Allâh’a dayan sa’ye sarıl hikmete râm ol
Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol. ~Mehmet Akif Ersoy
İnsan bazen çıkmaza girer; o çıkmaz, belki beklemediği apansız bir anda onu derinden yaralayacak şiddette olabilir. İmtihan da budur ya... Kul, gereğince elinden geleni yapar; o an yapması gereken sa'ye sarılmaktır, neticesinde ise hikmete râm olmaktır. Tam bir ubudiyetle râm olacakken, Allah o kulun hüzünlü kalbini duyar da hiç öyle bırakır mı? Kesinlikle bırakmaz. İşte o nimet verildiğinde kul, aczini hissedip Allah'a secdeyle şükreder. Üstadın dediği gibi: "Hakiki imanı elde eden adam, kâinata meydan okur." İmandan gelen "Tevekkeltü alAllah" sırrınca, vallahi sizi kimse yıkamaz dostlarım. Bazen küçük gözüken şeyler, âli işlere vesile olabiliyor. Kul bazen "Allah'ım burada da mı?" diyor ve Allah sanki "Evet, burada bile!" diyor.
Çünkü bizim zihayatlarda görmüş olduğumuz güzelliklerin hakiki hakaik-i eşya esma-i ilahiyedir ve insan aslında onu sever ama bilmez bunu gördümüde leyladan mevlaya leylası her aşık olduğu her neyse onda artık esma-i ilahiyeyi görmeye başlar ve oradan mertebe çıkmaya başlar biiznillah