Puan vermedi·168 syf.··
2025 33. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 15 Aralık 2025 11:06
İç savaş içersinde kalan bir çocuğun gözünden insanlığın sorgulanmasıydı bu kitap benim için . Bayılarak okumadım , yarım bırakmamak için direndiğim kitaplardan . Başlarda biley olucak edasıyla bekledim ama sonu bile güzel değildi . Beğenmedim :(
Çocuk GeliyorHan Kang · April Yayıncılık · 20242,117 okunma
Puan vermedi·464 syf.··
2025 4. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2025 18:54
Düğün kısımı çok fazla uzatılmış olması gereken biley varmışta olmamış gibi hissetirdi başı ve nazenin karakteri aşıırıı güzeldi devam kitabı ne zaman çıkıcak beli değil
2024 Okuma Raporları
Hemdem - BirAslıhan Güngör · Lapis Yayıncılık · 2024349 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
6/10
·312 syf.··
2024 21. kitabı
İkinci Dünya Savaşı sonrasında Fransa’da küçük bir köyde yaşayan iki küçük kızın; Fabienne ve Agnes’in öyküsünü okuyoruz. Bu iki kız ile belki de dönemin dinamikleri sebebi ile kimse ilgilenmiyor ki Fabienne’nin bir ailesi de yok, ikisi birbirine tutunuyorlar. Arkadaşlıklarını da kısaca kitaptan şöyle özetleyebiliriz; “Bir elmayı elmayla kesemezsiniz. Bir portakalı portakalla kesemezsiniz. Bütün o yıllar boyunca Fabienne ile kendimizi aynı dalda asılı iki elma yahut aynı sandıkta yan yana duran iki portakal ya da hatta şu tuhaf biçimli patatesler yahut turplar gibi birlesik benliklerle doğmus, iki bedende bir olduğumuza inandırmıştık. Ama bu yalnızca hayal kurmaktı. Gerçek, Fabienne ve benim iki ayrı varlık olduğumuzdu. Ben Fabienne'in bıçağının biley taşıydım. Hangimizin daha sert malzemeden yapıldığını sormanın anlamı yoktu.” Kendi dünyalarında bir oyun oynayıp kitap yazma işine giriyorlar. Sonrasında gelişen olaylar sebebi ile ayrı düşüp arkadaşlıklarını sorguluyorlar. Fabienne gerçekten de çok kendi şahsına münhasır ve güçlü bir karakter. Belki de bir ayrık otu. Agnes ise daha fazla ona kendini bırakmış bir karakter. Birbirlerini çok kendilerince seviyorlar. Bu arkadaşlık ilişkisini, Napoli romanlarındaki Lina ve Lenu’nun ilişkisine benzetenler de olmuş ; kitabın bir yerine kadar evet ben de katılıyorum. Ancak, bence bu iki kızın derinliklerine yazarın çok inemediğini düşünüyorum. Kızların neden böyle oldukları, ilişkilerindeki dinamikler daha yüzeysel kaldığı için her iki karakter ile de çok fazla bağ kuramadığımı itiraf etmek durumundayım. Bana kalırsa çok daha güçlü bir metin olabilirmiş.
Kazkafanın KitabıYiyun Li · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20241,102 okunma
9/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2024 58. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2024 09:54
Bu kitabı okurken Schiller’in geçen yaz ziyaret ettiğim Weimar’daki evinde hayal ettim kendimi. Çalışma masasının önünde dakikalarca dikilip parmak ucumla masaya dokunup gözlerimi kapayıp Schiller’in o masada oturup yazı yazdığını düşlemiştim. Ah! Dedim sonra içimden, bu tahta masa kim bilir hangi duyguların tanığı? Bu kitabı okurken yine hayalimde o masanın başına gittim. Ben bir hayalet gibi başında dikilirken Schiller’in bu güzel öyküleri kaleme aldığını hayal ettim. Büyükmüşsün Schiller dedim. Weimar’ın girişine heykelin dikilecek kadar varmışsın hani. O masada mı yazdın o öyküleri? Bir kaç yüz metre ötendeki Goethe’ye bir ikindi çayına uğrayıp, bir kaç öykü karaladım bi göz atar mısın dedin mi? Hangi mevsimde yazdın bu öyküleri? Evinin önündeki ağaçların hışırtısı ilham oldu mu sana? Yoksa ıhlamur mu kokuyordu tüm sokaklar? Sen yazına odaklanmışken alt kattaki mutfağından tencere tıngırtıları geliyor muydu? Sonra yardımcın çalışma odanın kapısını tıklatıp akşam yemeği hazır efendim dedi mi? Sonra sen odandan çıkıp misafir odasının duvarında asılı devasa portre ile gözgöze geldin mi, bir yandan yemeği bir yandan öykü kahramanların G***’yi, Edwin’i Wollmar’ı düşünürken attığın anlamsız bir bakış mıydı bu? Belki de evinde asılı portrelerden birinin adını veriyordun öykü kahramanlarına, kim bilir? Schillerin evini ziyaret ettiğimde tek bir eserini dahi okumamıştım. Zaten o şairdi ve ben de giremezdim pek şiir iklimine. Bu kitabı okurken öykücülüğü ile tanıştım Schiller’in. Hayatı hep tersten yaşarım ya ben, kapadım gözlerimi elimde bu kitapla hayalimde gittim Weimar’daki o iki katlı şirin evine. Gerçekte yaptığım gibi dikildim o tahta çalışma masasının başına; Schiller öyküsünü tamamladı ben de kafamdaki öyküyü. Ve ben bir yazarla daha biz oldum, bu bana yeterdi. Bu
