berk can

berk can
@berkwest
Güzellik bazen kurtuluş değildir; çoğu zaman sonun ta kendisidir Kahkahadan sonra gözyaşı gelir
böyle işlerden hiç anlamayan hukukçu beyler
[Hugo Weinschenk]... çevresindeki pek çok meslektaşının yaptığından farklı bir şey yapmamıştı; eğer yakalanmamış olsaydı, hiç kuşku yok ki, o da diğerleri gibi başı dik ve vicdanı hür biri olarak kendi yolunda yürümeye devam edecekti. Şirketi yararına başvurduğu pervasızca manevranın iş yaşamında bir bakıma gelenek olduğunu yargıçlara açık yüreklilikle ve inandırıcı bir biçimde söylemiş ve bunu uzmanlar da doğrulamıştı. Ama böyle işlerden hiç anlamayan, böyle kavramlara yabancı olan ve çok farklı bir dünyada yaşayan hukukçu beyler, onu dolandırıcılıkla suçlamışlar ve mahkûm etmişlerdi.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
her işin başı: kendine güven duymak
Eğlenirken çalışmak ve çalışırken eğlenmek, yarı ciddi ve yarı şakacı bir tutkuyla bir amaca yönelmek, bir şeylere ulaşmak, neşe ve kuşku karışımı bir uzlaşma içinde olmak ve bazı yarım kalmış şeyleri tamamlamak için insanın keyfinin yerinde olması ve kendine güven duyması gerekirdi, fakat Thomas Buddenbrook kendisini çok yorgun ve bitkin hissediyordu.
İlk fırsatta hemen evlenmek istiyorlar...
Katolik rahibelerin Protestan rahibelerden daha içten, daha özverili ve fedakâr olduklarına inanıyorum. Protestan rahibeler kutsal mesleklerine saygılı değiller. İlk fırsatta hemen evlenmek istiyorlar... Kısacası, dünya işlerine düşkündürler; bencil ve hatta zaman zaman bayağı da oluyorlar. Katolikler daha özgür, daha güvenilir ve Tanrı’ya daha yakın.
anlamak ama hissedememek
Thomas karısını anlıyordu, onun söylediği her şeyi anlıyordu. Fakat onun hissettiği şeyleri hissedemiyordu ve kendisini neşelendiren ya da duygulandıran ezgileri eşinin neden değersiz bulduğunu bir türlü anlayamıyordu; sert ve anlaşılmaz bulduğu parçaların müzik değeri neden en yüksek olsun ki? Eşiğinden içeri girmesine izin verilmediği bir tapınağın önünde duruyor ve Gerda’nın oğlunu alıp içeri götürmesini üzüntüyle seyrediyordu.
müzik, oğluyla kendi arasına düşmanlık olarak girmişti
Thomas, Gerda’nın keman çalışını, bambaşka bir güzelliğe sahip gözlerinin, gür ve koyu kızıl saçlarının ve büyüleyici güzelliğinin bir tamamlayıcısı olduğunu düşünmüştü hep; ama şimdi yabancısı olduğu bir tutku, müzik tutkusu daha bu yaşta oğlunun ruhuna işlemişti ve bu tutku şimdi kendisi ve oğlu arasına, kafası çalışan, güçlü, içgüdüleri sağlam, gerçek bir Buddenbrook ve herkesin sevgisini kazanmış bir işadamı olarak görmeyi umduğu oğluyla kendi arasına düşmanlık sokan bir güç haline dönüşmüştü...