Kimse bana yaşlandıkça gözlerin sulanmasının normal olduğunu, gözyaşlarının neredeyse tüm anılara tutunduğunu söylememişti. Meğer her damla, geçmişin tozlu raflarından kopup gelen küçük birer veda, bazen de bir hatırlayışmış.
Eskiden sadece acıdan veya neşeden aktığını sandığım o şeffaf tuzlu su, şimdi kendi kendine yolunu buluyor; sanki göz pınarlarım, zihnimin taşıyamadığı ağırlıkları dışarı sızdırıyor. Bir pencere kenarında yağmuru izlerken, eski bir şarkının ilk notası kulağıma çalındığında ya da çoktan unutulduğunu sandığım birinin ismi anıldığında, gözlerim birikmiş anıların baraj kapaklarını açıyor.
Artık anlıyorum ki; yaş aldıkça dünya bulanıklaşmıyor, aksine içimizdeki dünya dışarı taşıyor. Her yaş damlası, yaşanmışlıkların yorgun ama bilge birer nişanesi gibi yanaklarıma süzülürken, aslında ruhumun zamanla olan sessizce hesaplaşmasına tanıklık ediyorum. Demek ki insan yaşlandıkça sadece görme yetisini yitirmiyor; içindeki her şeyi, yavaş yavaş dışarı dökerek hafiflemeyi öğreniyor.
-Turnalar Güneye Uçarken-
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dost görünenin nasıl düşman olabileceğini, iyi biriymiş gibi davrananın aslında dünyanın en kötü kişisine dönüşebileceğini, bilge zannettiğin o kutsal kişilerin sadece kendi çıkarı peşinde koşabileceğini, sana sadık duranların bir gün en büyük ihaneti yapabileceğini öğreneceksin.
Adalet hor görülür, hukuk unutulursa, 'devletin ışığı söner, dünya karanlığa bürünür' Görüleceği gibi, siyasal erki meşrulaştıran, yücelten ve sürekliliğini sağlayan adalettir, hukuktur.