Ihlamurlar Altında GezintiFriedrich Schiller · Can Yayınları · 20211,099 okunma
Çilekeş Kardeşler
10/10
·202 syf.··
Beğendi
·
2022 75. kitabı
Çilekeş kardeşler Siz ikiz misiniz?" "Ne münasebet birader? Bu devirde yalnızlık başa bela. Klonladım kendimi." AGAH "Aa siz ikiz misiniz?" “Aslında beşisiz. Hep bir arada dolasacağız diye bir sey yok sonuçta.” ALPER “Veli Bilgilendirme Sistemi diye bir sey var. Velinin kullanması gereken sistem ögrencinin elinde." *Öğrencinin kullanması gereken sistemin niteliksiz bir bakanlığın elinde olmasi gibi." diyerek gösterdi yine Agah Okula sivil gelmekten dahi cekinmiyor. Oğlum sen bu okula kurallarına tepki olarak mi dogdun?" "Hocam benim gibi nitelikli bir sahsiyetin doğuşunu bu kadar hafife almayin derim.? dedi ve pesi sira kopan kahkaha tufanına aldirmayarak devam etti, "Bir de iyi yanından bakın. Ben Çiğnemeseydim diğer ögrencilerin kurallardan nasıl haberi olacaktı"? Olcayto İkiz kardeş denildiğinde akla ilk herkesin nasıl göründükleri gelir tam da bu kardeşlerin benzemesiyle ve lise de yaptıkları yatamazlıkları , öğretmen ilişkilerini aşk hayatlarını ve oynadıkları futbol takımındaki olayları beni çok güldürürken agah ın duygusal kalbi ve yazar olmak istemesiyle etkilenmiş açelyanın onu üzmesi beni üzdü..Alper ve Olcayto nun aşk hayatları ise tamamen macera ile devam ederken her anları daha ne olabilir diye düşündürüyor.. Alper leyla ile sınava tabi tutulsada çok güldüm.. Ailenin sımsıcak diyalogları harikaydı.. Leylanın babası nuri nin başkanlık atışmaları.. Seçimlerin sandık konusuna kadar işlenmesi ise alkışı haketti Hatta bizim insanlarımızın unvana sahip olduktan sonra kendilerini biley sanıp para ödemeden yaptırdıklarına kadar değinen konu beni gerçekten kendine çekti.. İkizlerin babasının konuşmaları ve oğullarının konuşmayı yanlış anlamasıyla para biriktirme olaylarında yaşadıkları kimyoner olma hikayeleri, misafir ağırlamaları gibi bir çok konuda
Roman
Çilekeş KardeşlerAgâh Ensar Can · Fihrist Kitap · 202258 okunma
Ülkü Tamer / Güneş Topla Benim İçin
Puan vermedi·360 syf.·
2021 87. kitabı
Ülkü Tamer'in kitabının geneliyle ilgili değil de Giyotin üst başlıklı şiirlerine dair bi inceleme yazmak istedim. Şiirlerin tamamını da incelemenin sonunda bulabilirsiniz. Öncelik konuya giyotinle başlamak gerek sanırım. Bir çocuğumuzun bildiği gibi giyotin, Fransa’da ihtilalden sonra "ölümde eşitlik" getirmesi için -soylu da taşralı da aynı şekilde ölsün diye- Jacques Nicholas Pelletier isimli bir hırsızı idam etmek için, Joseph Ignace Guillotin tarafından 1792 yılında icat edilerek ismini de icat edenden almıştır. Giyotin tarihte yakın geleceğe kadar kullanılmıştır ve iktidarın gölgesi altında yozlaşıp iki yüzyıl boyunca sayısız da ölüme sebep olmuştur.¹ "İnfazın çok çabuk gerçekleşebilmesi sebebiyle bir günde yüzlerce infaz yapılmaya başlanmış, soyluların oyuncağı hâline gelmiş ve başlarda ilgi çekici bir olay olarak görülen giyotin sıradanlaşmıştır. Ancak ne kadar sıradanlaşsa da güç sahiplerinin otoritesini kalıcı kılma arzusu giyotinin eşitlikten ziyade bir şiddet aracı olmasına ve acımasızlığın boy göstermesine yol açmıştır."² Ülkü Tamer ise bu şiirleriyle, insancıl (!) bir infaz yöntemi hedefi ile geliştirilen giyotin üzerinden toplumsal bir okuma yapmıştır. Giyotin beşlisi diye adlandırabileceğim bu şiirlerde, Avrupa’da herkese eşit ölüm getirmesi için tasarlanan giyotine göndermeler vardır. Hatta o dönem giyotinin kullanılmadığı zaman üzerine atılan siyah örtüden dolayı “lady” diye anılmasının ya da halk arasında “ulusal bıçak” gibi adlandırılmasının da beş şiire “Lady Giyotin, Aziz Giyotin, Yurtsever Kısaltıcı, Ulusal Bıçak, Halkın İntikamcısı” gibi başlıklar verilmesine sebep olmuştur.Bu başlıklar Ülkü Tamer'in eleştirinin dozunu artırdığı bilinçli bir tercihidir, dünya tarihinin büyük bir sorunu şair duyarlılığı ile dile getirilir. İnsanlara ceza
Şiir
Güneş Topla Benim İçinÜlkü Tamer · Islık Yayınları · 2020304 okunma