Puan vermedi·250 syf.··
2026 37. kitabı
Bu kitap da bana aşırı saçma geldi. Zaten bu kısa kitapların olayı galiba her şeyi ışık hızında yaşatmaları ve büyük kısmının sürekli aynı tarz sahnelerden oluşması. Neyse, başlayayım. Kızımız Ruby. Nenesini kaybetmiş ve onun yanına, deniz kenarındaki bir ada ülkesine gitmiş. Normalde başka bir yerde yaşıyor ama nenesi hastalanınca onun yanında kalmış. Sahilde sürekli izlediği bir adam var: Bodhi. Burasının en zengin adamı. Ruby uzaktan uzağa adama aşık olmuş, sürekli sahilde oturup onun sörf yapmasını izliyor. Bir gün yine sahilde Bodhi’yi izlerken babası arıyor. Adam direkt diyor ki: “Nenenin evini hemen boşalt. Ben evi sattım.” Kız zaten şok oluyor. Daha ne olduğunu anlayamadan hayatı altüst oluyor. Tam o sırada da Bodhi, Ruby’yi ilk kez fark ediyor. Ve olaylar burada iyice saçmalamaya başlıyor. Adam kızı görür görmez resmen takıntı yapıyor: “Bu kız benim olacak.” Sonra bütün ekibini seferber ediyor, dükkânlarını bile kapattırıyor: “Herkes bu kızı bulacak!” Sonra Ruby yine sahile gidiyor ve bu sefer gerçekten karşılaşıyorlar. Adam denizde boğuluyor gibi bir şey oluyor, Ruby koşarak yanına gidiyor. Daha ilk karşılaşmaları ve anında aşırı yakınlaşıyorlar. Sonra adam kızı arabasına bindiriyor. Daha kızın adını bile bilmiyor ama bir anda emirler vermeye başlıyor. Ben burada “Bir dur, sakin ol” oldum zaten. Kız da dünden razı gibi davranıyor. Sonra kız diyor ki: “Ben iki gün sonra gidiyorum.” Çünkü aslında oralı değil. Adam bunu öğrenince gidip kızın pasaportunu alıyor, kilitliyor, anahtarı da bir yere atıyor. “Hiçbir yere gitmiyorsun. Benim ofisimde çalışacaksın.” Kızım bir sorgula ya! Elalemin adamı sonuçta. Evli mi, neci, kimdir hiç umursamıyor. Soyun diyor salak kız soyunuyor arabada tövbest. Anında bir aşna fişna durumu. Önce ismini sorsaydın be bacım. Bu arada
Sun, Sand, and SeductionOlivia T. Turner · ‎Independently published · 20195 okunma
Çocuklara kötülüklerden korumak için yapılacaklar listesi
8/10
·195 syf.··
2026 4. kitabı
Suçlular sadece başka insanları hedef seçmediler. Yani yakın akrabalardan yada Koç, hoca amca gibilerden de çıkabilir. Bazı ebeveynler Belki de çocukları tedirgin etmekten korkarak hiçbir şey yapmazlar. Maalesef bu başını kuma gömme tarzı yaklaşım çocukların savunması kalmasına sebep olur. Tüm eleştirilere itaat etmelerini gerektiren katı bir tarzda yetiştirilmiş çocuklar özellikle risk altındadır.@ Hayatta hiçbirimiz her şeyi çözemeyiz, Bu yüzden başkalarının tavsiyelerine başvurur. Çocuk yetiştirme konusunda ucuz teorilere başvuranlar, kendilerini Nasrettin hoca'nın masalında yanlarında bir eşekle ve oğluyla giden hocanın durumunda bulurlar. Yani ne yapsalar çözüm bulamıyormuş gibi hissederler. Sezgi ve sağduyudan yararlanmak Sezgi bir şeyi düşünmeden anlamanı sağlayan ani bir histir. Mesela ani ve sebepsiz bir duyguyla karşıdakinin iyi biri olmadığını hissedebilirsiniz işte bu sezgidir. Mesela bazı iş adamları sahte bir işin neredeyse kokusunu alır. Birkaç yıl polislik yaptım ve Sezgin kayda değer bir şekilde gelişmeye başladı. Sezgi ve sağduyu birlikte gider. Birçok insanın başı sağduyu görmezden geldiği için belaya girer. Sağduyu, eğer bir şey gerçek olamayacak kadar iyi görünüyorsa, genellikle gerçek olmadığını öngörür. Mesela baba çocuklarıyla aşırı ilgilenen bir Koru şefini tuhaf bulduğunu ancak çocukların ve annelerinin bu ilgiden memnun olduklarını bildiğinden onların mutsuz etmek istemediğini itiraf etmiş. Yani sağduyu ve sezgisini görmezden gelmiş ve bedelini oğlu ve ailesi ödemiştir (tacizci bir Kore şefi olayından alıntı) yetişkinler sağduyu sahibidir bunu çocuklarına da geçirmek için çaba göstermelidir. Küçük çocuklara bile sezgilerine güvenmeleri öğretilebilir. Şüphelenen bir çocuk kaba davranmaktan korkmadan kaçmalıdır. Çocukların sevgilerini
