Beyâban Bülbülü
10/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2024 2. kitabı
Aşağıda, Selim Tokgöz’ün "Beyâban Bülbülü" adlı şiirine ilişkin detaylı bir tahlil bulabilirsiniz: --- 1. Genel Bakış ve Tematik Yapı Şiirin Teması: "Beyaban Bülbülü" başlığı, geleneksel Türk şiirinde bülbülün aşk, özlem ve hüznün sembolü olarak kullanılmasıyla birlikte, “beyaban” yani ıssız, çorak bir mekânla birleşerek, modern yaşamın yabancılaştığı, yalnızlaşma ve duygu çelişkileriyle yoğrulduğu bir atmosferi çağrıştırır. Şiirde, doğa ile insan duyguları arasında bir gerilim, ıssızlık içinde yaşamın kırılganlığı ve aşkın acı tatlı çelişkileri vurgulanmaktadır. Modernlik ve Gelenek: Tokgöz, klasik sembolleri (bülbül, gül, yaprak) modern çevresel ögelerle (örneğin Sapanca’nın gölü, Kent Park) bütünleştirerek, hem geleneğe atıfta bulunmakta hem de çağdaş yaşamın imparatorluklarının yerini almış modern kentsel yaşamın izlerini yansıtmaktadır. Bu birleşim, şiirin hem geleneksel hem de çağdaş bir yorum içerdiğine işaret eder. --- 2. Biçim ve Üslup Özellikleri Tekrar ve Ritm: Şiirin yapısında tekrarlayan ifadeler ("Beyaban Bülbülü. yollar, lal diller.") dikkat çeker. Bu tekrar, hem şiirin müzikalitesini hem de temanın derinliğini pekiştirir. Ritmik tekrarlar, okuyucuda akılda kalıcı bir etki bırakırken, şiirin içsel uyumunun ve duygusal yoğunluğunun altını çizer. Simgesel Dil ve Metaforlar: Bülbül: Gelenekselde aşkın ve özlemin simgesi olan bülbül, burada ıssız bir “beyaban” ortamında yer alıyor. Bu karşıtlık, aşkın, güzelliğin hatta yaratıcı duyguların, zorlu yaşam koşulları ve modern dünyanın yabancılaştırıcı etkisi altında bile varlığını sürdürebileceğini ima eder. Yollar, lal diller: "Yollar" ifadesi, yaşam yolculuğuna yapılan göndermenin yanı sıra, belki de varoluşun belirsizliğini ve bitmeyen arayışları sembolize eder. "Lal diller" ise iletişimsizliği,
Şiir
GülefzâSelim Tokgöz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202010 okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2023 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2023 02:00
Gülşen-âbâd Mesnevisinde Sufilerin Bahar’ı Ve Çiçek Sembolizmi  Sordum Sarı Çiçeğe Meryem Merve Özdemir Herkese Merhaba Bugün sizlere Gülşen-âbâd Mesnevisinde Sufilerin Bahar’ı Ve Çiçek Sembolizmi  Sordum Sarı Çiçeğe  kitabını yorumlayacağım. Kitap üç bölümden oluşuyor. Birinci bölümde Şemseddin-i Siva’nın Hayati, eserleri, tasavvufi şahsiyeti .İkinci bölümd eserin daha iyi anlaşılabilmesi adına klasik ve tasavvufi Türk edebiyatında tabiat ve çiçekler ile ilgili bir çok bilgiye , Üçüncü bölümde ise Gülşen-âbâd  mesnevisinde yer alan çiçek sembollerinin tasavvufi terminolojideki yerleri inceleyip anlatılıyor . Kitapta on çiçeğin her birinin tasavvuftaki  yerleri incelenip anlatılmıştır . Bu on çiçek Gül,Çiğdem,Sümbül,Zerrin-kadeh, Menekşe,Lâle,Süsen,Zambak,Nilüfer, Nergis çiçekleridir. Tasavvuf kitaplarını okurken cok ağır nasıl diye okurum diye düşünebilirsiniz bu kitap öyle değil ki cok güzel bilgi dolu bir kitaptı okumanızı tavsiye ederim . Kitapla Kalın. Alıntılar; Ey dost (yâr) bu sohbet meclisine senden önce, senin kadar kıdemli hiçbir zahit asla ayak basmadı. Beyâbân ehlisin sûretde hem-zad Irak olmaz veli ahbaba Bâğdâd. Ey bu bahçenin yegâne çiçeği ki sensin gül şeyhin has müridi. Bu bezme senden akdem kimse ey yâr Kadem basmadı hergiz dahi deyyar. Hz.Muhammed (s.a.v) ; Cennet ağaçlarından bir ağaca rastladığınız zaman , onun gölgesinde oturun. Yemişinden yiyin buyurmuştur. Sâhabeden biri Ya “ Resûlallah ! Cennet ağacına hayatta ve dünyada iken nasıl rastlayabiliriz? diye sorduğunda, Efendimiz cevaben; Bir âlime rastladığınız zaman , cennet ağaçlarından bir ağaca rastgelmiş olursunuz buyurmuştur.
