“Fakat insan yaşamında öyle bir an gelir ki, hastanın yakınları için umut beslemek biraz yapmacık ve gerçekdışı olur. Hastada bazı değişiklikler olmuş,davranışlarında bir tuhaflık, eskisine benzemeyen bir kişilik oluşmuştur. Yanıt vermekte zorlandığımız tuhaf sözler dökülür ağzından,dönüş yolunu kapatan ve ölüme götüren bazı tuhaf sözler.”
“Bir yandan,çocukların bedenlerini beslerken her türlü “rafine” üründen kaçınıyoruz,tercih ettiğimiz ürünlerin “içindekiler”de deniz ya da Himalaya tuzu,tam buğday unu ve keçiboynuzu pekmezi arıyoruz,”organik” olsun diye kilometrelerce uzaktaki çiftliklerden ilaçlanmamış,kurtlu elmalar getirtiyoruz; diğer yandan,çocukların ruhunu beslemek gerektiğinde onlara yapay,dezenfekte edilmiş bir dille hayatın her türlü cilvesinden,insanın her türlü incinebilirliğinden artırılmış “içerikler” sunuyoruz.”