Köpek kalbi kitabını daha önce de okumuş ve bayılmıştım. Geçen gün kitapla ilgili yorumlarda, kitaptaki göndermeleri, metaforları okuyunca meğer ben ne kadar odunmuşum, hiçbir göndermeyi anlamadan dümdüz okumuşum dedim ve bir kez daha okudum . Sonuç; Yine çoğu göndermeyi anlamadım. :) Fakat farklı bir bakışla okununca çoğu sistem eleştirisi , proletarya ve burjuva arasındaki uçurum görülüyor. Burjuvayı temsil eden profesör ne kadar eğitimli, kültürlü, zevk sahibi ise, proletarya o kadar iki yüzlü, arsız, kültürsüz anlatılmış. Tavsiye, kitabı okumadan, mutlaka bu metaforları okuyup, kitabı öyle elinize almanız.
Öncelikle kitapta bir sokak köpeginin sokaklarda yaşarken çektiği zorlukları o kadar güzel anlatmış ki , nerede köpek görsem kim bilir neler yaşamıştır diyorum. Hatta köpeklerin renkler, kokular ve harflerle okumayı çözdüğünü bile iddia etmiş :)
Şarik sokakta zor bir anında karsısına çıkan profesör sayesinde bambaşka bir dünyaya adım atıyor ve bey köpeği oluyor. Ta ki bizim çılgın profesör, Şarik’e , ölmüş bir suçluya ait hipofiz bezi ile testis takana kadar... Hikaye zaten burada başlıyor ve tahammül edilmesi zor, iki yüzlü, arsız bir adama dönüşüyor. İşin komiği devlet kademesinde yönetici olarak iş bile buluyor. Sonrası süpriz.....
Konusu son derece ilginç bir kitap. Zaten Bulgakov’un aslında hekim olması da konuya hakimiyetini arttırıyor. Kitap su gibi gidiyor, elinizden bırakamıyorsunuz. Modern Klasiklerden, kara mizah adına önemli bir eser bence.. Çok çok beğendim .
Sevilla’dan Granada’yaaaa :)