Puan vermedi·624 syf.··
2025 166. kitabı
Şair, tiyatro yazarı ve yönetmeni Berthold Brecht tarafından yazılmış, sahnede oynanmış oyunlardan oluşturulmuş derleme bir eser. Eserleri uluslararası alanda da saygı ile kabul görmüş ve ödüllendirilmiş olan Bertolt Brecht’i tanımak ve izini sürmek için oyunlarını okumak güzel bir yol gibi duruyor. Düşünürün dünyaya bakışını, zihni yapısını ve gelecek tasarımını bu oyunlarda görmek mümkün. Oyunları okurken keyif aldım ama keşke sahnede de seyretme şansı olsaydı.
Bütün Oyunları 3Bertolt Brecht · Agora Kitaplığı · 201327 okunma
Puan vermedi·463 syf.··
2025 165. kitabı
1898-1956 arasında yaşamış, 20. yüzyıl Alman şiirinin ve tiyatrosunun en önemli isimleri arasında kabul edilen Alman şair, tiyatro yazarı ve yönetmeni Berthold Brecht tarafından yazılmış, sahnede oynanmış 6 oyunundan oluşturulmuş derleme bir eser. Eserleri uluslararası alanda da saygı ile kabul görmüş ve ödüllendirilmiş olan Bertolt Brecht’i tanımak ve izini sürmek için oyunlarını okumak güzel bir yol gibi duruyor. Düşünürün dünyaya bakışını, zihni yapısını ve gelecek tasarımını bu oyunlarda görmek mümkün. Oyunları okurken keyif aldım ama keşke sahnede de seyretme şansı olsaydı.
Bütün Oyunları - Cilt 2Bertolt Brecht · Mitos Boyut Yayınları · 200625 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Berthold Brecht
Puan vermedi·168 syf.··
2022 336. kitabı
Tanınmış bir Alman oyun yazarı ve tiyatro yönetmeniydi Berthold Brecht. Ama şaşırtıcı şiirler de yazdı. İlk şiirleri 16 yaşında yayımlandı ve hayatı boyunca yüzlerce şiir yazmaya devam etti. Şiirlerinde, halk türkü ve şarkılarından, Rimbaud ve Villon’un şiirlerinden etkilendi. 90lı yıllarda okuduğum ilk yabancı şairdir o. Onun kelimeleri beni şoke etmişti genç yaşımda. Bu yüzden, özel basım şiir kitabını dolabımın en arkasına gizlemiştim ara sıra çıkarıp okumak için. Yasaklı bir şey yapıyor gibi tedirgindim çünkü. Yıllar sonra, düşünceye vurulmaya çalışılan zincirlerin üretken olmayı kamçıladığını kabul etsem de, sevmedim sınırlandırılmayı. Oysa biliyorum, özgürlüğün özgünlüğü yok ettiğini. İşte Hasan Kutuyazıcı’nın çevirisiyle, özgün adı “1940” olan Berthold Brecht’in şiiri: Küçük Oğlum Soruyor Küçük oğlum soruyor bana: Matematik öğreneyim mi? Şöyle cevaplamak geçiyor içimden: Ne diye! İki parça ekmeğin tek parçadan fazla olduğunu Okumadan da anlayabilirsin sen. Küçük oğlum soruyor bana: Fransızca öğreneyim mi? Şöyle cevaplamak geçiyor içimden: Ne diye! Bu ülke çökmek üzere. Sen karnını ovuştur elinle, biraz da inle Onlar anlarlar derdini. Küçük oğlum soruyor bana: Tarih öğreneyim mi? Şöyle cevaplamak geçiyor içimden: Ne diye! Başını toprağın altına sokmayı öğren Böylece hayatta kalırsın belki. Ve sonra: Evet öğren -diyorum- matematiği. Öğren Fransızcayı, öğren tarihi!
Şiir
Seçme ŞiirlerBertolt Brecht · Yön Yayıncılık · 1992316 okunma
7/10
·80 syf.·
2022 140. kitabı
Seçme Şiirler Bertolt Brecht Adolf Hitler Almanyasının, hatta zamanının en büyük tiyatrocu, yazar ve şairi olarak değerlendirilen Berthold Brecht, yaşamında değeri bilinmeyen, zor yetişen değerlerdendi... Brecht'in günümüzde dahi değerini koruyan, adeta mücevher gibi gün geçtikçe parıldayan eserleri, konuyla ilgilenenlere ilham kaynağı olmakta, zevkle okunmaktadır... Bu kitap da Bertolt Brecht 'in şiirlerinden derlenen seçme şiirlerinden oluşan bir kitaptır...
