Rus edebiyatının usta ismi #FyodorDostoyevski ‘nin #BeyazGeceler isimli uzun öyküsünün tiyatrosunu izlemiştim. Sonra dedim ki neden okumadım bunca zaman?
Sabri Gürses çevirisi, eserin Rusçadan yapılmış üçüncü ama aslında ilk tam çevirisi. Zamanında Dostoyevski'nin diğer öykülerden ayırarak andığı, öne çıkardığı bir öykü değil Beyaz Geceler ama onun en parlak öykülerinden biri olarak görülüyor. Peki ama neden? Büyük olasılıkla, en önemli nedenlerden biri, bu öykünün bize bir düşünür olarak Dostoyevski'nin kendisini de sunmasıdır; bu öyküyü okurken, dostlarıyla yaptığı tartışmaların ya da bir kır gezintisinin ardından tam da Hayalperest gibi hayaller kuran Dostoyevski'nin ta kendisini okuduğumuzu hayal edebiliriz.
Dört gecelik bir aşk hayalinin ardından yine yalnız kalacak, şehirde gece gezintileri yapacak, odasına dönüp bu öyküyü yazacak (1848) ve bir süre sonra, yönetime karşı darbe planlayanlar arasında yer aldığı gerekçesiyle tutuklanarak sürgüne gönderilecektir (1849).
Hayalperest; kendisini, Petersburg şehrini, (her yıl mayıs sonu ile temmuz başı arasında yaşanan) beyaz gecelerden birinde başlayan romantik bir öyküyü ve bu öykünün sonuna dek görünmeyen kahramanını, kadın kahramanın beklediği kişiyi anlatır. Bir yanıyla romantik bir aşk üçgenidir bu. Herkes sanki anlaşmış gibi yazlığa gitmiştir, sokaklar bomboş, hayalperest ise yapayalnızdır. Her gün rastladığı yüzler etrafta yoktur. Canı sıkılır, saatlerce yürür ve neredeyse şehrin dışına çıkmak üzerdedir. Bir kadın görür akşamın karanlığında. Ağlamaklıdır, cesaret edip yanaşamaz ama peşinden de ayrılamaz, bir fırsatını denk düşürür ve başlarlar hem sohbete hem yürüyüşe. Genç kadına evine kadar eşlik etme fırsatı yakalamıştır. Sohbet ilerler, tekrar buluşma planı yapılır yalnız kadının tek bir şartı vardır ‘bana
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2019102,1bin okunma
#okudumbitti köşemizde bugün #beyazgeceler var. Yani canım Dostoyevski amcamın kaleminden çıkma bir eser daha… Kitap dört beyaz gecenin bir insanın yaşamına nasıl dokunduğunu anlatıyor. Ana karakterimiz kendisini hayalperest olarak tanıtan bir adam. Ama bu hayalperestlik en uç noktaya eriştiği için sadece kafasının içinde yaşayan bir adama dönüşmüş… İnsanlarla iletişimi yok denecek kadar az olan, değişik bir karakter yani.. İşte bu adam bir gün bir kadınla karşılaşır ve hikayesindeki dört beyaz gece yaşanır.. O vakit anlar ki yaşam hayal kurmanın çok daha ötesinde, kalbinde hissetmek ve zihninde kurmaktan daha gerçek bir şey olmalı.. Yaşama anlam katan dahası bize yaşadığımızı hissettiren şey duygularımız ve o duygularla ne yapabildiğimiz yani eylemlerimizmiş.. Kalbin ne kadar hızlı atabilirse, kalbini sevgiye ne kadar açabilirsen işte o kadar yaşadığını hissedermişsin ve hissettiğinle ne kadar hareket edebilirsen o kadar yaşamın içinde ilerlermişsin.. Bu durum ise insanın yaşamındaki en kalıcı izleri oluştururmuş… Tüm bu anlattıklarımı kahramanımız o dört gecede deneyimliyor.. Aşk güzeldir, sevmek çok güzeldir ama kimse size acısız olduğunu vadetmez… Yani aşk diyor ki sana gül bahçesi vadetmedim… Ki vadetse bile gülün dahi dikeni vardır… Acısız bir ihtimali kovalamak ya da acıdan kaçmak demek bir yerde yaşamı ıskalamak demek değil midir…
Kahramanımızın karşısına çıkan kadına gelecek olursak zaten yaralı bir kadındır. Bu dört gecede kadın asıl sevdiği adamı beklerken hem kadının hem de kahramanımızın hikayesini öğreniriz. Kadın sevmektedir ama henüz çok genç ve toydur. Kitapta kadının sevdiği adamın geleceğine dair umuduyla bu umudunun tükenişi arasındaki duygusal gelgitlerini okuruz. Aynı zamanda bu iki durumun kahramanımız üzerindeki yansımalarını izleriz.. Her iki
'Yani siz nasıl bir insansınız? Haydi, başlayın, anlatın hikayenizi.'
