"KURT GECESİ"
"Korkak mıydı yoksa hain mi bunu anlaması epey bir zaman alacaktı. Ailesinin güvenliğinden neden korkmuştu ki, kendisini koruyacak bir devleti varken neden ürkmüştü, ihaleleri almak için vatanın sırlarının deşifre olmasına ortak olmuştu. Devlet affetse bile kendisini asla affetmeyecekti, şimdi ise yaptıklarını telafi edebilecek bir fırsat verilmişti kendisine."
Asırlardır süregelen planlar ve entrikalar, Türkiye ve Türk milletini hedef almış olsa da, her zaman hesap edemedikleri bir gerçek vardı: Türk milleti bittiği yerden yeniden başlar, külleri arasından doğar ve hürriyetine asla zarar gelmesine izin vermez.
Bu roman, tam da bu ruhu merkezine alıyor. Hikâyenin temelini, Isparta’da düşen yolcu uçağında hayatını kaybeden 57 kişi oluşturuyor. Uçakta, Türkiye’de toryum ve CERN çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Engin Arık ve beş akademisyen daha bulunuyordu. Televizyonlar, yaşanan bu büyük kaybı benzer cümlelerle “son dakika” olarak duyuruyordu. Fakat roman, bu trajik olayın arkasındaki gizli güç oyunlarını da gözler önüne seriyor.
Tapınakçılar, Masonlar, Üst Loca ve daha birçok örgütün oluşturduğu hain yapı, Türkiye için planlarını devreye sokmuştu. Ancak hesaba katmadıkları bir şey vardı: Türk devleti her şeyin farkındaydı. Yazar, bu bilinçli devlet aklını ve stratejik zekâyı karakterler üzerinden bizlere sunuyor. Kitabın bir diğer dikkat çekici yönü ise toryum elementine verilen stratejik önem. Abel Gregor’un sözleriyle, “Bahsettiğimiz element, petrol, doğalgaz ya da başka bir şey gibi değil; dünyanın gerçek sahibini belirleyecek bir element.” Bu satırlar, sadece bilimsel değil, aynı zamanda jeopolitik bir gerilimi de gözler önüne seriyor.
Roman, trajik gerçeklerden esinlenmiş olsa da, kurgusuyla okuru derin bir gerilim ve heyecan dünyasına çekiyor.