Puan vermedi·68 syf.··
2026 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2026 23:42
~Aldanış~ Önceki ayın kitaplarını paylaşmaya devam edenzii "Nasıl okur da fotoğrafını çekmeye vakit bulamaz, bu kadar kitap birikir" diye sorguladığım o insanlara benzedim bu aralar. Düzelicez inşallaahh Hiç beklemediğim bir anda elime düşen kitapla geldim sizlere . Kendisi benim okuduğum ve kitaplığımda bulunan tek şiir kitabı. (Şimdilik‍) Şiir sevmiyordum çünkü,olaylı - hareketli şeyler okumak varken şiir biraz daha durağan geliyordu. Bu kitap okumalarima şiir de eklemem gerektiği hususunda bir başlangıç oldu Söylediğim gibi bir şiir geçmişim olmadığı için diğer şiirlerle kıyaslama gibi bir durumum yok henüz. Ama genel olarak beğenerek okudum . Bazı şiirleri okurken anlamlandıramadığım "ne alaka" vs dediğim de oldu tabi ki ama genel anlamda başarılı bir eser bence. Okumalarınıza eklemelisiniz bence. İlk şiir kitabı yorumum olduğu için biraz acemice farkındayım ama gerçek şiirseverlerin beğeneceğine eminim. Listenize ekleyin derim. Kitapla kalın
AldanışEmre Yıldırım · Epizot Yayınları · 20249 okunma
Puan vermedi·159 syf.··
2026 4. kitabı
Mağlubum,fakat düşmanla göğüs göğüse çarpıştıktan,son kurşunu attıktan sonra yere serilen bir asker gibi mağlubum. İstinat noktaları yavaş yavaş aşınan,sonra günün birinde en ehemmiyetsiz bir sarsıntı ile birdenbire çöken binalara benzedim. İradem bir nevi felce uğramıştı. Reşat Nuri Güntekin Acımak
Alıntı
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,6bin okunma
Reklam
10/10
·680 syf.··
Beğendi
·
2020 319. kitabı
·
Huzursuzluğun Kitabı hakkında çokça yazıldığını düşünürsek, sadece kitabı alıntılar bırakarak yorumlayacağım. Sizler okudunuz mu? Okuduysanız nasıl buldunuz? “Kendi yüzünü görememeli insan, çünkü bundan daha korkunç bir şey yok. Doğa insana hem kendine, hem de kendi gözlerinin içine bakamama yeteneğini bahşetmiş. İnsan sadece akarsularda ve göllerde seyredebilirdi yüzünü. Ve bunu yaparken vücudunun alması gereken şeklin de simgesel bir anlamı vardı. Kendini görmek denen o alçaklığı yapmak için suya sarkmak, eğilmek zorundaydı. Aynayı her kim icat ettiyse, insan ruhunu zehirlemiştir.” “Yalnızlığım bir mutluluk arayışı değil, çünkü yapımda yok mutlu olma yeteneği; hiç kaybetmemiş olanlar dışında kimsenin elde edemeyeceği huzur da değil peşinde koştuğum; bir uyku arayışı benimki, bir silinme isteği, utangaçça bir reddediş.” “Tanıdığım en sahici, bundan dolayı da en büyük gezgin değildi sadece; aynı zamanda karşıma çıkmış en mutlu insanlardan biriydi. Sonradan ne olduğunu bilmediğime üzülüyorum, daha doğrusu, üzülmem gerektiğini hayal ediyorum; aslında hiç önemi yok, çünkü bugün, onu tanıdığım kısacık dönemin üzerinden on yıl, belki daha fazla zaman geçmişken, o artık bir yetişkin olmuştur: Görevlerine bağlı biri, hatta belki evlenmiştir, toplum içinde herhangi bir rolü olan su katılmamış bir aptala dönmüştür – ölüdür kısacası, yaşarken ölmüştür. Ve bedensel olarak yolculuğa çıkmak gibi bir salaklık da yapmış olabilir, oysa zihninde ne kadar iyi gezerdi.” “Aralarından bir yabancı olarak geçtim, ama hiçbiri öyle olduğumu anlamadı. İçlerinde casus olarak yaşadım, ama kimse –ben bile– benden şüphelenmedi. Beni akrabadan saydılar: Kimse doğum sırasında karıştırıldığımı bilmiyordu. Böylece hiçbir benzer yanımız olmadığı halde ötekilere benzedim, hiçbir aileye ait olmaksızın
