1880’li yıllarda üniversitede matematik profesörü olan S.A. Raçinski, bir gün herkesin şaşkınlığına yol açan bir karar alır: akademik kariyerini bırakıp doğduğu köyde öğretmenlik yapmak ister. Bu kararın ardında yatan neden, köy halkına verilen eğitimin yetersiz ve niteliksiz olmasıdır. Raçinski, bu eşitsizliği ortadan kaldırmayı, halkın akıl ve vicdanında saklı olan kıymetli cevherleri gün yüzüne çıkarmayı amaçlar.
Etrafındaki profesörler, öğrenciler ve aydınlar bu kararı anlamakta zorlanır. Raçinski, Tetavo Köyü’ne yerleşir; ancak köy halkı başlangıçta onu yadırgar. Eğitimle hayatlarının değişeceğine inanmayan köylüler, mevcut düzenden memnun olduklarını ifade ederler. Raçinski ise tüm bu ön yargılara ve zorluklara rağmen vazgeçmez. Hayatının birçok döneminde büyük acılar yaşar, ağır suçlamalarla karşı karşıya kalır. Ama o, eğitime ihtiyaç duyan çocukların yüreğine dokunan bir sanatkâr gibi çalışır.
Raçinski, ezberci ve sıkıcı yöntemler yerine, merak uyandıran, ilgi çekici bir anlatımla dersleri zevkli hale getirir. Eğitimi sadece bilgi aktarmak değil, insanın içindeki ışığı ortaya çıkarmak olarak görür.
99 sayfalık bu kısa ama etkileyici eserde, Profesör Raçinski’nin fikirlerinin derinliğinden, öğretme tutkusundan ve bir mum gibi etrafını aydınlatan kişiliğinden ilham alıyoruz.
Bugünlerde köyde öğretmenlik, birçok insanın tercih etmediği bir meslek haline gelmiştir. Oysa Raçinski’nin bakış açısıyla, eğitime en çok ihtiyaç duyanlar, köylerdeki saklı cevherlerdir. Gerçek değişim, en ücra yerlerde başlar; çünkü ışığın en çok parladığı yer, karanlığın en yoğun olduğu yerdir.