Bir pazar ayininde, başını John Stainer’in “Yedi Kez Amin” adlı metninden kaldırıp kilisedeki topluluğa baktı ve bu insanlar Tanrı’nın onlara bağışladığı şeyler için hiç şükrediyor mu acaba, diye düşündü: zihinlerindeki ışık için, dostlar için, doğa yasalarına tepki olarak duyulan soğuk ve acı için, bu yasaları beklenti edinecek kadar derinlemesine kavrama yetisi için, görkemli bir ritim içinde birbirini izleyen gündüz ve gece için, yükseklere sıçrayan kıvılcımlar için, dostlar için… Yaşamlarının ne denli güzel, ne denli imrendirirdi olduğunu biliyor muydu bu insanlar acaba?