ve içindekileri doğrudan ve sürekli olarak gözleyebilmektedir. Hücrelerde bulunan insanlar, onu görememekte; dolayısıyla gözetlendiklerini belki bilseler bile ne zaman ve kim tarafından gözetlendiklerini bilmemektedirler. Düşünür ve sosyal teorisyen Bantham'in tasarımı gerçekte günümüzde kurulmuş olan gösteri ve gözetleme toplumunun da ilk adımlarını atmıştır. Ne var ki bu yapı gerçekte bir hapishanedir, tımarhaneye de uyarlanabilmektedir. Bentham bu yapıyı tasarladığında toplumun kontrol edilebilmesi, gücün ise hem görünür kılınması hem de öngörülemez olması fikrine dayanmaktadır. İzlenenler artık her an izlenme şuuruyla hareketlerini otomatik olarak kontrol edeceklerdir. Michel Foucault'a göre o kulenin tepesinde sürekli olarak gözetleyen aslında iktidar imgesidir, bir metafordur. Bence de Bentham'ın bu hapishanesi günümüzün durumunu anlatmaktadır. Üstelik bugün bir mimari yapıya gerek yoktur, günümüzün panoptikonu dijital veridir.