Kendinin Daha İyi Hâline Ulaşmak
Genelde kendimizin en mükemmel hâlini hayal ederken aslında bize en az benzeyen hâlimizi kurgularız; biz tembelsek o çok çalışkandır, kiloluysak o çok fittir, biz betaysak o alfadır. Bu durum da aslında kişisel gelişim yolculuğunda kendimize yaptığımız en büyük sabotajdır. Hayal ettiğimiz o ideal benliği kendimizden o kadar uzak kurguluyoruz ki ona ulaşma ihtimalimizi baştan kaybediyoruz. Aslında ona gerçekten ulaşmalı mıyız, ondan da pek emin değilim. Kişisel gelişim dünyasında bize sürekli empoze edilen şey "en iyi" ve "en" ile başlayan ifadelerdir. Ancak başka bir açıdan düşünürsek, gerçekten "en" olmamıza gerek var mı? Ben bu noktada "daha" kelimesini çok daha makul buluyorum. Çünkü ütopik veya dramatik bir kilometre taşını hedeflemektense, küçük adımlarla dünden daha iyi olmanın çok daha kıymetli bir kazanım olduğuna inanıyorum. Asla ulaşamayacağımız (ki ulaşmamız gerektiği konusunda da hemfikir değilim) bir hedeften ziyade düne ve bugüne odaklanıp; dünden iyi, yarın ise bugünden daha iyi olmayı hedeflemek bana çok daha mantıklı bir serüven gibi geliyor. Ben kendi hayatımda da çoğu şeye birer kazanım olarak bakarım. Daha iyi beslenmeye, cilt bakımıma ve evimin temizliğine özen gösteririm; entelektüel seviyemi muasır medeniyetler seviyesine çıkarmaya gayret eder, zihnimi beslemek ve gönlümü hoş tutmak için güzel içerikler takip ederim. Kısacası, yaptığım işleri gün geçtikçe daha kolay ve daha iyi yapmaya çalışır, kendimi hiç bilmediğim yeni konulara maruz bırakmaya gayret ederim. Ben Türkiye'nin en iyi öğrencisi değilim, en iyi motosiklet sürücüsü de değilim; çoğu şeye yaşıtlarımdan daha erken de ulaşmadım. Lakin dünkü Celil'den en azından bir adım öndeyim. Zaman su gibi akıp geçiyor; tam olarak farkında olmasam bile biliyorum ki, gelecekteki ben şu anki
Psikoloji
Umarım bir gün egosunu beslemek yerine sevgisini büyüten birine rastlarsın. Seni yanında tutmak için oyunlar oynamayan, ilgisini eksik vererek değerini ölçmeye çalışmayan, sevgisini bir ödül gibi sunmayan birine… Utanmadan seven, hislerini saklamak zorunda hissetmeyen, sana değer verdiğini davranışlarıyla gösteren birine. Öyle bir insan ki yanında sürekli kendini kanıtlaman gerekmesin. Sevildiğinden şüphe etmek yerine huzur bulasın. Seni değiştirmeye çalışmadan kabul etsin, başarılarınla gurur duysun, zor günlerinde yanında dursun. Çünkü gerçek sevgi, iki kişinin birbirine üstün gelmeye çalıştığı bir savaş değil; birbirinin yaralarını büyütmeden, hayallerini küçültmeden yürüdüğü bir yoldur. Umarım seni kendinden şüphe ettiren değil, kendini daha çok sevmeni sağlayan bir sevgili bulursun.
Reklam
Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu: “Sizden önceki milletlerin hastalığı olan haset ve kin beslemek sizde de depreşti. Haset ve kin beslemek kazıyıp yok eder. Ben size onların saçı kazıdığını söylemiyorum; onların dini kökünden kazıyıp yok ettiğini söylüyorum.” (Tirmizî, Kıyâmet 56)
Din İslam
“Güzelliğin sesi kısıktır,” diyor Nietzsche. Haklı. Bugün dünyayı dolduran onca gürültü arasında, güzelliğin fısıltısını duyabilene aşk olsun. Öyle kolay değil; sabırla beklemek, bir çiçeği büyütmek, toprakla hemhal olmak ya da bir çileyi sessizce taşımak... Ama işte, güzelliğin kısık sesi o sessizlikte yankılanır. Sessizce çabalayanlara selam olsun. Adım adım yürüyüp asla vazgeçmeyenlere, karınca misali kendi hikâyesini yazanlara… Her sabah aynı yoldan işe giderken zihninde farklı dünyalar yaratanlara, kahvesini soğutma pahasına pencere önündeki sardunyayı güneşe çevirenlere, tüm telaş arasında bir sokak hayvanını beslemek için durup ceketinin cebinde mama taşıyanlara… Selam olsun.
Bir orduyu yürütmek, beslemek ve donatmak devasa bir lojistik maliyettir. Antik ve orta çağ dünyasında bu maliyet, işgal edilen topraklardan alınan ganimetle karşılanırdı.
Tarih
- Aşkın en korkunç hali koltuk sevdasıdır Antonio. İnsan, kıçına sevdalananların çokluğunu görünce aşkıyla baş edemeyip bileğini kesen ahmaklara derin bir saygı beslemek zorunda kalıyor. Niyazi Çetinkaya
Reklam
Reklam