Şiir
Seçme ŞiirlerBertolt Brecht · Yön Yayıncılık · 1992316 okunma
10/10
·106 syf.··
2022 137. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Temmuz 2022 10:01
Hiristiyanlik öğretileri, daha doğrusu kilise dogmalari dünya merkezli bir sistem içinde yeraldigimiza inanıyordu. Bu düşünce inkar edilemez, sarsılmaz bir dusunceydi. Engizisyon mahkemelerinin odun yerine bilim adamı, pardon bilim insanı yaktığı yıllarda ilk olarak Giordano Bruno, bu düşünceyi temelden sarsmıştı. O güne kadar güneş sistemi ile ilgili inanılan herşeyi allak bullak etti Bruno. Ancak bunun bir karşılığı olacaktı, çünkü günah işlemişti. Kilise derhal olaya el koydu ve uydurma bir mahkeme ile hükmü verildi Bruno 'nun. Diri diri yakıldı. Daha sonra Kopernik, Bruno 'nun düşüncelerini bir ileri safhaya götürdü. O da günah işledi. Neyse ki o sadece baskılara maruz kaldı. Çünkü Protestan Almanya ve Polonya 'da yaşıyordu. Baskı Protestan kilisesinden geldi. Dinde sözde reform yapılmıştı ama bazı dogmalar asilamiyordu. Meraklıları için Kopernik prensibi şudur. Kopernik prensibi, Dünya’nın Evren içinde ayrıcalıklı veya özel bir fiziksel konumda bulunmadığını savunan prensiptir. Bu, özellikle de Nicolaus Copernicus’un Dünya’nın sabit olmadığı iddiasından ortaya çıkmıştır. Copernicus, bu iddiayı Güneş sisteminin Güneş merkezli modelini ileri sürdüğü zaman önermiştir. Güneş sistemi ile ilgili sonraki çalışmalar Galileo 'dan geldi. Teleskop'u keşfetmenin de verdiği avantajla Galileo Kopernik 'i destekledi. İlk başlarda Papa'nın da desteğini almasına rağmen, sonraları sorgulandı. Galileo 'nun sonu da Bruno gibi olacakken düşündüklerini inkar etti ve yakilmaktan kurtuldu. Ama gizli gizli çalışmalarına devam etti. Ömür göz hapsinde tutuldu ve yaşamını bu şekilde sürdürdü. Galileo 'nun bilime kazandırdığı buluşlar ise şöyle. Serbest düşmenin sabit ivmeli bir hareket olduğunu yere düşerken yolun, zamanın karesiyle belirli bir orantısının olduğunu gösterdi. Sarkaç icat
Galile'nin YaşamıBertolt Brecht · Deniz Kitap · 1981116 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2021 49. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2021 01:41
"Savaşı icat eden görmesin cennet!" Bu söz bu kitabı özetler nitelikte. Sadece cephede süren bir şey değildir savaş, savaşın değiştirdiği, dönüştürdüğü bir geleceği de içine alan insanın dışarıda bırakılmasının tamamını kapsayan çürümüş bir olgudur savaş. Tarih, savaş imajlarının çığlıklarıyla doludur! Bunca acının ortaya çıkmasına zemin hazırlayan şey ise faşizmin ta kendisidir. Bachmann; "Faşizm iki insan arasındaki ilişkide başlar," derken çok haklıydı. Çünkü faşizm sadece büyük kitle hareketlerinin eyleme geçmesinden sonra varlığını gösteren bir ideoloji değildir, aksine yaşamın içindeki küçük farklardan beslenerek aptal zihinlerde kuluçkaya yatmasıyla büyüyen, canavarlaşan bir yok etme düşüncesidir. Her ne kadar kabullenmesek de her birimizin içinde birer faşist yatar çünkü insan kendi düşüncesinin dışında kalan şeyin düşmanıdır. Bunun üzerinde incelemelerde bulunan Weil, "Ne alıkoyuyor bizi, karışımızdakinin gözlerini çıkarmaktan!" diye başlamıştı denemesine. Bu kitaptaki baş kahramanımızın içine düştüğü durum bunu açıklar nitelikte bence: kapıların dışında bırakılmak! Dışlanmışlık, dışarıda bırakılmak. İnsan ancak elinden gücü alınıp da düşkün duruma düştüğü zaman yani temelinde yatan korkuyla yüzleşince ona elindeki gücü kullanmaya engel teşkil edecek düşüncesi yerleşir. Yoksa elinde yapma yetkisi, gücü bulunan insan bir şekilde karşısındakinin gözünü çıkarıyor! Bu basit bir tanımlama ya da kısır bir bakış açısı gibi gelebilir tabi bunu sadece fiziksel bir eyleme sıkıştırırsak ama olay sadece ondan ibaret değil. İnsanın acımasızlığı bu noktada ortada çıkar, yapabiliyorum, yapmaktan neden eksik kalayım düşüncesinde. Yoksa insanı çok masum bir varlık gibi görmeye bizi duygularımız mı yöneltiyor aksi halde yeryüzünde bu kadar kötülüğün olmasının başka bir
1000Kitap
Kapıların DışındaWolfgang Borchert · Can Yayınları · 20217,9bin okunma