Sıla hasretiyle sınanan, kiyan kokusuyla sermest olan, Kaptan-ı Deryasına meftun bir şiirzede ve şimdi bir de "denizin adına, suyun tadına ulaştıran" Ronya'sına anne.
Annenizin biraz aşırıya kaçan “asrîlik” özentisi Avni Bey'i rahatsız etmez miydi?
Babam annemle övünürdü: “Biz modern insanlarız; ben annenizle yemek pişirsin, çocuk baksın diye değil, arkadaşlık etsin diye evlendim" derdi. Yani geleneksel ev hanımı ve annelik rolünü aşağı görürdü.. Bu Osmanlı'nın son dönemlerinde var, "Kadın yemek kokmamalı!" gibi sözler dolanırdı. Süs kadını.. Erkeğin yanında süslü bir refakatçı olacak...Rollerin karıştığı, kökünden koptuğu, çivinin çıktığı bir dönem... Annemin gösterdiği ilgisizlikte, modernitenin getirdiği bir maraz da var. Annenin geleneksel rolü dışlanıyor. Annem kendisini ressam olarak tanımlar; babam da her zaman "Annen sanatkârdır derdi. Nerde resim, nerde sanat? Annem ressam da olamamıştı, anne de olamamıştı.
Ne var ki akşamları anlatılan hikayelerin hepsi hüznün sessiz sokağına çıkar. Alacakaranlık, tülleriyle onların üstüne çöker, akşamda sükût eden tüm keder, onları yıldızlardan yoksun bir kubbeyle örter, karanlık damla damla kanlarına akar ve onların taşıdığı tüm aydınlık ve renkli sözler sanki bizim kendi hayatımızdan geliyormuşçasına dopdolu ve ağır bir seda bırakırlar.
Bu kitap çocuklarla (özellikle 0-3 yaş aralığındaki) konuşmanın, sohbet etmenin, ona kitap okumanın kısacası en erkeninden kaliteli bir dil çevresi edindirmenin, onlar için kritik bir öneme sahip olduğunu anlatıyor ve tabi bilimsel çalışmalara dayandırarak ispatlıyor da, ilk başta biraz yavaş bir okuma ile ilerlemiş olsam da ki bu çalışmanın bilimsel oluşu ve akademik detaylara çok yer vermiş olmasıyla direkt ilintili bir durumdu, yine de büyük bir heyecan ve keyifle okudum diyebilirim. Kitabın yazarı bir doktor, pediatrik koklear implant cerrahı. Sonrasında dönüştüğü sosyal bilimci yanını anlattığı kısımları ilgiyle okudum. Her şeyden önemlisi o da bir anne en ikna edici yanı ise bu. OMK programıyla üç k (kavra,konuş, karşılıklı yap) formülünde ısrarcı olan bu bilim insanına kesinlikle katılıyorum. Dediği her şey bağırdığı her ses, kesinlikle içime çok sindi. Kendi kızımla yaşamımızda karşılığı olan, tecrübeyle de sabit olan yanları var. Tüm ebeveyn ve ebeveyn adaylarına şiddetle tavsiyemdir. Dana SuskindOtuz Milyon Kelime