9/10
·400 syf.··
2026 34. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 22:30
Şeyma Demir’in Kızıl Kardelen isimli serisinin ilk kitabıyla geldim. Kitabımız bir dönem hikayesi ve o kadar iyidi ki kendimi bir an Osmanlı zamanında gibi hissettim. Kardelen’i okumak güzeldi. Onun o muhteşem güzelliğine rağmen halkı tarafından büyücü ve lanetli olarak yaftalanması çok kırıcıydı. Öte yandan Kara Bey’in de kendine göre yaraları vardı fakat sert duruşuyla ve otoritesiyle bunu gizlemeyi başarabiliyordu. Kardelen ve Kara Bey’i okurken çoğu zaman deli olsam da o ikisini okumak ve tanımak güzeldi. Kara Bey’e çok fazla sinir olduğum kısımlar oldu, onu anlamaya çalıştığım kısımlar oldu ama bazı yerlerde cidden ayıp etti. Oysa adamakıllı oturup konuşsalar bir mesele kalamayacak ama işte. Kara Bey bunca yıl sonra Kardelen’in ona hissettirdiklerinden korktuğu için ne yapacağını bilemedi. Bu kısımlarda ona o kadar üzüldüm ki… Kitap akıcı ve okuması keyifliydi. Bazı yerlerde gülerken bazı kısımlarda gözlerim doldu. Kitapta smut sahne yoktu fakat yazar öyle güzel yazmıştı ki aşkı ta kalbimde hissettim. Kitabı okurken çoğu zaman kendime kızdım, neden daha önce okumadığım için. Kardelen’in şüphelendiği şey gerçek mi bilmiyorum. Eğer gerçekse Kara Bey’in Allah yardımcısı olsun. Bunun haricinde Kara Bey’in askerlerinin hikayesini de çok merak ettim. Murat, Alp, Sinan ve Kağan… Diyalogları ve birbirleriyle uğraşmalarını okumak çok keyifliydi. Yani kısaca benim çok severek ve keyif alarak okuduğum bir Şeyma Demir kitabı oldu. Eğer tarihi kurgu okumayı seviyorsanız kesinlikle bu kitabı da seversiniz. Kitapla kalın dostlar…
1000Kitap
Kızıl KardelenŞeyma Demir · Dokuz Yayınları · 2022676 okunma
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 50. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 20:29
İyi akşamlar arkadaşlar, acaba size enteresan bir soru sorulsa ne yaparsınız? Hayatınızı değiştirir mi? İşte bu soruyla karşılaşan bir genç adamın hayatının nasıl değiştiğini anlatıldığı harika bir kitapdan bahsedeceğim sizlere. Kitap yazar @adnanarduman beyin #martındoğusu isimli kitabı. Mart anne ve babasını kaybetmiş mühendis olan bir genç adamdır ailesinden kalan evde yalnız ve normal bir yaşantısı vardır. Taki arkadaşının sayesinde Merve isimli bir kızla tanışana kadar. Merve ona bir soru sorar ve Mart bu sorunun cevabının peşine düşer ve annesinden kalan eczaneyi satar ve Hindistan'a gitmeye karar verir, bu yolculukta ona bir de nur kedi katılır ve heyecanlı bambaşka bir yolcukluk olmaya başlar, bu yolculukta acaba aradığı cevabı bulacak mı? Bu kitap yazardan okuduğum ilk kitap ama son olmayacak bundan eminim. Nereye gittiğini bilmiyorsan,her yol seni oraya çıkarır. Haz ve keyif peşinde koşanlar sıkılmaya mahkûmdurlar. Bir yerde uzun süre kalırsan, o yerin bir parçası olursun;ama yolculuk edersen, dünya senin bir parçan olur. Bu harika kitabı bana tavsiye eden kitapfisiltisi sevtap canıma çok ama çok teşekkür ederim. İnşallah bir çok güzel kitapları birlikte okuruz. @adnanarduman @tarakitap kitapfisiltisi sevtap #tavsiyekitap #terskargaylaokuyoruz #vuslatınkitapkurtları #tarakitap
Mart'ın DoğusuAdnan Arduman · Tara Kitap · 202612 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
-SON-
Puan vermedi·560 syf.··
2026 23. kitabı
