Ne kadar yazarsam yazayım, anlatmak istediğim ürkek bir ceylan gibi sonraki cümleye kaçıyor. Güneş batmasın diye durmadan doğuya kanat çırpan bir kuş gibiyim. Anlatmak istediklerim bana sıkı halatlarla bağlı atlar gibi, benden kaçarken kendilerini bana kovalatıyorlar.
“Ne kadar yazarsam yazayım anlatmak istediğim ürkek bir ceylan gibi sonraki cümleye kaçıyor. Güneş batmasın diye durmadan doğuya kanat çırpan bir kuş gibiyim. Anlatmak istediklerim bana sıkı halatlarla bağlı atlar gibi, benden kaçarken kendilerini bana kovalatıyorlar. O sebeple arkadaş, beni ne kadar okursan oku, ben hep bir sonraki cümlede seni bekleyeceğim. Ne kadar okursan oku, bildiklerinle artan yükün seni yavaşlatacak ve bilmediklerin senden uzaklaşacak. Yine de arkadaş, ne olur oku beni, anlamak için değil hissetmek için. Rehber olmak için değil yoldaş olmak için. Senden isteğim beni anlatabildiklerimle anlaman değil anlatamadıklarımı sezmen. Satırların arasında beni bulman.”