“Eğer direnişe silahla destek olamazsam; kalemim ve mürekkebim direniş ve mukavemet yolunda silahımdır.”
dedi ve hem silahla hem aklıyla hem diniyle hem kalemiyle mürekkebiyle bu soylu direnişe öyle bir destek oldu ki yüzlerce binlerce Siyonist israili Filistin topraklarından def eyledi. Ailesinden, kıymetli eşinden, 20 günlük bebeğinden ayrılıp, diğer küçük çocuklarıyla vakit geçiremeden şehir şehir, ülke ülke dolaşmış, sayısını hatırlayamadığı kadar ev değiştirmiş, tutuklanmış, hapse düşmüş, serbest bırakılmış. Tüm varını yoğunu, malını mülkünü kaybetmiş ama hiç bir zaman yılmamış, pes etmemiş, cihad şuurunu hiç kaybetmemiş direnişin bir şekilde bir ucundan tutmuş ve ömrü hayatı boyunca düşmanlara kan kusturmaktan bir an geri durmamış. Hayatının tümü cihad şuuruyla çepeçevre sarmalanmış; müminlerin gönlüne ümit, düşmanların gözüne korku vesilesi olmuş bir mücahid, bir mühendis Abdullah Bergusi.
Boğazımda bir yumruyla, gözümden akan yaşla bitirdim bu kitabı. Yaşananlar tamamıyla gerçek olduğu için beni bu kadar etkiledi ve ağlattı belki de.
Hiçbir zaman ümitsizlik buhranına düşmemiş her zaman korku ile ümit denizinin içinde kulaç atmış. Pes etmemeyi, cihad şuurunu hiç kaybetmemeyi, yenilse de tekrar ayağa kalkmayı bilmeyi kendine şiar edinerek attığı kulaçlarla düşmanı boğmuş, yerle bir etmiş.
Örnek alınası bir hayat...
Filistin şuurunu, yılmamayı, bir Müslüman düşmana karşı nasıl sapasağlam ayakta durur, mücahid nasıl olunur, nasıl yetişir bu örnek şahsiyetten öğreniyorsunuz.
Dilerim okuduklarımızla bu cihad şuuru kalbimize köklenir, büyür büyür ve bizler de direnişin bir ucundan tutabiliriz.