başım bir cenk meydanı
İki yıldız arası göğe asılı hamak... Uyku, uyku... Zamansız ve mekansız, uyumak. Uyumak istiyorum; başım bir cenk meydanı; Harfsiz ve kelimesiz düşünmek Yaradanı. İlgisizlik, herşeyden kesilmiş ilgisizlik; Bilmeyiş ki, en büyük ilme denk bilgisizlik. Usandım boş yere hep gitmeler, gelmelerden; Bırakın uyuyayım, yandım kelimelerden! Göz kapaklarımda gün, kapkara bir kızıllık; Kulağımda tarihin çıkrık sesi, bin yıllık. Bir yurt ki bu, diriler ölü, ölüler diri; Raflarda toza batmış Peygamberden bildiri. Her gün yalnız namazdan namaza uyanayım; Bir dilim kuru ekmek; acı suya banayım! Ve tekrar uyuyayım ve kalkayım ezanla! Yaşaya dursun insan, hayat dediği zanla... Necip Fazıl Kısakürek
“Şimdi burada bir parantez açalım ve yanlış bilinen bir gerçeğin altını - tekrar - çizelim: Pek çok kişi PKK'nın 12 Eylül döneminde Diyarbakır Cezaevi'nde yaşanan ağır baskı ve işkenceler sonucu ortaya çıktığını, cezaevinde insanlık dışı muamelelere uğrayanların çıkışta PKK'yı kurduğunu sanıyor, (Medyada bu yönde fikir beyan eden çok sayıda konuşmacıya rastladım.) Yani PKK'yı 12 Eylüľe bağlıyorlar. Oysa bu doğru değil; bunlar ya PKK'nın geçmişini bilmiyorlar ya da PKK'yı masum göstermek adına olayı saptırıyorlar. Gerçek şu ki, PKK 12 Eylül 1980 darbesinden 5-6 yıl önce kurulmuş bir örgüttür. Önceleri kendilerine "Apocular" adını veren bu örgüt, 27-28 Kasım 1978'de Diyarbakır / Lice / Fis (Ziyaret) Köyündeki toplantıda PKK adının kullanılmasına karar verir. Ancak adını resmen duyurması 8 ay sonra - 29 Temmuz 1979'da Bucak Așireti lideri ve Adalet Partisi Urfa (o dönemde adı henüz Şanlıurfa değil) Milletvekili Mehmet Celal BUCAK'a suikast girişimiyle olur; bu suikast ile olay yerinde PKK imzalı bir "bildiri" bırakarak ilk defa adını resmen duyurur. İşte böyle… Ve yukarıda ifade ettiğimiz gibi, 12 Eylüle kadar 1977'lerde "Apocular", 29.07.1979'dan itibaren de "PKK" adıyla pek çok acımasız cinayete imza atmışlardır.” (Alican TÜRK, Güneydoğu’da PKK Entrikaları ve Faili Meçhuller, S:86)
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Uyumak İstiyorum
İki yıldız arası göğe asılı hamak... Uyku, uyku... Zamansız ve mekansız, uyumak. Uyumak istiyorum; başım bir cenk meydanı; Harfsiz ve kelimesiz düşünmek Yaradanı. İlgisizlik, herşeyden kesilmiş ilgisizlik; Bilmeyiş ki, en büyük ilme denk bilgisizlik. Usandım boş yere hep gitmeler, gelmelerden; Bırakın uyuyayım, yandım kelimelerden! Göz kapaklarımda gün, kapkara bir kızıllık; Kulağımda tarihin çıkrık sesi, bin yıllık. Bir yurt ki bu, diriler ölü, ölüler diri; Raflarda toza batmış Peygamberden bildiri. Her gün yalnız namazdan namaza uyanayım; Bir dilim kuru ekmek; acı suya banayım! Ve tekrar uyuyayım ve kalkayım ezanla! Yaşaya dursun insan, hayat dediği zanla... Necip Fazıl Kısakürek
Şiir
YAEM 2026
