Fizikî varlık olarak insan, bütün öteki nesneler gibi, değişmeyen kanunlarla yönetilir. Zeki varlık olarak da, Tanrı'nın koyduğu kanunları durmadan bozar, kendi koyduğu kanunları da durmadan değiştirir. Insanin kendini yönetmesi gerek; ama sınırlı bir kişidir o; bütün sınırlı zekâlar gibi de bilgisizliğe ve yanlışa düşer; kafasında ki zayıf bilgileri de yitirir: duygulu yaratık olarak da bin bir tutkuya kaptırır kendini. Böyle bir varlık kendini yaratanı her an unutabilirdi; Tanrı din kanunlarıyla onu kendine çağırdı. Böyle bir varlık her an bizzat kendini de unutabilirdi: filozoflar da ortaya attıkları ahlâk kanunlarıyla bunun böyle olabileceğini ona duyurdular. Toplumda yaşamak için yaratılmış olan insan, başka insanları unutabilirdi; kanun yapıcıları da ortaya attıkları siyasî ve medenî kanunlarla ona vazifelerini hatırlattılar."