Sordum Sarı ÇiçeğeMeryem Merve Özdemir · Sufi Kitap Yayınları · 09 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bedbaht
Puan vermedi
Sagopanin bir sarkisina ait sozler ile giris yapmak istiyorum. Beyâban Bârâ'nın yaşı gözümün, özü bed nâm salmış hüzünümün yüzü gülsün Ahvalim suskun, dokunan bana mendil tutsun Beyâban Fırtınan beni kavurur Gözyaşım kum olur dağılır, kumuna tozuna karışır Biraz merhamet eyle Etme eyleme Kader: Yaraticinin bildigi ama bizim cizdigimiz hayat patikamiz. Kadere etki edenlerde cevrenizdeki faktorler yani diger insanlar. Dororo babasinin guc hirsi yuzunden kendini bedbah bir durumda bulan anne sefkatini tadamamis bir cocuk. Cocuk derken bebekliginden beri vucudu eksik parcalara sahip her ilerleme kat ettiginde belirli ozellikler kazaniyor. Cizimleri siradisi ben bu kadar sade ve guzel anime izlemedim gozlerinizi alacak effectler yerine anlasilir ufak tonlamalarla derdini tamamiyle anlatabilen bir sanat urunudur. Animesi icin 2.Versiyonunu izleyiniz!
Anime/Manga
The Legend of Dororo and Hyakkimaru Vol. 2Osamu Tezuka · Seven Seas · 20204 okunma
Asuman-ı beyâbân ve avâlim-i lâ-yetenâhi
Puan vermedi·96 syf.··
2019 39. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2019 00:37
"Türkiye'nin ilk bilim-kurgu eseri, bir asır sonra ilk defa Latin harfleriyle okuyucuyla buluşuyor!" Bu manşet beni harekete geçirmeye yetti tabi. Hayranı olduğum bi dilden hayranı olduğum kategoride bi kitap, yaşasın! Ama heyecanımın karşılığını pek buldum diyemem. Bahsedelim: Osman Nuri Eralp, 1900'lerin başında bakteriyoloji ve kimya alanında uzman bi amcamızmış. Astronomik bilgilerle de tezlerini güçlendirip böyle, makaleyle bilim-kurgu arasında bi eser çıkarmış ortaya. Benim memnuniyetsizliğim de burda devreye girdi galiba. Bilim-kurgu beklerken "gibi"si karşıma çıkınca biraz hayalkırıklığına uğramış oldum. Hâlbuki bey amcamız tamamen hayal gücünü yansıtmış; başka gezegenlerde hayat olabilir mi, olursa nasıl olur, oralarda da bizim gibi insanlar mı var, yoksa daha zekileri ya da daha hayvanîleri mi var, gibi bitakım suallere varsayımsal cevaplar sunmuş. (Darwinizm'den, Marksizm'den falan da bahsediyodu biraz, tercih meselesi.) Gayet bilimsel ifadelerle kütlesel, hacimsel vs. aklımda tutamayacağım birsürü sayı da vermiş. Daha n'apsın? Al sana bilim, al sana kurgu. Ne bekliyoduysam artık.. Ama Ziya Paşa'nın Tercii-i Bend'inden yaptığı alıntıları çok sevdim; #50396165 , #50397358 , #50398805 "Acaba arzın kardeşleri olan Merih'te Müşteri'de, Zühre'de nebatatın ,hayvanatın, insanların da kardeşleri yok mudur? Şüphesiz var! Orada oralarda da o dünyalarda da yaşayıcı, canlı mahlukat var. Evet, var! Buna şüphe edilemez. Buna şüphe yok." Bir asır öncesinden bi adam çıkıp heyecanla bunları yazmış ve bu duygu bir asır sonra okuyana da geçebiliyor, helal olsun. Ben aradığımı bulamasam da, bulanlar arayanlardır :) Merak edenler okusun, zaten aşırı kısa, fazla vaktinizi almaz. 96 sayfa ama
Başka Dünyalarda Canlı Mahlukat Var mıdır?Osman Nuri Eralp · Karakarga Yayınları · 201991 okunma