(...) Ha, utanmadan, bir de bildiri yazdırmışlar Atıf Hoca‘ya, vatan hainliğini isbatlamak üzere: Bildirinin muhtevâsı şöyle dursun, kendisi Atıf Hoca‘ya değil, muhtemelen Mustafa Sabri Efendi‘ye aittir. Atıf Hoca‘nın bu bildiri ile tek ilgisi, Tahirülmevlevî ile birlikte Mustafa Sabri Efendi‘ye gidip, bu bildiriye katılmadıklarını, imza atmayacaklarını, yanlış olduğunu düşündüklerini söylemekten ibarettir.
Nasıl? İlginç değil mi? Bence de… Daha ilginci de var: Bu hikâyenin, Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun Gölgeler romanında (1986) ayrıntılarıyla yer alması… Neden acaba? 25 yıl sonra kendisine “Zamanın Atıf Hoca’sı” lâkabı yakıştırılacağını tahmin ettiği için mi?..