ben hiçbir zaman, hiçbir zaman, senin yaptığını yapmam, bana ihanet eden, başka bir kadını seven bir adama geri dönmem. bunu anlamıyorum, anlamıyorum! sen yapabilirsin, ama ben yapamam!
Anna Arkadyevna okuyor ve anlıyordu, ama okumak, yani başka insanların hayatlarından betimlemeleri izlemek hoşuna gitmiyordu. Kendisi bizzat yaşamak istiyordu. Roman kahramanının bir hastaya baktığını mı okudu, hastanın odasında sessiz adımlarla dolaşmak istiyordu; bir parlamento üyesinin konuşma yaptığını mı okudu, bu konuşmayı kendisi yapmak istiyordu; Lady Mary'nin atına atlayıp sürünün peşinden gittiğini ve gelinini kızdırıp, cesaretiyle herkesi kendisine hayran bıraktığını mı okudu, bunu kendisi yapmak istiyordu. Ama yapacak bir şey. yoktu ve küçük ellerini kâğıt keseceğinin kaygan yüzeyinde gezdirerek kendini daha çok okumaya veriyordu.
Yavuz Sultan Selim Han zamanında bir şair, yeni
yazdığı şiirini pek beğenmiş ve sultana okumak dilemiş. tabii o zamanlar gerçek sanatkâra çok kıymet verildiği için kısa zamanda huzuruna kabul edilmiş. Selim Han'ın yanında Hasan Can ve diğer vezirler de varmış. şair zat, heyecandan sesi titreyerek şiirini okumuş bitirmiş, sonra da padişaha bakmış. Yavuz Selim Han hiç tereddüt etmeden: “ama ben bu şiiri biliyorum," deyince adamcağız şaşırmış. "nasıl olur efendim, bu şiiri ben yazdım ve ilk defa burada okuyorum." padişah, "istersen bir de ben okuyayım," demiş. "siz bilirsiniz." Selim Han gerçekten teklemeksizin adamın az evvel okuduğu şiirin aynısını okumuş. adam şaşkınlıklar içindeyken bu sefer Hasan Can atılmış: "bu şiiri ben de biliyorum sultanım. destur verirseniz ben de okuyayım." o da okumuş. sonra hemen yanındaki vezir ve diğerleri de sırayla okumuşlar. böylece huzurda şiiri okuyan on kişi çıkmış. şair ne yapacağını şaşırmış. "nasıl oluyor anlayamıyorum efendim. ama bu şiiri gerçekten ben yazdım," diye kendini savunmaya çalışmış. neyse ki sonradan gerçeği anlatıp adamcağızın gönlünü almışlar. padişah'ın duyduğunu bir seferde ezberlediğini, Hasan Can'ın iki ve diğerlerinin de sırayla artan sayılarda ezberleyebildiklerini söylemişler. böylece şair de rahatlamış.
bana ait bir davranış, bir korku, bir tebessüm yok. gösterdiğim ne kadar tepki varsa, tamamen zıttını, hiçbir koşulda gösteremezdim diye düşünüyorum. tecrübemi oluşturan yer etmiş olayların hiçbirinin bana faydası yok,
çünkü her fırsatta kendimi incitmeden, farklı bir şekilde davranabilirdim diye düşünüyorum.