Konferans Hakkında YAEM 2026, veri bilimi ve endüstri mühendisliği arakesitinde güncel araştırmalar, uygulamalar ve endüstri-vizyonlarını bir araya getirir. Yöneylem Araştırması Derneği (YAD) ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ortak organizasyonudur. Tarih: 29 Haziran - 1 Temmuz 2026 Yer: İstanbul Teknik Üniversitesi, Maçka Kampüsü, İstanbul İçerik: Ana konuşmalar, paralel oturumlar, poster oturumları Konferans bilidirilerinin hakem süreçleri ve bildiri özet yüklemeleri Microsoft CMT hizmeti kullanılarak yüklenecektir. Konferans Konu Başlıkları Afet Yönetimi Akıllı Şehirler ve Mobilite Atama ve Çizelgeleme Bilgi Teknolojileri Bulanık Mantık Çok Kriterli Karar Verme Depo Yönetimi Dijital Dönüşüm Endüstri 4.0 Enerji Sistemleri Ergonomi ve insan faktörleri yönetimi Finans Havacılıkta Yöneylem Araştırması Uygulamaları Kalite Kontrol Karar Destek Sistemleri Makine Öğrenmesi Metasezgiseller Optimizasyon Risk Yönetimi Rotalama Sağlık Sistemleri Yönetimi Simülasyon Stok Yönetimi
Edebiyat
YouTube değişik bir platform. Bildiri geliyor herhangi bir kanaldan. Sürükleyip siliyorum başka bir bildiri geliyor videodan memnun olup olmadığıma dair. Yav arkadaş belki o anlık bir şeyle ilgileniyorum. Sevgilimmişsin gibi niye triplere giriyorsun?
Nakkaş Yolu Dur ve soluklan. Hangi hızla, nereye koşuyorsun? * Ekranının aydınlığı, ruhunun karanlığını gizleyebilir mi? * Bir avuç sanal alkış için, gerçek hayatını feda ediyorsun. * Oku! Beğenmeden önce o birkaç satırı, o fikri, o emeği oku! * Okumadan attığın her beğeni, bir düşüncenin mezar taşıdır. * Sürü psikolojisinin sıradan bir neferi mi olmak istiyorsun? * Takipçi Sayısı: Değerini ölçen sahte bir metre. * Binlerce kişinin peşinden koştuğu, ama hiçbiriyle gerçekten yürümediğin bir yol. * Ruhunun derinliği, parmak izinin ekranda bıraktığı izle ölçülmez. * Sayılar, senin kim olduğunu asla anlatamaz. * Ne kadar "popüler" olduğun değil, ne kadar "anlamlı" yaşadığın önemlidir. * Gerçek etki, bir kalbe dokunmakla başlar, ekrana değil. * Her bildirim sesi, seni bir adım daha kendinden uzaklaştırıyor. * Zihnindeki karmaşa, dijital dünyanın gürültüsünden mi geliyor? * Sessizliği dinle. Orada, gerçek sen var. * Hayat, bir "hikaye"den ibaret değildir, yaşanması gereken bir serüvendir. * Mükemmel pozlar, kusursuz anlar... Hepsi birer illüzyon. * Filtreler, ruhundaki kırışıklıkları gizleyemez. * Başkalarının hayatlarını izleyerek, kendi hayatını ıskalıyorsun. * Şuursuzluk: En büyük bağımlılığın haline geldi. * Beğeni tuşuna basarken, bilincini de mi teslim ettin? * Parmakların otomatikleşti, beynin dinlenmeye geçti. * Geri dönülmez anlar, burada harcanan saniyelerdir. * Bir ömür, ekranın parlaklığında eriyip gidiyor. * Hangi "viral" içerik, hayatına gerçek bir değer kattı? * Hangi "trend" peşinden koşarken, kendi yolunu unuttun? * Uyan! Varlığının amacını sorgula. * Boşluğa düşen her saniye, kalbinde bir boşluk yaratır.