10/10
·320 syf.··
2025 44. kitabı
️ Tenha yerlerde gezginleri korkutan ani ve açıklanamayan sesler korkunç ve ahenksiz bir sesi olan Pan'a atfedilir. Bu yüzden "panik" kelimesi ani korku anlamına gelir. Atinallar Maratondaki başarılarını Pan'in korkunç sesiyle Persler arasında yarattığı alarma borçlulardır... . . ️ Zeus simgelerinde tanrının yanında her zaman bir kartal olması şüphesiz önemli bir ayrıntıdır. Bu asil kuş Zeus için kutsaldı, çünkü gözleri kamaşmadan güneşe doğrudan ve sürekli bakabilen tek yaratık oydu. Bu da kartalın kutsal kralın görkemini çekinmeden izleyebiliyor olduğu fikrini getiriyor akla... . . ️ Merhabalar sevgili kitap dostlarım. Mitolojik kitaplar sevenler burada mıyız? Sizleri şöyle yakınıma almak istiyorum. Çünkü, Antik Yunan ve Roma'nın Mitleri ve Efsanelerini konu alan harika bir eserden bahsetmek istiyorum bugün sizlere... Hazırsanız başlıyoruz . . ️ Eserimiz , iki ayrı bölümden oluşuyor. İlk kısımda Mitler , ikinci kısımda ise efsaneler yer alıyor. Her biri ayrı başlıklar altında dolu dolu bir tarih yolculuğu sunuyor bizlere. Eserimiz, adından da anlaşılacağı üzere , Antik Yunan ve Roma dönemine ait inançlar ve çıkış noktalarından bahsediliyor. Pek çoğumuzun aşina olduğu , Hades, Pluton , Nemesis, Poseidon ve daha nicelerini okurken bilgimize bilgi katıyor, Efsaneler kısmında ise , Efsanelerin hayat yolculuğuna ortak oluyoruz. Bu arada , Herkül her zamanki gibi benim favorim oldu. Ve elbette Troya savaşı da eserimizde yerini almıştı... . . ️Sizler de , Mitolojiye ve tarihe doyacağım bir kitap arıyorum diyorsanız doğru yerdesiniz der hepinize şimdiden keyifli okumalar dilerim. Kitapla Kalın
Antik Yunan ve Roma'nın Mitleri ve EfsaneleriE. M. Berens · Kanon Kitap · 2021120 okunma
Obez Devlet; ülke ekonomisi için milli güvenlik tehdididir
9/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2025 18. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 05 Ağustos 2025 13:52
"Türkiye'de küçük bir azınlık çok yemekten, is­raftan, hazımsızlıktan uyumazken; büyük bir çoğunluk ise açlıktan, yarın kaygısından, ekmek kavgasından uyuyamıyor." Öncelikle hak ve özgürlükler güvencede değildir. Toplumsal huzur ve barış sürdürülebilir değildir. Demokratik olgunlaşma seviyesine erişilememiştir. Hukuki gelişmişlik yeteri derecede artmış değildir. Bu doğrultuda yapılan bütçe vatandaşın değil iktidarın ve onun beslediği imtiyazlı grupların bütçesidir. Obez Devlet'te reel ve sürdürülebilir büyüme gerçekleşmez. Bü­yüme dalgalı olur. Büyümenin olduğu dönemlerde ise büyümenin bölüşümü adil olmaz. Milli gelir pastası büyüsün veya büyümesin bazılarının porsiyonu, diğerlerinin porsiyonlarının küçülmesi paha­sına sürekli büyür. Toplumda zenginlerle düşük gelirliler arasındaki makas sürekli açılır. Dengesiz, biçimsiz, sevimsiz bir yapı çıkar or­taya. Zaten devleti obez yapan da budur: dengesiz büyüme ve bü­yümenin dengesiz dağılımı. Çalışan kaslara enerji verilmez, alınte­rinin hakkı gasp edilirken, çalışmayan rant/makam kollayıcılarına, yandaşlara kaynak aktarıldığı için kaslar zayıflarken göbek büyür. Cumhuriyet tarihi boyunca arka arkaya yedi yıl boyunca kişi başına GSYH'nin düştüğü tek dönem 2014-2021 yıllarını kapsayan yedi yıllık dönem olmuştur. Daha önce sadece İkinci Dünya Savaşı yıllarında arka arkaya dört yıllık bir kişi başına gelir düşüşü yaşan­mıştır. Dünya ekonomik buhran dönemi, 1980 Darbesi dönemle­rinde bile kişi başına gelir düşüşleri en çok arka arkaya üç yıl sür­müştür. "Bilmemek mutluluktur" deyip kaçamazsınız, gerçeklere sırtınızı çeviremezsiniz. Zaten birileri, bilmeyin, mutlu olun(!) diye bu harca­maları bütçenin olmadık yerlerine saklamıştır. Hepimizin araştırma, öğrenme, bilme, bilgimize göre oy davranışı geliştirme sorumluluğu­muz
