Kürtler, Ermeni milliyetçiliğine Kürt'ten önce Müslüman kimliğiyle tepki gösteriyorlardı ve bu Birinci Dünya Savaşı ve İstiklal Savaşı sırasında da böyle kaldı. İnsanlar milliyetçi bir önder olduğu için değil, yerel aşiretler üzerinde büyük nüfuz sahibi dini bir lider olduğu için Şeyh Ubeydullah'ın peşinden gitmişlerdi. Ubeydullah, ancak çok sonradan Kürtlerin milliyetçi emelleri için bir sembol haline gelebildi.
Fazla dikkate alınmayan, fakat sonraları önemli siyasi sonuçlar doğuran bir başka olgu, tüm Hamidiye Alaylarının Sünni aşiretlerden seçilmiş olmasıydı. Bu olgu Alevi Kürtlerin durumlarını iyice zayıflatıp Sünniler ile aralarında düşmanlıklara yol açmış görünüyor. Alaylar yüzünden kendilerini baskı altında hisseden Alevi aşiretleri, Abdülhamid'e karşı başlayan Jön Türk hareketini benimsemeye ve böylece laiklik politikasını desteklemeye yatkındılar. Bunlardan hiçbiri Şeyh Said isyanına katılmadı; hatta bazıları, söylediklerine göre cumhuriyeti savunmak için ona karşı savaştılar.
Açıkça görünen odur ki, Şeyh Said isyanından önceki yıllarda tarikatlar Kürtler için salt dinî kurumların ötesinde oluşumlardı. Şeyhlerin hepsi siyasi lider olmadılar; fakat Kürtlerin söz sahibi olan liderleri birkaç istisna dışında şeyhti ve bu 'siyasi' şeyhlerin çoğu Nakşibendi tarikatındandı.