7/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 16:57
Merhaba arkadaşlar. Jules Verne serüvenimiz kaldığı yerden devam ediyor. Dünyanın Hakimi (Efendisi) eserinde bizleri neler bekliyor. Hızlıca başlayalım. Bu eserde bizler özellikle hızlı arabaların konu edildiği bir döneme geçiyoruz. Kitap 1904 yılında yayımlandığı için araba bulmanın güç olduğu bir devirde adeta hızlı araçların gündeme getirilmesi bile Jules Verne’nin düşünce gücünü açığa çıkarıyor. Bu defa Amerika’ya uzandığımız eserde bizler Carolina – Morganton'a konuk oluyoruz. Burada insanlar yüksek ses nedeniyle uykularından uyanırken aynı zamanda da Great Eyrie adındaki bir dağdan gelen parlak ışıklara şahit oluyorlar. Hemen Washington emniyetinden Müfettiş Strock da görevlendirilir bu konuda ve detaylara bakmak için harekete geçer. Onun göreve gelmesi sonrası çok hızlı bir araba yanında aynı şekilde bir gemi, uçak ve denizaltı da hikayeye dahil oluyor. Tam, bu hikaye nereye gidiyor diye sorgularken bir de gizemli diyebileceğimiz ‘Ulusa Sesleniş’ konulu diyebileceğimiz mektuplar ortaya çıkıyor. Kitaba devam ettiğimizde Jules Verne’nin çok farklı düşündüğünü, 4 farklı bölgedeki 4 farklı aracın 4 ayrı mesaj ama genelden baktığımızda da bir bütünlük içeren gönderme yaptığını gözlemliyoruz. Burada biraz ‘Biyoloji’ işin içine girdiği için 4 element olarak değerlendirme yapıldığını ve kitabın buna göre şekillendiğini ekleyelim. Ancak çok önemli bir detay var ki bundan mutlaka bahsetmemiz gerekiyor. FBI olarak bildiğimiz büronun öncü kuruluşu olan Soruşturma Bürosu 1908 yılında kurulurken Verne kitabı bundan birkaç yıl önce kaleme alıyor. Yani tamam teknolojik yenilikler hadi biraz beklenti biraz hayal gücüyle denk geldi diyebiliriz ama bu noktada bu kadar ufak ve önemli bir detayı es geçemeyiz. Verne bence yalnızca tahmin yürütmüyordu. Bildiği kısımlar da vardı.
Dünyanın HâkimiJules Verne · Alfa Yayınları · 2021185 okunma
7/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 11:01
"Bana sorarsan, bütün bu belalar bu kitaplar yüzünden. Kitaplar bir yandı mı, hiçbir şey düşünmez, güzel güzel yaşarız.” (s. 407) Kitabın arka kapağında “Bir ülkenin hikâyesi, bir insanın hayatında saklıdır.” yazıyor. Ancak kitabı bitirdiğimde bu vaadin çok da karşılanmadığını hissettim. Aslında güzel bir açılış cümlesi var: “Ben bir tohumum. Geldim, kendimi bu şehre ektim.” diyor yazar. İlk bölüm de aynı şekilde merak duygusunu canlı tutuyor. Anlatıcı, köyünden kente eğitim almak için gelmiş ve akademisyen olma yolunda ilerleyen bir genç. Ancak bir yandan da köylülerinin, özellikle köyün sözü geçen isimlerinden (muhtarı diyebileceğimiz) “Yaşlı Enişte”nin taleplerini geri çeviremediği için sürekli bir koşturmacanın içinde kendini buluyor ve bunun nedenlerini anlatıyor.Sonra kendisi bambaşka yerlere savrulurken, köyü de değişiyor elbette! Anlatıcının yaşam öyküsü ile köyündeki insanların hikâyeleri bölüm bölüm ilerliyor. Zaten annesi ve babası olmadan, köylülerinin büyüttüğü bir çocuk olduğu için de hikayeler oldukça gerçekçi. Bir bölümde anlatıcının kendi hayatına, bir başka bölümde ise köylülerinden birinin yaşamına tanıklık ediyoruz. Bu paralel yapı, "Vayy be! Bu dünyada bilmediğimiz ne çeşit insanların ne çeşit hikayeleri var(!)" düşüncesi oluşturuyor. Bu yönüyle, adının da çağrıştırdığı gibi tam anlamıyla bir “Hayat Kitabı”. Diğer yandan, arka kapakta yer alan “bir ülkenin hikâyesi” vurgusunun kurguda beklediğim kadar karşılığı bana kalırsa yok. Evet rüşvet, sağlık sistemi, eğitim ve bürokrasi gibi toplumsal meseleler yer yer hikâyelerin içine yedirilmiş. Ancak daha çok insan hikayelerinin arkasındaki çok ince detaylar gibi kalmış. Fakat bazı seçme konularda da fazlasıyla detay vardı. Ama bunlar insana veya ülke tarihine değil de daha ilgi alanı gerektiren
