Hayatı bir mide bulantısı,ruhumuzun varlığını da kaslarımızı bütünüyle saran bir rahatsızlık gibi hissedebiliriz.Ruhumuzdaki hüzün yoğunlaşınca,uzaktan uzağa tüm bedenimizde gelgitler yaratır,bedeni kullanarak acı çektirir bize.Bilinçli olmanın ıstırabının,şairin dediği gibi,ölgünlük,bulantı ve acı veren bir arzu haline geldiği günlerden birinde,kendi kendimin bilincindeyim.
Tek trajedi,insanın kendindeki trajikliği görememesidir.Ben,dünya ile yan yana yaşadığımı hep bilmişimdir.Onunla yan yana yaşamaya ihtiyacım olduğunu ise tam olarak anlayamadım;normal bir varlık olmayışımın nedeni budur.
Kendimle ilgili net bir fikrim yok;hatta,fikir sahibi olmama fikrinden bile yoksunum. Kendime dair bilincimin bir göçebesiyim. Uykudan ilk uyandığım gün,içimdeki servetin bir parçası olan sürüler dağılıp gitti.
Gör her şeyin nasıl karardığını...Dünyanın elle tutulur huzuru öfkemi kabartıyor, arzunun lezzetini berbat eden,gecikmiş bir tat bırakıyor ağzımda...Ruhum canımı yakıyor...Uzakta bir duman çizgisi yükselip dağılıyor...Kaygılı bir sıkıntı,düşüncelerimi senden başka yöne saptırıyor...
Her şey ne kadar boş!Biz,dünya ve her ikisinin kendi sırları.