Çocukları Kötülüklerden KorumakRobert Stuber · Beyaz Yayınları · 19986 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8/10
·353 syf.··
2020 123. kitabı
·
Mîna Urgan’ın otobiyografisini derlediği “yaşantı” adı altında yazılan bu şaheseri okudunuz mu? Ben yeni okudum. Yeni okuduğuma üzülüp hayıflanmadım. Tam tersine, evvelden okumuş olsa idim, şu an çalışmanın zevkine varamayacaktım. İyi ki geç okumuşum. İlerleyen yıllarda tekrar tekrar gözden geçirmeyi planlıyorum. Bir Dinozorun Anıları, Mina Urgan’ın “yaşlılık ve ölüm, çocukluk, gençlik, gençliğinde tanıdığı kişiler ve sonra olarak siyasal” hayatını anlatıyor. Urgan, soyadını nasıl edindiğini, evliliğe, çocuk doğurmaya, sekülarizm/müteddeyin hakkında düşüncelerini bolca anlatıyor. Türkiye’de bikini, pantolon modasının öncülüğünü yapması da cabası. Tanımış olduğu; “Mehmet Ali Aybar, Abidin Dino, Neyzen Tevfik, Sait Faik Abasıyanık, Cahit Irgat, Behice Bora’n, Halide Edip Adıvar, Adnan Adıvar, Orhan Veli Kanık, Necip Fazıl Kısakürek, Nazım Hikmet...” ismini sayamadığım onlarca aydın takımıyla olan anılarını, akademisyenlik kariyeri, çeviri yaptığı günleri, çalışma konuları üzerine yazdığı kitaplar... Okurken ister istemez kendinizi kıyaslayıp, önünüzde uzun bir yolun ucunu görüyorsunuz. Bu yaşantı, kelimelere sığamayacak kadar güzel, bizden. En kısa zamanda “Bir Dinozorun Gezileri”mi de okuyacağım. Çok çok seveceğimi düşünüyorum. Fikrimce, ölmeden önce okunması gereken bir eser.
Bir Dinozorun AnılarıMina Urgan · Yapı Kredi Yayınları · 202214,3bin okunma
Rezalet
1/10
·496 syf.··
2026 14. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 02:53
Kitabı dün gece bitirdim. Diğer platformlarda çok fazla övülüyordu. Bu nedenle çok merak etmiştim ve beklentim de yüksekti. Ancak kitabı hiç mi hiç beğenmedim. Önce kitabın konusundan bahsedeyim sonra neden sevmediğimi. Ana karakterimiz Elena, zengin ve mafyatik bağlantıları olan bir ailede yetişmiştir. Kendisi daha önce başka biriyle kaçtığı için babası onu evlenmeye layık görmediği için kız kardeşini evlenmeye karar verir ve Nico ile evlilik hazırlığı içerisine girerler. Ancak Nico ve Elena arasında beklenmedik(!) bir çekim oluşur ve birbirlerine yakınlık göstermeye başlarlar. Daha sonra kız kardeşinin başına gelen bir olay nedeniyle Nico Elena ile evlenmeye karar verir. Elena’yı çok sevenler olmuş ama ben resmen iğrendim. Nico’ya kasıtlı olarak yakınlık gösterip ( bikini üstünü çocuğun önüne atması vb.) ilgi duymadığını inatla iddia etmesi beni yerden yere vurdu sinirden. Güvenmediğini inatla üstüne basa basa söyleyip 2 cümle sonra güvendiğini söylemesi gibi bir sürü saçmalıklarla dolu bir karakter. Nico ise kitapta çok tehlikeli imajı verdirilerek anlatılsa da, kötü bir adamdan başkası değildi. Sadece bir sahnede üstünde kan lekeleriyle gelmesiyle çok çok tehlikeli şehrin sahibi gibi gösterilmiş. Aşırı saçma bir kitaptı zorla okudum asla tavsiye etmiyorum.
