“Çünkü nedenler ve sonuçlar konusunda yargı yürütmek çok güç bir şeydir; kanımca bunun tek yargıcı Tanrı olabilir; kömür olmuş bir ağaç gibi apaçık bir sonuçla onu yakan yıldırım arasında bir bağıntı kurmakta bile zorluk çekerken, kimi zaman sonu gelmez neden, sonuç zincirlerinin izini bulmak, gökyüzüne değer bir kule yapmaya çalışmak kadar aptalca görünüyor bana.”
Düşünceleri kuşkuya düşürüyorlardı onu. Neyin gerekli, neyin gereksiz olduğunu görmesine engel oluyorlardı. Düşünmediği, yalnızca yaşadığı zamanlar ruhunda yanılmasız bir yargıcın varlığını hissediyordu. Bu yargıç, seçebileceği iki davranıştan hangisinin daha iyi, hangisinin daha kötü olduğuna karar veriyordu. Gerektiği gibi davranmadığı zamanlar, hemen hissediyordu bunu.
Neyin nesi olduğunu, dünyaya niçin geldiğini bilmeden, bilmek olanağını da görmeden, bu bilgisizliği altında, intihar etmekten korkacak kadar acı çekerek yaşayıp gidiyor, bir yandan da kendi yaşam yolunu sağlam bir biçimde açıyordu.