Beyza

Bir böcek olsaydım, nasıl bir böcek olurdum?
10/10
·74 syf.··
2026 3. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2026 18:05
Dönüşüm, popülerliğiyle çoğumuzun okuduğu ama benim biraz geç kaldığım kitaplardan biri. Uzun zamandır merak ettiğim hâlde bir türlü başlayamıyordum. Çünkü ben kitapların da bir zamanı olduğuna inanıyorum. Biz fark etmesek bile, bazı kitaplar tam da doğru anda hayatımıza giriyor. Bazen bir kitapta kendimizi buluyoruz, bazen bir karakter biz oluyor. Bu kitapta ise bana düşen, bir böcek olmak oldu. Kitabı okumadan önce, okuyan arkadaşlarımdan spoiler almadan fikirlerini dinlemiştim. Çoğu, “Beklediğim gibi değildi,” diyordu. Buna kızmıyorum. Belki de onlar kitabı doğru zamanda okuyamadılar. Ama ben, kitapların insanla yeniden karşılaşabileceğine inanıyorum. Doğru zaman geldiğinde, bir kitap kendini tekrar açabiliyor. SPOİLER Kitap, Gregor Samsa’nın bir sabah kendini bir böcek olarak uyanmasıyla başlar. Normalde bir okuyucu olarak “Nasıl?” ve “Neden?” diye sormamız beklenir. Ancak Gregor bu duruma şaşırmaz. Onun tek derdi, yataktan kalkıp işine gitmek, yani hayatındaki düzenin devam etmesidir. Fakat bir türlü kalkamaz. Aklında sadece işe geç kalma korkusu vardır. Bence bu durum bizde de sıkça yaşanıyor. Bazen kendimizi bir düzene o kadar kaptırıyoruz ki, o düzen içinde ne hâle gelirsek gelelim çıkamıyoruz. Gregor’un böcek olmasına rağmen hâlâ işini düşünmesi, insanın kendi hâlini fark edemeyecek kadar alıştığı bir hayata sıkışmasını temsil ediyor. Ben bunu sadece işle sınırlı görmüyorum; insan ilişkilerinde de benzer durumlar yaşanıyor. Zarar gördüğümüz hâlde, sırf alıştığımız için aynı düzenin içinde kalmaya devam edebiliyoruz. Ailesi Gregor’un durumunu fark ettiğinde, ona karşı duydukları ilk şey korku olur. Bu durumun Gregor için ne kadar zor olabileceğini tahmin edebiliyorum. Zaten konuşamayan, kendini ifade edemeyen bir hâlde, bir de ailesi tarafından korkulan biri
Duygu ve Düşünce
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022267,7bin okunma
Reklam
Spoiler içerir
Puan vermedi·331 syf.··
2025 5. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 01 Temmuz 2025 18:19
Gözleri görebilen bir insan kör olabilir mi? İlk başta garip geliyor; sonuçta görmekle körlük iki zıt kavram. Ama Saramago’nun anlattığı tam da bu: Görüyor muyuz, yoksa sadece bakıyor muyuz? İtiraf etmeliyim ki çoğumuz aslında gören körleriz. Görüyor gibi yapıp aslında görmemeyi seçiyoruz. "Bence biz kör olmadık, biz zaten kördük. Gören körler... Gördüğü halde görmeyen körler." Şimdi gelelim kitaba... Hikaye, trafikte ışıklarda bekleyen bir adamın aniden kör olmasıyla başlıyor. Kitap boyunca hep “ilk kör” olarak anılıyor. Aslında kitaptaki çoğu karakterin ismi yok, herkes sıfatlarla tanımlanıyor: İlk kör, doktor, doktorun karısı, gözlüklü genç kız... Eğer benim gibi kalabalık karakterli kitaplarda isimleri unutuyorsanız, bu kitapta o sorunu yaşamayacağınıza emin olabilirsiniz. Sonra körlük bir salgına dönüşüyor. Neredeyse herkes kör oluyor, sadece bir kişinin gözleri görmeye devam ediyor. Ne hastalığın nedeni belli, ne de bu kişinin neden kör olmadığı... Kitap akıcı ve sürükleyiciydi. Sadece bir körlük salgınını değil, insanların sınırlarını, korkularını, bencilliğini ve dayanışmasını da sorgulatan bir hikaye.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,9bin okunma
9/10
·68 syf.··
2025 4. kitabı