En Tatlı KaçışDanielle Lori · Martı Yayınları · 20223,593 okunma
Puan vermedi·384 syf.··
2026 12. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 19:09
Kadınların tarihi çoğu zaman büyük savaşların, kralların ve siyasi dönüşümlerin gölgesinde bırakılmış bir tarih olarak anlatılır. Anabelle Hirsch bu anlatıyı tersine çevirir ve kadınların tarih boyunca verdikleri mücadeleyi gündelik hayatın içinden çıkan nesneler aracılığıyla görünür kılar. "Kişisel olan politiktir." ifadesinin somut bir karşılığı olarak nesneler üzerinde kurulmuş bir yeniden tarih okuması sunar. Feminizm bir anda gökten zembille inmedi. Çok uzun bir rahatsızlık ve itiraz tarihinin sonucu olarak ortaya çıktı. Kitabın en güçlü yanı bize mücadelenin yeni başlamadığını aslında hep var olduğunu göstermesi. Teorik metinler yoktu, örgütlü hareketler yoktu ama nesneler vardı. M.Ö 20.000 yılında duvar resimlerinin altına atılmış bir imza, M.Ö 7. Yüzyıldan kalma bir papirüs, 10. yüzyılda oynanan bir strateji oyunu, 17. Yüzyılda kullanılan elbise cepleri, 1851 de icat edilen Singer dikiş makinesi, 1947 de giyilmeye başlanan bikini, 1950'lerde üretilen Tupperware saklama kapları... Hepsinde hem bir direnişin ve tarihin, hayatın gölgesinde kalmaya duyulan itirazın izlerini görmek mümkünken hem de bu önemsiz gibi görülen nesnelerin kadınların tarihini nasıl etkilediğe tanık oluyoruz. Böylelikle, tarihin yalnızca büyük olaylardan ibaret olmadığını; gündelik hayatın, bedenin ve ev içi deneyimlerin de politik olduğunu bize yeniden hatırlatıyor yazar. Bu açıdan kitap, feminizmin yalnızca modern bir fikir olmadığını, köklerinin insanlık tarihinin derinliklerine uzandığını düşündürüyor. Sonuç olarak 100 Nesnede Kadınların Tarihi, kadınların tarih boyunca pasif figürler olmadığını; aksine çoğu zaman görünmez kılınmış olsa da sürekli bir mücadele ve direniş içinde olduklarını hatırlatan güçlü bir anlatı sunuyor. Nesneler aracılığıyla kurulan bu tarih, kadınların
100 Nesnede Kadınların TarihiAnnabelle Hirsch · Medusa Yayınları · 023 okunma
7/10
·206 syf.··
2026 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2026 18:37
Ve sonunda king ile yıldızlarımız biraz barıştı:d Kitap evet çok kısa ve ilk yarısı biraz durağan ilerliyor ama sonrasında Carrie'nin yaptıkları kitabı hızlandırıyor diyebilirim:) Gerçekten Carrie'ye yapılan zorbalıklar yüzünden fazlasıyla kriz geçirmiş olsam da kitabı bırakmadan ilerleyebildim:d Ve din adı altında yapılan saçmalıklar gerçekten beni krize sokup biraz daha dinden uzaklaştırdı:d Yani üç yaşındaki çocuğu bilmeden bikini giyen birine baktı diye dolaba kitleyip zorla dua ettirmek? Bu çok çok fazlaydı.. Bolca kriz geçireceğinizi göz önünde bulundurup okuyun derim:d
1000Kitap
GözStephen King · Altın Kitaplar · 20238,2bin okunma