Obez DevletOzan Bingöl · Sia Kitap · 202263 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·240 syf.··
2025 316. kitabı
Georges Bataille’nin “Lanetli Pay” kitabında betimlediği ve bu payın doğurduğu huzursuzluğun hem sebebi hem sonuçlarından biri olan Kapitalizm’in en uzun süren ve insan doğasından kaynaklanan yapısı ve uygulamasının günümüzde bir geleceğinin olup olmadığının, konularındaki yetkinlikleriyle tanıdığımız beş sosyal bilimci olarak tanınan -Wallerstein, -Collins, -Mann, -Derluguian ve -Calhoun tarafından ortak bir kitapla tartışılmaktadır. Güzel bir eleştiri kitabı. Aynı zamanda da güncel bir kitap. Beş uzman kişinin kitap hakkındaki ortak bildirisi kitabın içeriğini özetler nitelikte: “Önümüzdeki yıllar şaşırtıcı sarsıntılara ve çok büyük zorluklara gebe.” “Pek çoğu beraberinde daha önce görülmemiş siyasal ikilemler ve zor seçimler getirecek.” “Bu durum yakın zamanda yaşanmaya başlayabilir; şu an genç olanların yetişkinlik dönemini biçimlendireceği kesin.” “Önümüzdeki yıllarda işleri önceki kuşakların yaptığından farklı yapma fırsatları da doğacak.” “Bu kitapta dünya tarihine dair sosyolojik bilgimize dayanarak bu zorlukların ve fırsatların neler olabileceğini tartışıyoruz.” “Hiçbirimiz kapitalizm teşhisimizi kınama ya da övgüye dayandırmıyoruz. Hepimizin kendi ahlaki ve siyasal kanaatlerimiz var elbette ama meselemiz kapitalizmin gelecekte varolacak bir toplumdan daha mı iyi, yoksa daha mı kötü olduğu değil.” “Sorumuz şu: Kapitalizmin geleceği var mı?”
Kapitalizmin Geleceği Var mı ?Immanuel Wallerstein · Metis Yayınları · 201438 okunma
Puan vermedi·264 syf.·
2025 441. kitabı
Dersim tarihte çok eski bir bölgenin adıdır. Kürtçe'de “gümüş kapı”, Zazaca da ise “duvarlı” anlamına geldiği rivayet olunur. Yakın tarihimizi aralayalım, bu konuda bıze Hüseyin Aygün'ün değerli özverili çalışması önderlik ediyor. Dersim’in önce Osmanlılaştırılması, ardından da Türkleştirilmesi yolundaki teşebbüsün yüzyıllık hikâyesini Osmanlının ve Cumhuriyetin Dersim raporları üzerinden veren Hüseyin Aygün’ün bu çalışması, bu hikâyenin son halkasını teşkil eden 1938 İsyanının ardından takip edilen devlet siyasetinin resmi dökümünü yapan kimi belgeleri de ilk kez bilgimize sunuyor. Devrin iskan müdürü Reşad Tanyeri’nin resmi yazışmalarından oluşan belgeler Dersim İsyanının karanlıkta kalmış bir yüzüne ışık tutuyor. Kitap boyunca konu edilen Dersim raporları ve son Dersim isyanının ardından gerçekleşen sürgünlere dair belgeler iki temel hususa işaret ediyor. İlk husus şu: 1937-8 Dersim İsyanı, Cumhuriyet dönemi Kürt ayaklanmaları içerisinde sivillere yönelik eziyetin ve kıyımın en şiddetlisine sahne olmuş gibidir. İsyan açıkça kışkırtılmış, ardından da isyancılarla beraber aileleri ve hatta isyana iştirak etmeyenler eziyete ve kıyıma maruz kalmıştır. Binlerce isyancı ve sivil vatandaş öldürülmüş, kalan on binlercesi sürgün edilmiştir. Zannımca, Dersim İsyanı esnasında gerçekleşen kıyımın hacmini en açık biçimde bir resmi belge gösteriyor. Genelkurmay Başkanlığı Harp Dairesince yayımlanan Türkiye Cumhuriyetinde Ayaklanmalar adlı meşhur kitap (Reşat Hallı, 1972) Dersim İsyanı esnasında 17 günde yapılan tarama harekatında ölü ve diri 7954 kişinin ele geçirildiğini ve 1019 silahın toplandığını rapor etmektedir. Topu topu birkaç on bin kişinin yaşadığı bir havaliden 7954 kişinin ölü ve diri ele geçirilmiş olması kadar, ele geçirilen kişilerle yakalanan silahların sayısı
Araştırma-İnceleme Tarih
Dersim 1938 ve Zorunlu İskanHüseyin Aygün · Dipnot Yayınları · 200914 okunma
8/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2025 16:03
