Nesnelerin birileri için olması gözümün önünde açık seçiktir, çünkü hizmetleri ve engelleri öyledir; gel gör ki Evren denen bu ele avuca sığmaz dünya benim için açık seçik değildir, varsayımsaldır, dolayısıyla yoruma bağlıdır. Evet, dünyada yaşıyoruz gerçi, ama yaşadığımız bu yer, hiç kuşkunuz olmasın,yabancı bir ülkedir. Bu yüzden bizim için öylesine derin bir bilmecedir, bu nedenle ona sırını söyletmeye çalışan bilimler, felsefeler vardır, eski, bilinmez dibini araştırıp, ne olduğunu bulalım diye uğraşır, dururlar. Öyle ya, her şey sanki birisinin bizim evrenin o uçsuz bucaksız bilmecesinde boğulmuş yaşamamızı istemiş olduğunu gösterir gibidir! Bu nedenle insan, hoşuna gitsin ya da gitmesin,ister istemez, yapısı gereği ve çaresiz bilmece çözücüsü konumundadır; evrensel tarih boyunca da, tüm gürültülerin gerisinde, birilerinin biley taşına sürttüğü bıçakların cızırtısı işitilir - keskin kenarını inatçı bir bilmecenin üstünde dolaştırıp duran insan zihnidir bu: Olmak nedir?