Martı Jonathan, uçmanın sınırlarını zorlayan ve en yüksek noktaya ulaşabilmek için birçok başarısız deneme yapan; bunları yaparken de sürüden dışlanan bir martıdır. Bu sınırlı zihniyetli sürüden ayrıldığında ise uçmayı ve özgürlüğü öğrenir. Bundan sonraki tek amacı da bu öğrendiklerini cesur martılara öğretmektir.
.
Bir hayvan, eşya ya da cisim üzerinden mesaj veren kitapları okumayı severim çünkü karaktere bağlı kalınmaksızın istenilen şey çok açık şekilde anlatılır. Bu kitapta da bir martı üzerinden sınırları zorlamayı ve hayatın amacını bulmayı Richard Bach çok güzel anlatmış.
.
Peki siz sınırları zorlayanlardan mısınız yoksa sürüye katılıp konfor alanında kalanlardan mısınız?
Bu kitabı okudunuz mu ya da okumak ister misiniz?
Yorumlarda buluşalım :)
Kitap, bir idam mahkumunun giyotin masasına gitmeden önceki birkaç gününü anlatıyor. Kürek cezasına çarptırılmaktansa ölürüm daha iyi diye düşündüğü ilk günlerden; canımı almasınlar da ömür boyu kürek çekerim dediği son gününe kadar ölümü ve çaresizliği iliklerimize kadar hissettiriyor.
.
Öyle ustaca yazılmış bir romandı ki sanki ben idam cezasına çarptırılmış bir mahkumdum ve benim son günlerimdi. Ölümü ve çaresizliği yüzüme vurarak beni çok etkiledi. Dilinin sade olması ve akıcı bir anlatımla bir solukta biten bir kitaptı.
“…başkaları gibi ‘Aman Kemal Bey, ölenle ölünmez.’ Demedi. Deseydi, ona Masumiyet Müzesi’nin ölenle yaşamak için yapılmış bir yer olduğunu söyleyecektim.”