Bir kutupta zenginlik üretmek, karşı kutupta yoksulluk, sefalet, aşağılanma üretmeden mümkün olmuyor; her ileri aşamada da zengin-yoksul uçurumu büyüyor. Bu nitelikten ötürü kapitalist dünya sistemi hiyerarşik, piramidal bir yapılanma arz ediyor, her "ulusal ekonomi" piramitte bir yer tutuyor. Piramidin tepesinde daima hegemonik, emperyalist bir devlet bulunuyor, onu ikinci, üçüncü derecedeki kapitalist-emperyalist ülkeler izliyor. Yukarıdakilerle aşağıdakiler arasındaki ilişki ise sömürü, bağımlılık, hâkimiyet tabiyet ilişkisidir. Bu yüzden de piramit dâhilinde kalarak, aşağıdakilerin yukarı tırmanması, bizde yaygın tabirle muasır medeniyet denileni yakalamak asla mümkün değildir. Berthold Brecht, tahterevalli şiirinde "yakalamanın” neden mümkün olmadığının harika bir tasvirini yapıyor.
Bana göre bilimin tek amacı, insan yaşamının güçlüğünü hafifletmektir... Bilim adamları bilgiyi yalnız bilgi uğruna toplamakla yetinirlerse... Sizinle insanlık arasındaki uçurum günün birinde öylesine büyüyebilir ki, bir yeni buluş nedeniyle attığınız Sevinç çığlığı, evrensel bir dehşet çığlığıyla yanıtlanabilir...
*
Berthold Brecht
"... kentler dar, görüşler dardı". Berthold Brecht bir oyununda Galieo'nun ağzından hıristiyan Ortaçağının hayat tarzının tasvir etmek için böyle bir ifadeden yararlanır. Bu sözleri ardarda sıralamakla görüşlerin darlığına "maddî bir temel" sağladığını sanıyordu belki. Dar görüşlülüğün doğuş sebebi olarak dar bir mekânın gösterilmesi bizi geniş bir mekânın da (yani beş duyu ile algılanan fizikî mekânın) geniş görüşlülüğe, daha kapsamlı ve derin düşünmeye yol açacağım iddia etmeye götürecektir. Oysa ne dar görüşlülüğün dar mekânla ne de geniş görüşlü olmanın geniş mekânlarda yaşamakla bir bağlantısı var. Belki tersi bile doğrudur: Şehirler kalabalıklaştıkça insanların yalnızlaşması başka nasıl
açıklanabilir?
İsfensk ayrı bir insan örneğidir.
Huzur, ruh, fikir ve birlik.
Beş tonluk taşları Berthold Brecht'in taşıdığı üzre,
Ki o zaman ne kaldıraç vardı, ne vinç
Köylüler sırtlarında taşıyamazlardı elbet,
Onları taşıyan kölelerin ilahileridir
Emekçi ilahileri
Emekçi türküleri
Çölü yerinden oynatan
Kum fırtınaları
Yeni bir tanrısızlık yaratmak için.
Musiki nasıl da acı bir musiki
Yerleştirmek için o taşları yukarıya
Sonunda firavunları öldürmek için, dehlizlerde .