Puan vermedi·112 syf.·
2026 402. kitabı
Çimen, bulutlar ve toprak - tenim yeryüzünün örtüsü olabilirdi. John Berger Çok yönlü yazar olan John Berger'in sanat uzerine olan Tiziano, Su Perisi ile Çoban okuduk,sade açık heyecanlı bir yansıma, kızıyla olan yazismasindan dolayı keyifli bir yolciluktu benim için Rönesans ressamı Tiziano’nun aynı adlı tablosu üzerinden ilerleyen bir mektuplaşma ve sanat eleştirisi kitabıdır. Kitapta, tablodaki detaylardan yola çıkılarak insanlık, doğa ve sanat üzerine derin bir diyalog kurulur.. Katya Berger'in, Venedik'teki bir Tiziano sergisini gezdikten sonra babası John Berger'e yazdığı kısa bir notla başlayan diyalog, ikilinin resim, sanat ve hayat üzerine fikir alışverişlerini içerir.  Tablonun Anatomisi: Tiziano, Su Perisi ile Çoban Rönesans sanatının genel bağlamı içinde Tiziano'nun renk kullanımını, ışığını ve figürlerin konumlanışını irdeler.  Dipnotaki Doğa ve İnsan: Çoban figürü doğaya ait sakin bir varlığı temsil ederken; su perisi hem arzuyu hem de ulaşılamayan bir dünyayı simgeler. Bu karşılaşma, insanın doğa karşısındaki konumunu anlatan bır anlatı. Sanat severlerin beğenisine Tiziano, Su Perisi ile Çoban
Sanat/Edebiyat
Tiziano, Su Perisi ile ÇobanJohn Berger · Metis Yayınları · 202611 okunma
A
Puan vermedi·192 syf.··
2026 15. kitabı
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
A'dan X'eJohn Berger · Metis Yayıncılık · 2008696 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·288 syf.··
2026 20. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 14:21
Teknolojik "ilerlemer" ile birlikte imajlar da değişirken bizim dünyayı imaj üzerinden algılama biçimimiz de bundan bağımsız kalmamakta. İmaj değişimlerinin itici gücünün askeri amaçlar olduğu düşünülürse, Kevin Robins'e göre imajların değişimi çok da masumane bir değişim değil. Bugün dünyayı piksel piksel tarayan uydular daha dünün Sovyetlerbirliğini izleme amacıyla geliştirilmişti. Füzeler başlıklarında bulunan kameralar ile hesaplanan hedefe doğru ilerliyorlar. Akeri eğitimler simulasyonlar ile yapılıyor. Savaşlarda kameradan izlenen düşman güçleri imha ediliyor. Araya giren kameralar görüntülerdekilerin birer insan değil, sanki birer video oyunundaki karakterler gibi algılanmasına neden oluyor, özellikle "düşman taraf" ile gerçekçi bir karşılaşma olmamasına da özen gösteriliyor; nitekim karşımızdakinin de bizim gibi bir insan olduğunu fark ettiğimiz an bir kırılma anı olabilir. Gerçek dünyanın acılarının kapı dışarı edildiği, acının olmadığı, kontrol edilebilir bir dünya olan dijital dünya, sanal gerçeklik bize bir devrim diye sunuluyor. Bir bit yeniği aramadan bu değişimleri bir devrim olarak kabul etmenin ne kadar doğru olduğu üzerinde ısrarla durulmuş. Dünyanın her yerinden savaş görüntüleri evlerimize kadar giriyor, bu görüntüler bize bir enformasyon mu sağlıyor yoksa güvenli bir yerde yaşıyor olmamızın üstünlüğünü hissederek bizi rahatlatıyor mu? Bakıp geçtiğimiz felaket fotoğrafları bizi felaketlere karşı daha mı hassas kılıyor yoksa artık kanıksadığımız bu imajlar bizleri daha duyarsız mı yapıyor? Sosyal medyadaki kaydırıp geçtiğimiz felaket fotoğrafları imaj ile bağ kurmamızı engelleyebiliyor. Biraz önce baktığımız felaket videosundan hemen sonra kaydırdığımız ekrana bir reklam düşüyor, biz de saniyeler önce baktığımız trajik durumu bir kenara bırakıp
İmajKevin Robins · Ayrıntı Yayınları · 201178 okunma
Dünya kötü –kimse nasıl görmez bunu?– dünya kötü.