Hayat KitabıLi Peifu · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20262 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
7/10
·107 syf.··
2026 12. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 20:55
Musaşi bu kitabı, ömrü boyunca girdiği 60'tan fazla düellonun ardından, hayatının son yıllarında bir mağarada (Reigandō) inzivadayken yazmıştır. Bu detay çok önemlidir; çünkü kitap, genç bir savaşçının hırsını değil, ölümü ve yaşamı kılıcın ucunda defalarca tatmış bir ustanın yalın bilgeliğini sunar. Kitabın Yapısı: Beş Element Musaşi, öğretisini Budist kozmolojisindeki beş elemente ayırmıştır: • Toprak Çemberi: Temel prensipler ve stratejinin "yolu" üzerine odaklanır. Bir binanın temeli gibi, disiplinin önemini vurgular. • Su Çemberi: Ruhun ve bedenin esnekliği üzerinedir. Su gibi her kaba uyum sağlamayı, ama gerektiğinde bir sel gibi yıkıcı olmayı anlatır. • Ateş Çemberi: Muharebe anı, zamanlama ve düşmanın psikolojisini yönetme üzerinedir. "Saldırı" ruhunu temsil eder. • Rüzgar Çemberi: Diğer okulların (ekollerin) geleneklerini eleştirir. Musaşi'ye göre gösterişli teknikler boşadır; önemli olan sadece neticedir. • Boşluk Çemberi: En derin bölümdür. Zen Budizmi ile paraleldir. Her şeyi öğrendikten sonra hiçbir şeye saplanıp kalmama halini anlatır. "Bir şeyi bildiğinde, her şeyi bilirsin." Musaşi, bir kılıç ustasının marangozdan, bir generalin sanatçıdan öğreneceği şeyler olduğunu savunur. Ona göre "Yol", her disiplinde aynıdır: Odaklanma, ritim ve gereksiz olanın elenmesi. Japon Kültürü Açısından Önemi Japon kültüründe "Sadō" (Çay Yolu), "Shodō" (Kaligrafi Yolu) gibi pek çok "Yol" (Do) vardır. Musaşi’nin kılıç sanatı ise sadece öldürmekle ilgili değildir; bir kendini gerçekleştirme biçimidir. Kitapta geçen Hyōhō (strateji sanatı) terimi, sadece fiziksel kavgayı değil, yaşamın her anındaki kaosu yönetme sanatını simgeler. Okuyacaklara Bir Not Erdal Küçükyalçın çevirisi (görseldeki baskı), Japonya üzerine akademik çalışmaları olan bir isimden geldiği için oldukça
Beş Çember KitabıMiyamoto Musashi · Anahtar Kitaplar Yayınevi · 2006743 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 2. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2026 11:38
“Mogador’da deriye verilen tüm değerle beraber şehirde, kalbin en çok takdir edilen enstrüman olduğu söylenir. İnsanlar kendi kalplerine dokunmak yerine diğerlerinin kalplerine dokunur. Bu Magodor’a ait arzu müziğinin temel yasasıdır.” Dokuz Kere Şaşkınlık oldukça destansı bir metin. Dokuz bölümden oluşan bu metin hayali bir kent olan Mogador’u anlatıyor. Öyle bir kent ki Mogador sanki nereye dönerseniz dönün arzu çıkacakmış gibi karşınıza. Kitabın ismindeki şaşkınlık ise şuradan geliyor: Mogador’da arzu beş elementle anlatılıyor. Bu elementlerin dördü bildiğimiz elementler olan hava, su, toprak, ateş. Bunlara ilaveten beşinci element olarak şaşkınlık ifade edilmiş. Dokuz Kere Şaşkınlık, Mogador Beşlisi serisinin ilk kitabı. Serinin diğer kitaplarını okur muyum pek emin değilim çünkü çok benlik bir kitap değil açıkçası. Altını çizdiğim ve beğendiğim yerler oldu elbette ama mutlaka okuyunuz diyeceğim kitaplardan biri değil maalesef.
