Narsist kendisini büyük bir performansla poh pohlayacak birini arar. Beğenecek, onaylayacak, takdir edecek birini. Çünkü insanın benliğini bir cam kaseye benzetirsek o kasenin üstü açıktır ve benlik bir şeyler ister. Dışarıdan bir şeyler almaya ihtiyaç duyar. İnsanların elbette iç kaynakları da vardır, ordan da beslenir. Narsistin ise kasesinin altı deliktir. Dolayısıyla çok fazla alması gerekir. Çünkü gelen hemen gider, kase doldukça boşalır.
Aldığımız her nefes bir seçim. Geçen her dakika bir seçim. Olmak ya da olmamak. Kendinizi merdivenden atmadığınız her an bir seçimdir. Arabanızı duvara çarpmadığınız her an hayata yeniden başlıyorsunuz.
Hiç kimse sorunlarının çözülmesini istemiyor. Dramlarının, önemsiz meselelerinin, hikayelerinin çözümlenmesini; pisliklerinin temizlenmesini istemiyor. Çünkü geriye ne kalacağını biliyorlar: büyük ve korkunç bir bilinmeyen.
Mutluyum galiba yani mutsuz değilim. Sadece korkuyorum çünkü babam kavga çıkardığında bir iki saate yatışacağını, ağlayarak uyuyacağını ve ertesi gün bize çok iyi davranacağını bilirdim. Şimdi bu sakinliğin altından ne çıkar bilmiyorum.