Ses
1929 yılında, ilk sesli filmlerin ortaya çıkışı dolayısıyla Ayzenştayn, Pudovkin ve Aleksandrov'un yayınladıkları bildiri belirli bir kaygının ifadesiydi. "Bu teknik buluşun yanlış bir yolda kullanılması yalnızca sinema sanatının gelişmesini engellemekle kalmaz, aynı zamanda bugünkü gerçek anlatım zenginliğini de yok edebilir." Sözü edilen anlatım zenginliğinin temeli ise Sovyet sinemacılarına göre "kurgu" idi. Bu yüzden bu büyük sinema düşünürleri ses ve konuşma öğelerinin "kurgu"nun yeni bir imkânı olarak görülmesinden ve öyle kullanılmasından yanaydılar.
Sayfa 286·Kitabı okuyor
Alıntı
Bu biraz 21. yüzyıl şiiri... Gelecek olan zarif metropollerin şiiri. Ölmekte olan doğa üzerine bir eleji... O kalıtımsal şair hastalığı –romantizm– üzerine alaycı ve dokunaklı bir bildiri... Bir zamanlar var olan, şimdi yitirilen ve yalnızca şiir alanında da olsa bir şekilde yaşamayı sürdürmesi gereken şeyler üzerine bir büyüteç. İçinde yaşadığımız kıraç dünya çok az şiir alanı bıraktı. Ama bu kıraç dünya bile bir seraba, bir ütopyaya hatta yaşanılası güzel bir yere dönüşebilir bir şairin her şeye kadir ellerinde. Hiçbir şey o ellerden kaçamıyor gibi, en azından temkinli bir tartma olmaksızın. Her şey mükemmel bir suç gibi planlanıyor seçilmiş kurbanın yüreğine inmek için ki; bu kurban, kimi zaman yitik bir sevgilidir, düşsel bir okurdur ya da şairin kendisidir kurban ve cellat olarak. Bu mükemmel suçun uzamı ilkin şairin insan yaşamında sonra onun insan-ötesi aklında belirir şiirin o belirsiz av alanına kuyruklu bir yıldız gibi düşmek için. Ve ‘yürek yalnız bir avcıdır’ orada... Onun için darbeleri bazen ölümcül olabilir. Kireçli harcını havanında ya da geçmiş yaşantılarının laboratuarında karıştıran şair zamanımızın Dr. Mobius’udur aynı zamanda çünkü şimdi bu modern zamanlarda şiirsel bir şey bulmak için kötücül bir dehaya ihtiyaç var. Ve yüreğe, yüreğe, antik savaşların paha biçilmez yüreğine ihtiyaç var şiirin bakir ormanlarına girebilmek için ki karanlığın yüreğidir orası... yanlış kullanılmış/düşmüş/eklenmiş atılmış her sözcük intihar ya da cinayet anlamına gelebilir. Bu iyi geceye nazikçe girmeyin. Ve bunun doğru olmadığını düşünmeye başlamayın bile. Çünkü sahici bir şiirsel kafa bazı durumlarda çok tehlikeli olabilir –bu yüzden şairler dinlerden ve devletlerden kovuldu. Onlarda istenmeyen öğe kısaca güçleriydi, diğer güç mekanizmalarını rahatsız
Sayfa 44 - Edebi Şeyler
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Jean-Paul Sartre ve Simone De Beauvoir 121'ler Manifestosu'na imza atmışlardı. Cezayir'de savaşan Fransız askerlerini emre itaatsizliğe çağıran bir bildiriydi bu. Birçok yazar sanatçı ve bilim adamının imzası bulunuyordu metinde. Hükümet bu bildiri karşısında hemen harekete geçti; basının da yönlendirmesiyle tek sorumlunun Sartre, olduğu ilan edildi. Paris-Match dergisinin manşeti aynen şöyleydi: "Sartre, bir iç savaş makinesi."
Sayfa 680·Kitabı okuyor
GARABETLİKLER...
(...) Ha, utanmadan, bir de bildiri yazdırmışlar Atıf Hoca‘ya, vatan hainliğini isbatlamak üzere: Bildirinin muhtevâsı şöyle dursun, kendisi Atıf Hoca‘ya değil, muhtemelen Mustafa Sabri Efendi‘ye aittir. Atıf Hoca‘nın bu bildiri ile tek ilgisi, Tahirülmevlevî ile birlikte Mustafa Sabri Efendi‘ye gidip, bu bildiriye katılmadıklarını, imza atmayacaklarını, yanlış olduğunu düşündüklerini söylemekten ibarettir. Nasıl? İlginç değil mi? Bence de… Daha ilginci de var: Bu hikâyenin, Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun Gölgeler romanında (1986) ayrıntılarıyla yer alması… Neden acaba? 25 yıl sonra kendisine “Zamanın Atıf Hoca’sı” lâkabı yakıştırılacağını tahmin ettiği için mi?..
GÖLGELER -Yaşadığımız Günler-I-, 1 Kasım 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Deneme, İnceleme
Bildiri
Gün sendin her sabah yeniden doğan Ve her akşam sendin dönüşen aya Çiçek sendin toprak sendik gökler sen Seninle boyandı evren sevdaya Senden yana gelen seher yelleri Sevda bulutları serer üstüme O altın vakitler cennet anılar Üşüşürler birer birer üstüme Kuşatır çevremi gül kokuların Nefesin bir dünya örer üstüme Belirir eşyada yüz çizgilerin Ay bestelerini sürer üstüme Yüreğim genişler ufkum donanır Gölgen kanadını gerer üstüme Seslerin yoldaşı kulaklarımın Seninle konuşur canımın içi Gözlerinle baktım göklere yere Seninle tanırım hüznü sevinci
Alıntı
1452'de Papa V. Nicholas,
Portekiz kralı V. Alfonso ve diğer Katolik hükümdarlara hitaben, Dün Diversas adında bir bildiri yayınlamıştı. Metin kısaca şunları söylüyordu:"Bu belgelerle, Apostolik Yetkimizle, nerede olursa olsun Sarazenlerin, putperestlerin ve diğer tüm kâfirlerin ve İsa'nın düşmanlarının tüm krallıklarını, dukalıklarını, kontluklarını, prensliklerini ve diğer mülklerini ele geçirmeniz, bu kişileri yakalamanız, derdest etmeniz ve onları ebedi köleliğe mahkûm etmeniz için size tam yetki veriyoruz.." Ondan sonra görev alan papaların da defalarca tekrarladığı bu resmi bildiri, Avrupa emperyalizminin ve dünyanın dört bir yanındaki yerli kültürlerin yok edilmesinin teolojik temelini oluşturmuştu.
Sayfa 129 - Kolektif Kitap·Kitabı okuyor