• Dura Mater, Serkan Karaismailoğlu’nun Mater serisinin üçüncü ve son kitabıdır. Beynin en dış katmanı “dura mater”den adını alır. Seri boyunca beyin katmanları metaforuyla zihin, duygular, ilişkiler, yapay zeka ve gerçeklik algısı derinlemesine işlenir. Kitap, önceki ciltlerden devam ederek gerçek ile sanal dünya arasındaki sınırların iyice bulanıklaştığı bir hikâye sunar. eÜtopya gibi sistemler üzerinden beyne sinyaller gönderilerek yaratılan simülasyonlar, beden-zihin ayrımı, yapay zekânın karanlık yüzü ve etik sorunlar ön plandadır. Bol bilimsel bilgiyle harmanlanmış bir macera olsa da bazı okuyuculara göre bilimsel açıklamalar ağır basar ve sonu biraz yarım ve mutsuz bırakır. • Benim Yorumum: Serinin finali olarak beklentiyi yüksek tutan bir kitap. İlk iki kitapta daha akıcı hikâye ve karakter odaklı ilerlerken, Dura Mater’de bilimsel açıklamalar ve felsefi derinlik ağır basıyor. Bu yönüyle çok eğitici ve düşündürücü; beyin, AI ve simülasyon teorisi sevenler için muazzam. Ancak hikâye bazen bu bilgiler altında eziliyor, karakterler gölgede kalabiliyor ve sonu birçok okuyucuyu tatmin etmiyor (ben de dahil). Yine de seriyi tamamlamak isteyenler için okunması gereken, nörobilim meraklılarına hitap eden özgün bir eser. Akıcı dili ve yaratıcı kurgusuyla değer veriyor. Özgür Yüce • Herkese keyifli okumalar diliyorum ..! • ⁠Kitaplarla kalınız..!
Dura MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 20217,7bin okunma
Puan vermedi·188 syf.··
Beğendi
·
2026 105. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 16:25
Doğan Ülkü Dadaşoğlu ​Merhaba arkadaşlar, nasılsınız? Size bu kez sadece bir kitap değil; dilim döndüğünce, kelimelerim yettiğince "yeniden doğmanın" ne demek olduğunu anlatacağım. Sevginin, umudun ve inancın ne kadar değerli olduğunu bu kitapla bir kez daha anladım. Yaşadığımız her an çok kıymetli... Önce kendi hayatınızın kıymetini bilin, kendinizi sevin; sonra da sevdiklerinize sıkıca sarılıp sevginizi hissettirin. ​ Lösemiliydim öyle bir zamanda kapımı çaldı ki... İlk elime aldığımda oturdum ve sadece düşündüm. Çünkü çevremde bu hastalıkla mücadele eden biri var ve beni nelerin beklediğini az çok biliyordum. Ama insan bazen bir umuda tutunmak ister ya; işte tünelin ucundaki o ışık, sanki bu kitaptı. Yaşadıklarımız, yaşayacaklarımız, doğrularımız ve yanlışlarımız... Hepsi bir bir yüzümüze vurulacaktı belki ama hazırdım. Bu kitap bize ilaç gibi gelecekti, öyle de oldu. En azından ben böyle hissediyorum... ​Lösemi, son zamanlarda adını maalesef çok sık duyduğumuz bir hastalık. "İnsan başına gelmeden anlamıyor" derler ya, ne kadar doğruymuş. İnsan bu süreçlerin içine girince dünya malının hiçbir anlamı olmadığını çok daha iyi anlıyor. Sağlığımız yerinde olduktan sonra her şeyin bir çözümü var. Bu zorlu yolculuk hem hasta hem de sevdikleri için çok yıpratıcı; ama insanı yeniden ayağa kaldıracak olan tek şey yine sevdiklerinin desteği... ​Aslında kitap hakkında bir şeyler anlatmaya çalışıyorum ama karşımızdaki bir roman değil ki uzun uzun kurgusunu anlatayım... Tamamen gerçek duygulardan ve yaşanmışlıklardan oluştuğu için insan kelimelerini seçmekte zorlanıyor. Murat’ın yaşadıkları gerçekten çok zor. Düşünsenize, hayatınızda her şey yolundayken birdenbire bu haberi alıyorsunuz. Başlarda kabullenmek elbette çok güç ama çevrenin sevgisi o zorlu yolları katlanabilir kılıyor.
