Evinizi ucuz, plastik, kırık dökük ve hiçbir işe yaramayan yüzlerce ıvır zıvırla doldurursanız, içeride adım atacak yer kalmaz. Eviniz bir çöplüğe döner ve huzurunuz kaçar. Oysa sadece rahat bir yatak, sağlam bir masa ve birkaç iyi kitapla döşenmiş sade bir oda size gerçek bir yuva sıcaklığı sunar. Ya da elinde yüz tane kalitesiz ve ne işe yaradığını bilmediği alet çantasını taşıyan bir usta yerine, sadece bir çekiç ve bir tornavida ile her işi ustalıkla çözen birini hayal edin. Önemli olan aletin çokluğu değil, işlevi ve kalitesidir.
Tolstoy bize tam olarak bunu hatırlatıyor. Bugün sosyal medyanın ve internetin etkisiyle her gün binlerce gereksiz bilgiyle zihnimizi dolduruyoruz. Kimin ne giydiğini, magazin dünyasındaki dedikoduları ya da hiçbir işimize yaramayacak tonla veriyi biliyoruz. Ama ruhumuzu nasıl sakinleştireceğimizi, gerçekten nasıl seveceğimizi ve hayatın acılarıyla nasıl baş edeceğimizi bilmiyoruz. Bilgi çokluğu bizi bilge yapmaz, sadece zihnimizi yorar. Önemli olan, yaşantımıza değer katan o sade ve derin gerçekleri bilmektir.