Özgürleşme, kadına erkekle ekonomik eşitlik kazandırmıştır. Artık, kadın kendi mesleğini ve işini seçebiliyor; fakat geçmişteki ve bugünkü fiziksel eğitiminin ona erkekle yarışacak donanımı sağlamadığını da hemen belirtmek gerekir. Kadın her zaman piyasa değerine ulaşabilmek uğruna bütün enerjisini harcamaya, canlılığını tüketmeye ve sinirlerini yıpratmaya zorlanıyor. Bu kadınların içlerinden pek azı başarılı olabilmiştir; kadın öğretmenler, kadın doktorlar, kadın avukatlar, kadın mimarlar ve kadın mühendisler, erkek meslektaşlarıyla ne aynı derecede itimat görürler ne de çabaları için aynı karşılığı alırlar. Ayartıcı eşitliğe ulaşanlarsa, bunun bedelini fiziksel ve psikolojik sağlıklarından ödün vererek ödemektedirler. Çalışan kızların ve kadınların büyük çoğunluğuna bakarsak, evin darlığı ve özgürlükten yoksunluğunu, fabrikanın, dükkanın, konfeksiyonun ya da büronun darlığı ve özgürlükten yoksunluğuyla değiştirmekle ne kadar bağımsızlık sağlanmıştır? Buna ek olarak, çoğu kadının sırtına, bütün bir günün zorlu çalışmasının ardından hiç de 'evim, evim, güzel evim' dedikleri türden sıcak, derli topluve davetkar olmayan bir eve bakmanın yükü eklenmiştir. Ne muhteşem bağımsızlık!