1000Kitap
LösemiliydimDoğan Ülkü Dadaşoğlu · Luna Yayınları · 20246 okunma
Puan vermedi··
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 10:11
5 hikayenin içinde biri beynimden vurdu maalesef. Halbuki niye vuruluyorsun Zweig denildi mi intihar demek zaten. Göbek adı gibi bir şey. İntihar üzerine kafa yorduğum bir şey değil. Eskiden o kadar cesaretli biri değilim derdim şimdi o kadar "..." değilim. Doldurulabilir. Bilemiyorum. Benim hayata bakışım, herhalde Allah'a şükür kaldıramayacağımı yüklemediği içindir, gelen geldiği an, ee şimdi n'apıyoruz? Buradan nereye kırıyoruz? Şimdi hangi kameradayız? Gerçekten böyle. Yoksa kalpten gitmiştim çoktan. Bu hayatta fiziksel imtihanlardan sonra duygusal imtihanlar gelir. Ve bu konuda YL DR değil Prof'um ben. Çünkü . Çünkü uzun hikaye. Bu novella, zengin diyeceğim, bir otelde garson olarak çalışan François adındaki bir gencin yaşantısından onun iç buhranını veriyor. François, otele konaklamaya gelen ve kendisinden sosyal statü olarak çok yüksekte olan aristokrat bir kadına yani bir kontese aşık oluyor ve şahsi kanaatim saçmalıyor. Neden. Aşık olmak kavuşmak demek değil ki. Neden ya. Her sevdiğimizi almak zorunda değiliz. Hem de alamayız ki. Ha uğruna ölecek kadar aşıksan alabilirsin de. O ayrı bir mesele ama almak zorunda değiliz. Kontes bana bakmaz vah beni beni doğru bir yaklşaım değil. HERKES HERKESE BAKAR. Hayatta her şeyin bir yolu vardır. Ben asla gerçekten birbirini seven iki insanın kavuşamayacağına inanmıyorum. Kavuşma yoksa bir taraf eksiktir. BİTTİ. Buradaki durum o bile değil. Kontesi sevmek demek uğruna ölmek demek olabilir mi? Sev ya doya doya sev. Kaburgaların çatlasın öyle sev. Ama ölünce sevemezsin. En sevdiğin şeyi sevmekten neden vazgeçersin? Madem bu kadar güçlü bir duygu sevgi, neden ölmek kadar "an" bir his için vazgeçeyim ????? Şimdi bunu Zweig yazmış ben de allıyorum pulluyorum gibi olmayacaksa; var maalesef böyle şeyler. Bir insanın varlığını
Alıntı
AylakStefan Zweig · İndigo Yayınları · 20191,491 okunma
8/10
·232 syf.·
2026 14. kitabı
Yanlış Batılılaşma konusunu en iyi işleyen kitaplardan biri olduğunu söyleyebilirim çünkü dönemin birçok kitabında belli başlı tiplemeler vardır ve hiçbir koşulda değişmezler. Bu kitap da aslında var: Naim Bey eskiyi ve konak yaşamının devamını istemekte. Oğlu ve torunun yaptığı hal ve hareketler onun için apayrı bir dünyayı temsil etmekte. Seniha ailenin en genç nesli olarak Batıyı temsil eden Faik Beyin çekiciliğine kapılmakta ama aynı zamanda kumar iptilasından da kurtulamamaktadır. İlk başta bana yavan gelmişti bu tiplemeler ama gittikçe aradaki ilişkiler karmaşıklaşmış ve kararlar farklılaşmıştı bu yüzden hem dönem şartlarını hem de eleştiri okumak isteyenler okuyabilir.
Kiralık KonakYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202321,8bin okunma