hayatı boyunca kurmuş olduğu bütün hayalleri düşündü içlerinden sadece biri gerçek olmuştu
o da, gerçekleşmemesi gerektiği için hayal olarak kurulmuştu sadece hayalde kalacağı için kurmaya cesaret ettiği tek hayali gerçek olmuştu sonra başka bir şey düşündü: kim seçiyor acaba, dedi
hangi hayalin gerçek olacağını?
eğer bu dünyada bir yerlerde, insanlar çocukları bombalıyorsa bunu bilmeye gerek yoktu o dünya zaten yanmış çocuk eti kokardı ve çocukların burunları bu kokuları alır, ergen öfkesi olarak da geri verirdi ta ki burunları yetişkin uysallığıyla tıkanana kadar.
insan doğar, on-on beş yıl sonra dünyanın nasıl bir tezgâh olduğunu ve doğumla ölüm arasına nasıl hapsedildiğini fark eder bu aslında bir histir, bilgi değil ve ilk tepkisini verir avazı çıktığı kadar bağırarak bu çığlık, bir kalabalığın içinde cüzdanını çaldırdığını fark eden kişinin çaresiz haykırışına benzer önce, aşağılayan ve umursamaz bakışlar atan kalabalık, sonra da gürültüye dayanamayıp, içlerinden birini, bağırıp çağıranla konuşmaya gönderir o da gidip "biz de çaldırdık cüzdanı, ne var? senin gibi kıçımızı yırtıyor muyuz?" der böylesi bilimsel bir müdahale için genelde diplomalı olanlar tercih edilir kalabalığın umursamazlığı karşısında yavaş yavaş sesi kesilen yaygaracı, gerçeği kabullenir ve çevresindeki boşluğu insanlar doldurur
buna büyüme denir yetişkin olma
tam olarak, yetişkin uysallığı yapay bir haldir, tasarlanmıştır, işlevselliği üzerinde hesaplar yapılıp öyle biçimlendirilmiştir; yetişkin uysallığının temeli, toplumun varlığının sürdürebilmesi için toplumdaki her bireyin bir boka yaraması gerektiği inancı yatar ve en önemlisi, yetişkin uysallığı tamamen ölçüsüz bir dünyada, milimetrik biçimde ölçülüdür.