Umudumuz var diyemeyiz – sadece ona kucak açıyoruz.
Sayfa 81 - Metis
Bu sabah çalışmadığım için sandalyeyi tamir etmeye karar verdim. Zaten zamkı hazır etmiştim. Hindibaların sapındaki öz gibi beyaz ve yapışkan. Kırık sandalyeyi baş aşağı çevirip sağlamlardan birine oturdum. Çekicim, tornavidam ve bir parça çaputum vardı. Çaput, Olga'nın eski kapitone kabanının kolundan bir parçaydı. Yapmam gereken şey açıktı. Çıkarabildiğim bütün tahta parçalarını yuvalarından çıkardım. Çıkmayanların yete​rince sağlam olduğu kanaatindeydim. Sonra bütün boş deliklere ve ayaklarla çubukların uçlarına zamk sıktım. Hepsini sırayla deliklerine soktum ve tahtayı darbelerden korumak için üzerini çaputla kapatarak çekiçle sağlamladım. Her şey yerli yerine oturdu. Sandalyeyi düzeltip baktım. Sonra tuhaf bir şey oldu. Ağlamaya başladım. Öyle çok ağlıyordum ki hiçbir şey göremiyordum. ​Aradan kim bilir ne kadar zaman geçtikten sonra parmaklarımdaki zamkı temizlemeye ve yüzümü yıkamaya gittim. ​Geri döndüğümde sandalye dimdik duruyordu, her yeri tastamam ve deliklerin etrafından taşan zamk, Olga'nın kabanının koluyla silinmeyi bekliyordu. Sildim, üç vidayı sıktım ve sandalyeyi pencerenin önüne koydum (çatıdaki kedileri seyrettiğimiz pencere). Zamkın kuruması için iki gün bekle, dedim kendi kendime. ​Beni ağlatan neydi? Sandalyeyi tamir etmek bu kadar kolayken başka şeyleri tamir etmenin bu kadar zor olması mı? Yoksa artık böyle işlerin senden soruluyor olmaması mı? Senden! ​Küçük şeyler korkutuyor bizi. Ölümümüze sebep olabilen büyük şeyler cesaret veriyor.
Sayfa 74 - Metis
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
“Umutla beklenti arasında büyük fark var. İlk başta süreyle ilgili olduğunu düşünmüştüm, umudun daha uzaktaki bir şeyi beklemek olduğunu. Yanılmışım. Beklenti bedene ait, umutsa ruha. Fark bu. İkisi birbiriyle temas ediyor, birbirini tetikliyor ya da yatıştırıyor ama her birinin hayali farklı. Bir şey daha öğrendim. Bir vücudun beklentisi bir umut kadar uzun sürebilir. Seninkini bekleyen benim vücudumun mesela. Sana iki kere müebbet verdikleri anda onların zamanına inanmayı bıraktım."
“Geçmiş, mahkumu olmadığımız tek şey. Geçmişe her istediğimizi yapabiliriz. Yapamayacağımız, neticelerini değiştirmek.”
Kısa ömürlü, sonsuzun zıttı değildir. Sonsuzun zıttı unutulandır…
Yaklaşık iki yüzyılın ardından ABD’nin bütün dünyayı yoksullukla doldurmak üzere tasarlandığını biliyoruz- Buna verdikleri isim ise özgürlük- Amerika Birleşik Devletleri imparatorluğu dünya üzerindeki en büyük tehdit…