“SANA, BENİ ASLA TANIMAMIŞ OLAN SANA...” — Stefan Zweig Aşk nedir? Gerçekten zamanı ya da mekânı var mıdır? Bizler, yani duygularının ardında saklanan insanlar, gönlümüzü kime vereceğimizi seçebilir miyiz? Yoksa aşk, bir fırtına gibi hiç beklemediğimiz bir anda mı yakalar bizi? Kitabı okumadan önce biri bana bu soruları sorsa, ona şöyle derdim: “Ben çocukluk aşklarına pek inanmam. Daha doğrusu, bir çocuğun kalbinin böylesine derin duygularla çarpabileceğini düşünmezdim.” Çünkü daha önce hiçbir çocuğun aşkını kendi ağzından dinlememiştim. Ve bu kitaba dek, hiçbir aşk hikayesi beni böylesine etkileyip, ruhumun derinliklerinde iz bırakmamıştı. Hep sanırdım ki; aşk, ancak olgunlaştığımızda, her şeyin farkına vardığımızda gelir kapımıza. Aşkın bir zamanı, bir mekanı olduğuna inanırdım. Ve elbette, kime aşık olacağımızı seçebileceğimizi de... Ama yanılmışım. Zweig’in kaleminden dökülen o kadın sesiyle anladım ki, aşk bizim değil; biz onun hükmündeyiz. Bir kere kalbine girdi mi biri, bir daha kimseye yer kalmaz orada. “Kalbim, çocuk kalbim, sana ilk kez o zaman açıldı.” Bu kitap, bana aşkın yaşının olmadığını, aşkın bir anda ve sorgusuzca yaşanabileceğini öğretti. Meğer aşk, yaşa, zamana, değil; sadece yüreğe dokunuyormuş. Ve en önemlisi: Bir kez gerçekten seversen, o kalp başkasına kolay kolay kapı açmazmış.
Duygu ve Düşünce
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,4bin okunma
Fatih-Harbiye / Peyami Safa
7/10
·128 syf.··
2025 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2025 21:39
Bu kitap doğu ile batı çatışmasını halk üzerinden aktarmış ve batılaşmayı modernizm zanneden karakterlerin ruh halini bahsetmiştir. Anlatım tarzıylada hayran kaldığım eserlerden biri oldu oldu. "Ah insanlar niçin her şeyi anlamıyorlar? Beş dakika, on dakika, yarım saat kendilerini unutsalar, kendilerini karşısındakinin yerine koysalar tam onun gibi -fakat hiç eksiksiz ve tam- onun gibi duysalar, her şey ne kadar yerli yerinde olacak. Hayır! İllâ ki zıddiyetler, öfkeler, yanlış anlaşılmalar, kıskançlıklar, inatlar, şüpheler, hâkim olmak arzuları..."
Fatih HarbiyePeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202357,2bin okunma
8/10
·159 syf.··
2024 7. kitabı
İlk olarak kitabın yazarı Reşat Nuri Güntekin hakkında bilgi vermek istiyorum. Reşat Nuri Güntekin 1889'da İstanbul'da doğmuştur. 1956'da vefat etmiştir.Çalıkuşu kitabı ile tanınır.Roman, öykü ve oyun kitapları yazmıştır. Eserlerinde genellikle Anadolu halkının yaşamını ve yaşadığı toplumsal sorunları ele almıştır. Kitabın Özeti Kitap Zehra öğretmeni tanımamızda başlar Zehra başarılı kusursuz bir öğretmendir.Tek eksiği acıma duygusunun olmamasıdır.Bir gün babasının ölüm döşeğinde yaptığının haberini alır.Zehra babasını kötü, annesine eziyet eden, annesini döven biri olarak tanır. Hatta kardeşinin ölümünden babasının sorumlu tutar fakat yine de babasının son bir kez defa görmek için yollara düşer ama gittiğinde babası çoktan ölmüştür.Babasının ölüsünü bile görmek istemez.Evinde kaldığı kişi ona babasından kalan bir sandık verir. Bu sandığın içinden birkaç eşya ve bir tane anı defteri çıkar.Bu anı defteri babasınındır. İlk başta bu anı defterini okumak istemez fakat bir merak duygusuna kapılır ve defteri okumaya başlar. Defteri okuduğunda annesi Mevvedet ve ninesi Makbule Hanım'ın babasını doldurup sürekli isteklerde bulunduklarını ve babasının bu durumu geç fark ettiğini bu yüzden sadece kendisini (Zehra'yı)kurtarabildiğini okur.Okurken acıma duygusunu öğrenir kitapta adını burdan alır. Kitaba ilk başladığımda bana sıkıcı geldi ve kitaba karşı bir ön yargım oluştu fakat okudukca kitaba karşı ön yargımdan utandım. Bende bu kitap ile birlikte ön yargılarımı kırdım diyebilirim.
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,5bin okunma