Yine beyaban ve çoraklık gibi görünen köyün yolundan 9 Eylül sabahı Yahya Kemal'in "Türk atlıları" gibi şen geçtik. Güneş ovanın kırmızı, yeşil renkli yamaçlarında altın ışıklarıyla oynadı ve biz iki yüz genç atların nallarını şakırdatarak Sakarya'ya doğru ilerledik
Kendi feryâdımdır ancak ses veren feryâdıma...
Kimseler yok, âşinâ dan büsbütün hâlî diyâr.
«Nerde yârânım?» diyorken ben bülend âvâz ile,
«Nerde yârânım!» diyor vâdî, beyâbân, kûhsâr.
Yine beyâbân ve çoraklık gibi görünen köyün yolundan dokuz eylül sabahı Yahya Kemal’in “Türk atlıları” gibi şen geçtik. Güneş ovanın kırmızı, yeşil renkli yamaçlarında altın ışıklarıyla oynadı ve biz iki yüz genç atların nallarını şakırdatarak Sakarya’ya doğru ilerledik.
Kendi feryâdımdır ancak ses veren feryâdıma...Kimseler yok, âşinâdan büsbütün hâlî diyâr.“Nerde yârânım ?” diyorken ben bülend âvâz ile,“Nerde yârânım?” diyor vâdî, beyâbân, kûhsâr
*beyâbân : çöl
*kûhsâr : dağ
Safahat / Nazım Parçaları - Tercümedir·Kitabı okudu