"İnsanların maddi durumları veya sahip oldukları şeyler bugüne kadar hiç ilgimi çekmedi. Ben daha çok oturup kalkmasını bilmesine, kültür seviyesine, nezaketli olmasına, vicdanına ve merhametine dikkat ediyorum. Efendilik ve iyi niyet beni o kadar etkiliyor ki.."
Her şeyi iyi yanından görmeyi kim öğretti bize? Acıyı görmeyen insan, umutsuzluğu yaşamayan, iliklerine dek kederin işleyip yaralamadığı bir insan, mutluluktan, umuttan, sevinçten ne anlar?
Göğü görmeden, denizi görmeden maviyi anlamaya benzemez mi bu? Bir güz düşünün ki Ömür Hanım, ilkyazı olmamış, yazı yaşanmamış. Böyle bir güzün hüznü hüzün müdür? Başlamanın bir anlamı varsa bitişi göze almak, bitişin bir anlamı varsa başlangıcı olmak değil midir?