Açıkçası kitap hakkında baya kararsız kaldım ve nasıl değerlendirme yapmam gerektiğinden emin olamadım. Kendi ayıbım Türk edebiyatına ait çok fazla okumam olmadı . O yüzden dönem ve tür kıyaslaması yapamıyorum.
Kitapla ilgili beğendiklerime gelirsek ; Roman inanılmaz bir kurgu ile işlenmiş. Zamanınız varsa 1 günde sıkılmadan okursunuz. Bir hayalet hikayesi üzerinden kurgulanan hikaye akıp gidiyor. Kitabın sonuna kadar “acaba” diye diye okuyorsunuz. Sonunu tahmin edememek bir kitapta en sevdiğim şey zaten .
Dul kalan Fikriye hanımı, “fesat” yenge evlendirmeye çalışıyor. Talip olarak bulunan kişi hakkında duyulan bilgileri teyit için eski karısına ulaşıyorlar. Zaten nerdeyse kitaptaki tüm hikaye eski eşin anlattıkları üzerine. Kitabı okudukça Naşit Nefi efendi için üzülüyorsunuz . Kötü kadın Binnaz, hayalet kadın Binnaz ( Ciguli tonu ile söyledim istemeden ) Sonu ise tam bir süpriz
Beğenmediğim nokta ise ; Yazar araya kendi dünya görüşlerini yada hayalet / ölüm/ ruh üzerine görüşlerini katmış. Ama bazen inanılmaz sıkıcı hal alıyor. Mezarlığa giderken yada Reis ile Şükriye hanımın babasının konuşması bir yerden sonra tekrar gibi geldi ve sıktı.
Bir diğer husus ise eğer kitap korku romanı tarzında yazıldı ise aynı tarihlerde Dracula, Bay Hyde yada bir 10 yıl içinde Lovecraft serileri yazılmış. Bu kitapların yanında ( eğer tarzı korku ise ) çocuk kitabı gibi kalıyor. Bu konuda kıyaslama yapabilecek kadar hakim olmak adına Türk edebiyatı Klasiklerini biraz daha yoğun okumaya çalışacağım .
Sonuç olarak kendi edebiyatımıza hakim olmak adına okumamız gereken kitaplardan biri. Okumayan kişiyi de pek pişman edeceğini düşünmüyorum.