ilk başta şunu belirtmek gerekir ; yazarın kuramı "birileri bize gerçeğin üstüne kurulmuş olan bir hayali yaşatıyor" değildir . bu yanılgıya kitabın ilk örneklerinden olan savaşın aygıtlar ile bize lanse edilip bizi savaşın içinde hissettirmesi ile düşebiliriz . ama sanırım , yine kitaptaki "ramses" örneği daha açıklayıcı olacaktır . mısırlıların ramsesi mumyalarken onu ölümsüzlüğe hazırlama gerçekliği tektir . sonradan ramsesin kahire müzesinde zarar görmemesi için belli yöntemler ile bakımda tutulması bu gerçeğin üzerine biner ama sadece simülasyon olarak . kahire müzesi ramsese bakım yapmayı müze zorunluluğundan değilde , antik mısırdaki gibi onun ölümsüzlüğü ile ilgili olarak , antik mısırdaki o zamandaki tekniklerin aynısını kullanarak yapsa bile , ilk baştaki gerçeğin tekillik olma özelliğini değiştirmeyecek ve simülasyonu olacaktır . olay aslında heredotos un "aynı nehirde iki kere yıkanamazsın" olayının daha komplike halidir . hasta olmayan birinin hastanın tüm semptomlarını göstermesi ne anlama gelir örneği de buna göndermedir . yada ben bunları anladım .
durkheim in makalelerinden oluşan bu eserde , yazarın diğer eserlerindeki disiplin devam etmektedir . bu kitapta yazar ile ilgili , diğer düşünürlerden farklı olarak birşey farkettim . yazarlar genellikle bilimsel sorunları felsefi yamalar ile kapatmaya çalışırken , durkheim bu kitaptaki yazılarında felsefeyi bilime uygun hale getirmeye çalışıyor . makalelerin birbirinden farklı zamanlarda yazıldığını düşünürsek , yazarın kendi disiplininin bu şekilde işlediğini görmüş oluruz .