'Hikayeyi! Hikayeyi! Ama size kim söyledi benim bir hikayem olduğunu? Benim bir hikayem yok...'
'Bir hikayeniz yoksa, nasıl yaşıyorsunuz?'
'Tamamen hikayesiz!' diyor #fyodordostoevski
#beyazgeceler isimli eserinde. Aslında hikayesiz olmak bile başlıca hikaye konusu değil midir??
Öykü okumayı belki de bu nedenle çok seviyorum. Hikayesiz zannettiğimiz, gözümüzün önünde olan ancak fark etmediğimiz karakterler , olaylar öyküler sayesinde dikkatimizi çekiyor. O kadar hayatın içinden ve o kadar göz önündeler ki fark etmiyoruz. Sanki hayatınızda bir piyon bu öykü sahipleri. Sürekli oradalar ve kendi çizgilerini takip ettikleri için görünmez hale geliyorlar. Oysa ki onlar da nefes alıyor, acı hissediyor ve daha iyi bir hayatı hak ediyorlar. Biraz mola verip aldığımız nefesin tadını çıkarırken etrafımızdaki insanlara gerçekten baksak nasıl olur bu dünya Mahalleye yeni taşınan ve terzi olarak hayatını kazanmaya çalışan Nakiye'nin aslında büyük acılar çekmiş ve kayıp hasreti ile yanan bir insan olduğunu fark edebilir miyiz? Ya da sevgi göstermeyen bir babaannenin içinin yangısı ile neler yapabileceğini hayal edebilir misiniz? Gazetede yazan, okuyup belki de kınadığımız bir olayın üçüncü bir kişi tarafından aktarılması bakış açınızı değiştirir mi İşte tam da bu nedenle değerlidir öyküler , farklı bir gözle olaylara ve insanlara bakmamızı sağlar. Uzun uzun olayı anlatmaya gerek yoktur , bir ifade ,bir bakış açısı anlatır her şeyi ... Tıpkı Füsun Aymergen'in kaleminden Başka Bir Dünya Değil #öykü kitabında olduğu gibi .
İki bölüm ve toplam on altı öyküden oluşuyor kitap. Sade ve akıcı tarzla anlatılan öykülerde sıradan insanların sıradanlık çizgisini aşan öyküleri okuyoruz. Bazen olayı anlatırken bırakılan
“Bazı aşklar, yaşanırken bile bir hatıraya dönüşür…” – Beyaz Geceler
“Petersburg’un yaz geceleri… Güneşin batmadığı, gölgelerin bile uyumadığı o kısa mevsimde, yalnız bir genç ile tesadüfen tanıştığı bir kadının dört gece ve bir sabahlık hikâyesi.
Dostoyevski, bu kısa ama yoğun eserinde yalnızlığı, hayalleri ve karşılıksız sevginin buruk tadını şiirsel bir dille anlatıyor. ‘Rüya gören’ bir adamın hayatına birden giren Nastenka, ona dünyayı yeniden hissettirir. Ama bu yakınlık, mutluluğun değil, kaçınılmaz bir vedanın başlangıcıdır.
1. “Bazen insan, hayalinde kurduğu mutluluğu yaşamaktan daha çok sever.”
2. “Ben yalnızlığa alıştım ama yine de onunla barışmadım.”
3. “Sizi seviyorum… Ama başka birini bekliyorum.”
4. “Bazı insanlar vardır, hayatımıza bir an girer ve ömür boyu kalır.”
5. “Birlikte geçirdiğimiz dört gece, bütün hayatıma bedeldi.”
Kısa bir öykü ama uzun süre kalbinizde kalacak bir hüzün.”
#BeyazGeceler #FyodorDostoyevski #RusEdebiyatı #Klasikler #RomantikEdebiyat #KitapTavsiyesi #1000Kitap #OkumaÖnerisi #Kitapİncelemesi #Edebiyat
#k:123. Fyodor Dostoyevski
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102,1bin okunma
Beklenmedik bir sonla biten, iyi kalplerin yanlış zamanda tanışmasıyla saadete eremeyen, karlı bir kış gecesinde okunması gereken bir kitap. Ben ise analizini yazmak için karlı bir kış gecesini bekledim.
Okurken daha başından Nastenka’nın aşık olduğu adamı unutamayacağını, iyi insanla tanışmak demenin sevmek için yetmeyeceğini, baş karakterle mutluluk bir evlilik yaşasa bile imkansız olan aşkının onda hep ukte kalacağını biliyordum.
Kitap öyle güzel betimlenmiş ki (ya da ben kitap okumayı o kadar özlemişim ki) her saniyesi gözümün önünde canlandı. Özellikle Amerika’daki evimin önündeki yol geldi aklıma(3. fotoğraf). Hayatta doğru eşi bulmak kadar onu doğru zamanda doğru erginlikte bulmak da çok önemli.
2025 yılının bitirdiğim ilk kitabı umarım son olmayacak…
#dostoyevski #beyazgeceler #kar #snowynight #snow
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2019102,1bin okunma