Tek kaygısı para olan bir yığın yaşayamaz.
*
Düşünceyi küçümsüyoruz.
*
Kitaba harcadığımız parayı, atlar için harcadığımızla kıyaslarsak, yerin dibine girmemiz gerekmez mi?
Korku
Bir lahza uzaktan seni görmem Hasretle yanan bağrıma bir damla su oldu.
Sensiz geçerek ruhu karartan koca bir yıl Hissiz ve hayatsız bir ölüm uykusu oldu.
Ömrümdeki en korkulu endişe ve duygu Sensiz yaşamak korkusu oldu...
5 Mayıs 1945
"Çok okurlar, ellerine geçeni okurlar. Sabırsızdırlar, sırtlarından bir yük atmak isterler sanki" Arkadaşlar mesele gerçekten üst üste kitapları bitirip hamdolsun bugün de 3 kitap bitirdim demek mi? 1000K'da farkettiğim geneli itham etmemekle beraber, bazılarında gördüğüm bu tarz/usul Üstat Cemil Meriç'in Bu Ülke kitabında geçen bu cümleyi aklıma getirdi. Mesele çok okumak değil öz okumak olmalı, notlar alınmalı kitap tahlil edilmeli, mühim yerler tekrar tekrar okunmalı. Sahi fayda vermeyecekse eğer çok kitap okumanın ne manası var? Bu şuna benziyor fikrimce, doyduğu halde, ihtiyacı olmadığı halde, keyfine, yemek üstüne yemek yemek gibi. Kitabın kapağı kapanınca içindekileri unutacaksak bize faydası olmayacaksa bu zaman israfı değil de nedir? Şimdi Üstad'ın kitabında bu konuya değindiği kısma geçelim:
---------
Aşağı yukarı aynı yıllarda bir başka düşünce adamı çok daha haşin, çok daha insafsız bir makale yayımlıyordu. Psikolog romancının Revue Philosophique' de çıkan bu yazıyı ("La Manie de la lecture", Ossip-Lourié, s. 263 vd., 1915) okumamış olmasına imkân var mı? "Okuma Hastalığı" serlevhalı makale şöyle başlıyor:
"Būtün medenî ülkelerde aynı şikâyet: Okumuyoruz. Kitaplar çoğaldıkça okuma sevgisi azalıyor. Ama, yine de birçokları için okuma bir hastalık. Böyleleri incelemek, düşünmek, dinlemek, eğlenmek için okumaz; okumak için okur. Ne sanat heyecanı ararlar, ne zekâlarını geliştirme emelindedirler. Çok okurlar, ellerine geçeni okurlar. Sabırsızdırlar, sırtlarından bir yük atmak isterler sanki. Okuduklarını reddetmek veya tartışmak ihtiyacını duymazlar. Kitap kapanır kapanmaz içindekiler unutulur. En büyük zevkleri kitap değiştirmektir. Her matbua'ya saldırırlar. Kimi yarısını okur kitabın, kimi yalnız sonuna bakar. Kimi de bir baştan bir başa okur(mesela gazete
"Sonra o kırışıklıklar arasında kaybolup giden gençliğini, genç ve güzel Caydar'ı: Saç örgüleri beline kadar inen esmer güzeli o şirin kızı, kendi gençliğini, birlikte gezip tozdukları o güzel günleri... Her şey, her şey gözlerinin önündeydi."