Dünyaya Hayır Beyni durumuyla yaklaşan çocuklar, içinde bulundukları koşulların ve kendi duygularının insafına kalmışlardır. Duygulara takılıp kalırlar, duygular arasında geçiş yapamazlar ve gerçekte olup bitenlere sağlıklı tanırlar geliştirmektense şikayet etmeyi tercih ederler.
Kitap ilk sayfalarında çok katı gelmiş, ancak okudukça mantıklı yanlarını anlamaya başladığımı düşünmüştüm. Ta ki konuyu dine bağlayana kadar. Yazarın hem ‘kimsenin dini hislerini rencide etmek istemiyorum’ hem de başka bir paragrafta belirttiği ‘sahte bir inanç için’ ifadeleri çelişkili geldi. Devamında anlattıkları da. Evet çocukların hislerini önemsemeliyiz elbette. Ancak kimsenin de küçük çocuğuna kurban hadisesinin nasıl gerçekleştiğini anlatmaz. Anlatıyorsa zaten baştan sona hem dini hem psikolojiyi anlamamıştır. Biraz zorlama bir şekilde konuyu bağladığını düşünüyorum. (Nakledilen hadislerle ilgili çok basit bir arama motoru araştırması bile buradan çok daha açıklayıcı)
Birey ‘sürekli’ kendisini meşgul ederek içsel huzursuzluklarını baskı altında tutar. Kendini oyalandığı araçlar elinden alınacak olsa daralır.. bunalır.. çatacak yer arar..
Oyalanarak duyguları bastırmak çocukluk yıllarında öğrenilen, yetişkinlikte devam eden bir duyarsızlaşma aracıdır.
Çocuğunuza başkalarının duygularını dikkate alması ve üst beynini kullanması için ne kadar çok fırsat tanırsanız, onun o kadar şefkatli olmasını sağlarsınız.