Kalbi gün geçtikçe ağırlaşıyordu şimdi. Bu öyle bir kalb haline gelmişti ki üzerine düşüldükçe bedeni ödevlerini küçümsüyor, bıçakla açılmış yaralara benzeyen ağızlarından hep bir defalıkmış gibi az az kan kusuyor, en küçük ihmallerde hatırlansın diye duraklıyor ya da hızla çalkalanmaya başlayarak en uzak hücrelerdeki uyuşuk dikkatleri bile korkuyla irkilitiyor, basınçlı kanla tartaklıyordu.
-Bir gün geldi ki büyük evin bütün odalarına yerleşen, sahiplerini bahçedeki kulübeye kovan kaprisli, benzeri görülmemiş yepyeni bir uşak gibi biricik efendisi oldu adamın. Hırçınlaşmakta ve istemekteydi bu kalb.
Necasetin su ile temizlenmesi caiz olduğu gibi; kendisiyle necsetin giderilmesi mümkün olan sirke, gül suyu ve sıkıldığında sıkılabilen (akıcı olan) benzeri her temiz sıvı ile de temizlenmesi caizdir.
Asıl metinden degil sadece Not
(Ebû Hanîfe ve Ebû Yûsuf: Temizlik "muallel" bir hükümdür (yani mantığı akılla çözülebilir). Buradaki amaç pisliği uzuvdan uzaklaştırmaktır. Sirke veya gül suyu necaseti söküp atma (kal' ve izale) gücüne sahip olduğu için su gibi temizler. (Günümüz fıkhında kuru temizleme veya alkollü/kimyasal ıslak mendillerle temizliğin caiz olması bu Hanefî kuralına dayanır).
Gel, güzel kedim, aşık kalbimin üzerine;
Pençelerini çek geri,
Bırak dalayım senin o güzel gözlerine,
Maden ve akik benzeri.
Ne vakit parmaklarım hafif hafif okşasa
Başınla kıvrak enseni,
Ve elim okşamanın zevkiyle sarhoş olsa
Ürperen bedenini...
Dini kurallara olan bağlılığı hayatinin çoğu döneminde bağnaz olduğu eleştirilerini beraberinde getirdi. Fakat bu durumdan hiçbir
zaman ödün vermedi. Harbiye Nazırı olduğu günlerde subayların
üzerlerinde üniforma olduğu halde gazino ve birahane benzeri yerlere girmelerini hem askerlik mesleğinin kutsiyetine hem de dini
kurallara aykırı olduğu gerekçesiyle yasakladı. Bu hal üzere tespir
edilenler açığa alınacaktı. Din ve askerliği birbirine paralel görüyordu ve dinsiz bir ordunun olamayacağına inanıyordu:
Dinsiz bir ordunun hiçbir vakit muvaffak olamayacağı bence
katiyen muhakkaktır.
Enver’in din ve orduyu bir araya getirdiği sözleri, donemin ş؛١riİarı ve kendi İnançları doğrultusunda askerliğin ve savaşın maı٦e١٠i
boyutuna verdiği önemi yansıtıyordu. Müslüman olsun, HristiyLin
olsun bütün askerin, dini hükümler ve farzlara son derece özen gostererek sarılmalarım istiyordu
Örneğin, Bir Hıristiyan'la bir Müslüman'ın "farkı", "Etkinlikten edilgenliğe geçmiş bir Yaratıcı ve kendi haline bırakılmış yaratılan" ile, "sürekli olarak etkin bir Yaratıcı ve başıboş olmayan yaratılan" hikâyelerindeki "fark"a dayanır. Benzeri bir söyleyişle, Yaratıcı'ya göre, "oğul", "kul", "asi", "rakip", "düşman" oluş, hep farklı hikâyelere sahip oluştur.