8/10
·160 syf.·
2026 10. kitabı
Anlatı yapısı alışılagelmişin dışında, sıçramalar yaptığımız bir eser olduğundan ekstra odak isteyen bir kitap. Adının çağrıştırdığı mutluluğun aksine bir vedayı anlatıyor. Aşk Hastalığı - Aşk ve Hastalığı " Eskilerin inançlarına göre, yaratılıştaki ilk eylem yerle göğün birbirlerinden ayrılmalarıymış, bu da güç olmuş; çünkü yerle gök birbirlerini arzu ediyor, ayrılmak istemiyorlarmış " (134) AIDS aynı zamanda ahlaki yargı geri kafalılığının mümkün olduğu bir damgalama sorunu olduğu için toplumsal göndermelere zaten hazır olmalısınız. Bu bariz mesajların aksine ben hayvan imgelerini kovaladım. e.g. kaplumbağa Abartı bir dil yok hiçbir şey bağırmaz; ne acı ne aşk. Sakin sakin zıtlıkları okursunuz yine de vurur sizi. " Yorulunca sessizliği ararız, ama sessizlikten de korkarız "
DüğüneJohn Berger · Metis Yayıncılık · 2017225 okunma
Puan vermedi·688 syf.·
2026 31. kitabı
“Sanat diye bir şey yoktur, yalnızca sanatçılar vardır.” Gombrich, bu sözüyle daha en başında, bizi kalıpların dışına çıkmaya davet ediyor. Sanatın tek bir tanımı yok, sabit bir şey de değil. Her dönem, insanların dünyayı nasıl gördüğüne göre şekilleniyor. Yani her sanatçı aslında dünyayı kendi gözünde anlatıyor. Mesela Orta Çağ sanatını “gerçekçi değil” diye küçümsemek yerine, o dönemin insanlarının gerçekliği nasıl algıladığını sorgulaması... Bu bakış açısı insanın düşünce biçimini değiştiriyor. Burada anlatılanlar bana John Berger’in "Görme Biçimleri " kitabını da hatırlattı. O da aslında görmenin sandığımız kadar basit olmadığını, baktığımız şeyleri bile öğrendiğimiz şekilde gördüğümüzü söylüyor. Kitap boyunca Antik Çağ’dan Rönesans’a, oradan modern sanata kadar uzanan süreçte her dönemi kendi şartları içinde örneklerle gösteriyor. Bu yüzden sanatın aslında kopuk kopuk değil, birbirine bağlı bir süreç olduğunu anlıyorsun. Mağara resimlerinden modern sanata kadar uzanan bir zincir gibi geliyor. Özellikle Sanayi Devrimi sonrası dikkatimi çekti. Çünkü bu noktadan sonra sanat sadece gördüğünü kopyalamaktan çıkıyor. Claude Monet ışığı yakalamaya çalışıyor, aynı manzarayı farklı saatlerde bambaşka çizmesi de bundan. Vincent van Gogh ise hissettiklerini koyuyor tuvale. Sonrasında Pablo Picasso ve Salvador Dalí ile birlikte sanat tamamen düşünce ve algı üzerine kurulu bir şeye dönüşüyor. Bence kitabın en net söylediği şey şu: Sanat sürekli değişiyor çünkü her dönem bir öncekinin bakışına bir şekilde karşı çıkıyor. Ve bu değişim, tek bir doğruyu değil, farklı görme biçimlerini ortaya çıkarıyor. Burada Gombrich aslında “sanatın hikâyesini” değil, bakışın değişimini anlatıyor. Yine de bana göre kitap bazı yerlerde hızlı ilerliyor, özellikle modern sanat kısmı. Biraz
Sanat
Sanatın ÖyküsüE. H. Gombrich · Remzi Kitabevi · 20171,130 okunma
8/10
·296 syf.··
2026 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 03:10
__Dizisi olmasa ve popüler kültürün etkisi olmasa belki de hiç merak etmeyeceğim bir aile ve kitap olacaktı. Kökleri Antalya Elmalıya dayanan ardından yüzyıllar içerisinde önce Afyon sonra İzmir Kabaağaç ve Büyükadaya kadar uzanan köklü ve asil bir aile. Ailede ve dostları içinde kimler yok ki: Yazar, ressam Cevat Şakir Kabaağaçlının babasını öldürmesi akabinde ve siyasi sebeplerle sürüldüğü Bodrum'u betondan kurtarıp bizzat kendi çabaları ile çiçeklerle ve ağaçlarla bezemesi. Halikarnas Balıkçısı olarak Bodrumluların gönlünde taht kurması. İlk Türk kadın Ressam ve Yıkılan Irak krallıgının gelinlerinden Fahrünnisa Zeyd. İlk Türk gravür sanatçısı Aliye Berger. İlk Türk seramik sanatçısı Füreya Koral... ve başarılarla dolu koca bir aile. Osmanlı Sadrazamı, Valisi ve Irak Prensleri damatlardan tutun Cumhurıyet dönemi Orgenerallerine, Mustafa Kemal Atatürk' ten tutun Kraliçe Elizabeth'e kadar dostlukları olan entelektüel bir aile. Kitap Osmanlının son döneminden, Cumhurıyetın kurulusu ve sonrasına kadar yakın tarihimize dair bilgiler veriyor. Harf inkılabı yapılmadan önce harfleri belirlemek için olusturulan kurulda Fahrünnisa Zeyd, Emin ve Hakiye Koral'ın olması, üstelik Atatürk'ün bu alfabeden bir kağıda yazdıgı ilk Latin Harfli kelime'nin Fahrünnisa olmasıda şaşırtıcı bir bilgiydi. Kitabı okurken hem hayranlık duyuyor hem de keşke böyle olmasaymıs dıyecegıniz durumlara da şahitlik ediyorsunuz. Aile ilişkileri, akrabalıkları, aşk hayatları vs her biri bir yana; Dünya'ya kalıcı izler bırakabilmek için yaşayan bir soy gibiler. Hayranlıkla okudum, ufkumu açtı. __
Şakir Paşa AilesiŞirin Devrim · Doğan Kitap · 20251,608 okunma