Dokuz Kere ŞaşkınlıkAlberto Ruy-Sánchez · Epona Yayınları · 20246 okunma
O meşhur Zodyak Akademi buymuş demek
5/10
·432 syf.··
2026 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2026 21:49
Bu seriyi sosyal medyada yüzlerce kere gördüm. Her gördüğümde daha da merak ettim. Bu kadar uzun ne anlatmışlar? Burçlarla ilgili bir seri nasıl olabilir? Aldığı övgüleri hak ediyor mu? Neyse ki Olimpos olaya el attı ve ben de hemen damladım. Seriyle ilgili hiçbir şey bilmiyordum başta ama çok uzun olduğu için ciddi bir seri olduğunu düşünüyordum. Sonrasında birkaç inceleme okudum ve bakış açım değişti. Öyle olumsuz incelemeler okudum ki dünyanın en berbat kitaplarından birini okuyacağımı düşündüm ama şaşırtıcı şekilde o kadar da berbat bulmadım ben kitabı. Hakkında olumlu düşüncelerim de var olumsuz düşüncelerim de. Olumsuz düşüncelerim ağır basıyor ama, onu söylemiş olayım şimdiden. Anlatım dilinden başlayalım. Çok kolay okunan, hızlı akan bir kitap. Beni içine çektiğini de söylemem gerek. Okumak için oturuyordum ve bir bakmışım elli-yetmiş sayfa kadar okuyuvermiş, halbuki ben yavaş okuyan biriyimdir. Kitap beni aldı götürdü yani. Ama diyemem ki kitabın dili güzel... Çok basitti ve sanatsal değildi kesinlikle, günümüz konuşma dilinde yazılmıştı. Çerezlik yani, oku geç. Ana karakterler Darcy ve Tory isimlerinde ikiz kız kardeşler. Bölümleri onların ağzından okuyoruz ve her bölümde anlatıcı değişiyor. İkizleri, farklı kişiliklere sahip olmalarına rağmen, ayırt etmek çok zordu gerçekten. Pek çok kez Tory'i okurken Darcy'i, Darcy'i okurken de Tory'i okuduğumu zannettim. Bazı hareketleri ve sözleri ile kim olduklarını belli ediyorlardı ama düşünceleri neredeyse tamamen aynıydı. Karakterler değiştiğinde anlatımın da az çok değişmesi gerekir diye düşünüyorum ben. Diyaloglar da... Bazen gerçekten berbatlardı, bazen o kadar da kötü değillerdi ama hiçbir zaman bayıldığım bir diyalog olmadı. Karakterler ergen sonuçta, ne kadar iyi bir şey bekleyebiliriz ki? Pekiii...
UyanışSusanne Valenti · Olimpos Yayınları · 2025373 okunma
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2024 327. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2024 00:00
"KURT GECESİ" "Korkak mıydı yoksa hain mi bunu anlaması epey bir zaman alacaktı. Ailesinin güvenliğinden neden korkmuştu ki, kendisini koruyacak bir devleti varken neden ürkmüştü, ihaleleri almak için vatanın sırlarının deşifre olmasına ortak olmuştu. Devlet affetse bile kendisini asla affetmeyecekti, şimdi ise yaptıklarını telafi edebilecek bir fırsat verilmişti kendisine." Asırlardır süregelen planlar ve entrikalar, Türkiye ve Türk milletini hedef almış olsa da, her zaman hesap edemedikleri bir gerçek vardı: Türk milleti bittiği yerden yeniden başlar, külleri arasından doğar ve hürriyetine asla zarar gelmesine izin vermez. Bu roman, tam da bu ruhu merkezine alıyor. Hikâyenin temelini, Isparta’da düşen yolcu uçağında hayatını kaybeden 57 kişi oluşturuyor. Uçakta, Türkiye’de toryum ve CERN çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Engin Arık ve beş akademisyen daha bulunuyordu. Televizyonlar, yaşanan bu büyük kaybı benzer cümlelerle “son dakika” olarak duyuruyordu. Fakat roman, bu trajik olayın arkasındaki gizli güç oyunlarını da gözler önüne seriyor. Tapınakçılar, Masonlar, Üst Loca ve daha birçok örgütün oluşturduğu hain yapı, Türkiye için planlarını devreye sokmuştu. Ancak hesaba katmadıkları bir şey vardı: Türk devleti her şeyin farkındaydı. Yazar, bu bilinçli devlet aklını ve stratejik zekâyı karakterler üzerinden bizlere sunuyor. Kitabın bir diğer dikkat çekici yönü ise toryum elementine verilen stratejik önem. Abel Gregor’un sözleriyle, “Bahsettiğimiz element, petrol, doğalgaz ya da başka bir şey gibi değil; dünyanın gerçek sahibini belirleyecek bir element.” Bu satırlar, sadece bilimsel değil, aynı zamanda jeopolitik bir gerilimi de gözler önüne seriyor. Roman, trajik gerçeklerden esinlenmiş olsa da, kurgusuyla okuru derin bir gerilim ve heyecan dünyasına çekiyor.
Edebiyat
Kurt Gecesi - İmparatoryumGökhan Çelik · Yediveren Yayınları · 066 okunma