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 201714,6bin okunma
9/10
·159 syf.··
2026 29. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mart 2026 07:45
İlk sayfalarda ağır ilerleyecek sandım ama bir çırpıda okunuyor. Herkesin kendinden bir parça bulabileceği bir öykü olmuş. Nefret duygusunun acımaya dönüşmesi kesinlikle çok iyi işlenmiş. Karakterin, babasının günlüğünü okuyarak olay örgüsünün devam etmesini çok beğendim, birebir duygu fırtınası yaşatıyor. Mürşit’in hikayesi insanın içine dokunuyor ama içinde alınacak bir sürü ders var. Beğendiğim, içinde kendimden parçalar bulduğum bir kaç şeyi not edeceğim ‘’Durmadan çalışıyorsun… Âmirlerin başlangıçta senden hoşnutluk getiriyorlar… Makine gibi mütemadiyen işlemene hayret ediyorlar… Fakat bir zaman sonra alışıyorlar… Bunu tabîî görmeye başlıyorlar… Nasıl ki akşama kadar havyar kesen arkadaşlarına bağırıp çağırmışlar, sonra onların tembelliğine, sersemliğine, mendeburluğuna alışmışlar, bunda bir fevkaladelik görmemeye başlamışlardır… Bir gün sen de kazayla daireye geç geldin, işleri biraz astın mı gözleri faltaşı gibi açılıyor… Onları görmüyorlar çünkü onlar her günkü vaziyetlerindedir… Seni görüyorlar çünkü sen o gün bir gün evveline nispetle daha fena vaziyettesin’’ ‘’İstinat noktaları yavaş yavaş aşınan, sonra günün birinde en ehemmiyetsiz bir sarsıntı ile birdenbire göçen binalara benzedim…’’ ‘’Uğranılan haksızlıklara ve hakaretlere koyun gibi tahammül etmemek insanlığın başlangıcıdır…’’
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,6bin okunma
9/10
·622 syf.··
2025 31. kitabı
Oblomov, tembelliğin arkasına saklanmış bir ruh halinin romanı. Gonçarov, bir insanın hayata neden ve nasıl tutunamadığını biraz ağır bir dille anlatıyor. Kitabı okurken Oblomov’u sadece bir karakter olarak görmedim hatta bazı yerlerde onu fazlasıyla tanıdık buldum. Hatta itiraf etmeliyim ki okuma sürecinde istemsizce ona benzedim, bir bölüm daha sonra diyerek bazen de uzun aralar vererek kendi küçük oblomovluklarımı yaptım. Tam da bu yüzden kitap bana uzak gelmedi. Oblomov, okurken o kadar da değil dedirtse de yargılanacak biri olmaktan çok, anlaşılmayı bekleyen bir karakter. Yavaş ilerleyen ama düşündüren, insanı kendi durma haliyle yüzleştiren bir roman. Ben sevdim. Ama artık kafamda hep “Oblomovluk” mu yapıyorsun acaba diye düşündüren bir soru olacak :)
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,9bin okunma
Hikayeyi birde Kurttan dinleyin hesabı
Puan vermedi·
Beğendi
Ters köşe bir kitap Karısına zulmedip ona işkence eden mürşit efendiden bahsedilirken aslında olayın öyle gelişmediğini, tam tersi bir durumun var olduğunu düşünün ve o anlamda müthiş bir eser ve gece yarısı 4 e kadar kitabı soluksuz okuyup bitirdim... Etkisi büyük "Fakat kim bilir nasıl bir ihtiyaçla daima tevil yollarını sapmış, açık düşünmekten ve hüküm vermekten kendimi menetmiştim İstinat noktaları yavaş yavaş aşınan, sonra günün birinde en ehemmiyetsiz bir sarsıntı ile birdenbire göçen binalara benzedim"
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,6bin okunma
Reklam
Reklam