2025 - 15. Kitap Kitabın Adı: 1984 Yazarı : George Orwell Yayınevi: @canyayinlari Türü: Roman Basım Yılı: 2019 Sayfa Sayısı: 350 Sayfa Düşünceler : Yazarın 'Hayvan Çiftliği ' ile birlikte en az bir kez mutlaka okunması gerektiğini düşündüğüm bu eser distopik romanın en önemli başyapıtlarından birisidir. Yazarın 1948 yılında bitirip ilk basımı 1949 yılında yapılan romanı bazı ülkelerde sansüre uğramış. İnsanların birbirine bakmaya dahi korktukları bir ülke , düşüncenin dahi acımasızca cezalandırıldığı bir ortam, üzerinde sürekli oynanan insanları zengin gösteren verilerle yapılan manipülasyonlar, herkesin birbirini kolladığı,jurnallediği kaotik,korku dolu bir iklim, ulaşamadığı refahın mutluluğunu yaşayan cinsellikten dahi soğutulan insanlar . Her şeyin devlet denetiminde olduğu ,muhalif eserlerden yoksun , belleksiz,kültürsüz ,düşünme yetisine dahi sahip olmayan sorgulama yeteneği elinden alınmış bir toplum. Bu toplumun bir bireyi olan Winston Smith 'ın gerçeği bulma çabası eşliğinde anlatılıyor tüm olanlar. Biraz Soyvet, biraz Nazi eleştirisi var . Totaliter rejimlere giden yolları , köşebaşlarını anlatmış yazar. Adeta geçmişten günümüze korku dolu bir köprü kurmuş. İnternetle birlikte her bilgimize ulaşılabilen, her yaptığımızın görülebildiği, kitle iletişim araçları ile toplumun yönlendirilebildiği, kültürün ,eğitimin ikinci plana atıldığı günümüzde toplumsal farkındalığın önemini ta o yıllardan görüp bize ışık olan yazarın bu eşsiz eserini herkes en az bir kez okumalı. Zevkle okudum , bir çok yerin altını çizdim. Alıntılar yapıp toplumsal konulqrda değişik bakış açıları edindim. Sizede 10 kitap tavsiye edecek olsaydım birisi mutlaka bu olurdu. Bence benim gibi geç kalmadan alın okuyun. Yoksa bu satırların yazarı gibi çok ama çok pişman olursunuz
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,4bin okunma
Puan vermedi·176 syf.·
2024 521. kitabı
12 Eylül öncesi ve sırasını, okuldan bozma bir cezaevi olan ‘iki yıllık’ı, bir “hoş geldin işkencesi” ala­nı olan Mamak cezaevi girişindeki ‘kafes’i, ‘tabutluk’u, Mamak cezaevi­nin 12 Eylül öncesi ve sonrasını, A ve C blok kadınlar koğuşunda yaşananları ve dışarıda karşılaşılan dünyayı anlatmakta kadınlar Konu itibarıyla zor bır kıtap Mamak zorlandım Açıkcası hayatın acı gerçekleri gözardı edilemez, bılınmeli okunmalı "Türkiye’nin yakın siya­si tarihinde askeri cezaevi deneyimi yaşamış kadınların, kadın koğuşla­rında bir arada yaşama tecrübeleri­nin, farklı yaşama/dayanma taktikleri geliştirerek ayakta kalmaya uğraş­ma pratiklerinin, direnme ve tahay­yül yüklü stratejileri(nin)… protesto enerjileri(nin)… bireysel ve kolektif fantezi ve yaşamı yeniden sahiplenmeye yönelik yaratıcı girişimleri(nin) anlaşıl­ması ve görünür kılınması girişimidir.” diyor.. Meral Akbaş Meral Akbaş "Mamaklı kadınlar, çeşitli ortam ve du­rumlarda, çok nadiren dillendirdikleri (Mamaklı diğer yüzlerce kadın gibi) an­latılarını dışarıya “anlatmaya” başlamış oldular bu kitapla… Meral Akbaş’tan devamla…“Kadınlar, cezaevi mekânını ‘yaşama alanı’ olarak tarifediler; ce­zaevinde yaratılan bu ‘başka’ dünyayı farklı kelimelerle, farklı anıları hatırla­yarak ama sürekli dile getirdiler.” Ve Mamaklı kadınların anlatıları, cezaevi kadın deneyimini görünür kılıvermişti …"Mamaklı kadınların, kendi işkencelerini anlatmak yerine -genellikle pek rastla nılmayan-, dayanışmayı sağlayan ve da­yanışmaya “yarayan, yaratılan” baskı ve işkenceleri anlatmayı tercih ettiklerini görüyor; bu bölümleri, “Yaşasın Kadın Dayanışması!” aklımızda olarak okuyo­ruz… Kadınlar, “Başka kelimeler, başka baş­langıçlar ve bitirişler, başka bir dille Türkiye’ye dair farklı bir tarihi” görünürleştirmişlerdi. Onların anlattığı,
MamakMeral Akbaş · Ayizi Kitap · 20018 okunma